fbpx

Merhaba sevgili kitap kurdu dostlar…

Harika bir seri keşfettim. Gerçekten övgüye dair bir seri olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar keşfetmekte geç kalmış olsam da seri hakkındaki düşüncelerimi paylaşmakta geç kalmayayım dedim. Bu güzel seri üç kitaptan oluşuyor. Portakal Kitap‘tan çıkmış ve Sezgin Irmak tarafından kaleme alınmış. Sizler için bir de seri sıralamasını yazayım ki alıp okumak isteyenler için kolaylık olsun.
1. Zehr-i Bal
2. Mühr-ü Kalp
3. Sırr-ı Sevda
Kitapların adı bile ayrı bir güzel. Sizce de öyle değil mi?
Serinin ilk kitabı Zehr-i Bal ile başlamak istiyorum kitaplar ile ilgili düşüncelerime…

20210827 114808 56e6cf9e

Gülpare adında bir kızımız var ve kendisi aynı zamanda kitabımızın ana karakteri.
Bir gün çok olmasını istediği bir hayali için gül şerbeti yapıp dağıtma adağı adıyor. Ancak o güllere çok değer veren ince düşünceli bir kız. Yani bırakın onları koparmayı, severken bile incitmekten korkuyor onları. Ancak bu adağı yerine getirebilmek onun için çok zor olsa da adağını yerine getirmekte kararlı. Konaklarının bahçesinde özenle yetiştirdikleri güllerinin yapraklarını tek tek koparıyor sonra da kendi elleriyle gül şerbeti yapıyor onlardan. Şerbeti dağıtırken kullanmak için özel yapım bardaklar almak isteyince teyzesi ile birlikte çarşıya gidiyor ve yolu bir kalaycının dükkânına düşüyor. İşte orada bizim erkek ana karakterimiz Kalaycı Hamza ile tanışıyor ve ikili daha ilk anda etkileniyorlar birbirlerinden.
Gülpare aynı zamanda dönemin kadısı olan Kadı Rauf Efendi’nin kızı. İkilinin tanışmasıyla da olaylar başlamış oluyor.
Serinin ilk kitabı olan “Zehr-i Bal” çok duru yazılmış, dönemin özelliklerini çok güzel harmanlamış ve içeriğinde yer alan nahif aşkı anlatan nadide bir eser.
Kitapta işlenen olaylar Osmanlı Dönemi’nde yaşanıyor ve o döneme ait yaşayış tarzı, konuşma üslûbu gibi döneme ait pek çok esintiyi hissetmek mümkün kitapta.
Gülpare ve Kalaycı Hamza’nın yaşadıkları aşk ise o kadar nahif ve duru anlatılmış ki “Gerçek aşk, gerçek sevda budur işte!” diyor insan. Kitabın içeriğinde tasavvufi bilgilerin yer alması da farklı bir tat vermiş kitaba…

20210827 114821 81a0e390

Serinin ikinci kitabı Mühr-ü Kalp‘te ise olaylar giriş bölümünden gelişme bölümüne geçmiş dersem doğru olur sanırım. Çünkü ilk kitapta olayların başlangıcına ve karakterlerin tanıtımına daha çok yer verilmişti. Bazı önemli olayların ilk sinyallerini almıştık. Bu kitapta ise daha çok vâkıf oluyoruz olaylara. Karakterleri de tanıdığımız için her şey çok daha güzel ilerliyor. İlk kitabımız çok heyecanlı bir yerde bitmişti. Dolayısıyla Mühr-ü Kalp kitabına da hızlı bir giriş yaptık. Sultanı yerinden etmek isteyen bir grup işgalci isyan hazırlığına girişirler. Pek çok plan yapılır bunun için. Onlar başa geçecek ve düzen değişecektir. Ancak her zamanki gibi iyiler bu planın varlığından haberdar olurlar ve isyanı engelleyip sultanı korumak için büyük bir mücadeleye girişirler ve tabii ki sonuçta iyiler ve kötülerin savaşında galip iyiler olur. Bu arada Gülpare ve Hamza’nın aşkları da doludizgin devam ediyor. Ancak önce sorunların ortadan kalkması gerekiyor ki bizim ikili için sonunda vuslat olabilsin. Ancak onlar kavuşmak için gün saysalar da feleğin de onlar için farklı planları var elbet…
Bir hayli fazla karakterimiz olsa da bu durum kafa karışıklığına neden olmuyor. Kitabın sonunun nasıl biteceğini çok merak ediyordum doğrusu ve yazar beni yine şaşırtmadı ve yine güzel bir sonla bitti kitap ve bir o kadar da hüzünlü..

20210827 114831 8d59bb7a

Gelelim serinin üçüncü ve son kitabı olan, tüm olayların sonuca bağlandığı ve karakterlere ne olduğunu da öğrendiğimiz Sırr-ı Sevda kitabına…
Gülpare ve Hamza’nın aşkları, isyanlar, ihanetler ve iyi ile kötünün savaşı bu kitapta da devam etti. Ama tabii ki son kitap olduğu için tüm bilinmezliklere de bir cevap bulundu. Kimlere ne olduğu ya da neden olduğu öğrenildi. Bu kitapta tabiri caizse son oyunlar oynandı ve perde de böylece kapanmış oldu. Perdenin kapanması da bir o kadar sürprizli oldu. Emin olun okuduğunuzda çok şaşıracaksınız. Bunu söylemesem olmazdı.

20210827 115015 4ae3b340

Yazarın anlatım tarzını çok sevdim. Ruhu dinlendiren ama bir o kadar da sürükleyici bir anlatımı vardı. Seride sevdiğim ve sevmediğim karakterler bir hayli çok olsa da en sevdiğim karakterin Rıfkı olduğunu söyleyebilirim. Israrla kötü olması için yetiştirilmeye çalışılmış biri olmasına rağmen onun daima iyiden ve doğrudan yana tavır koymasını, temiz kalbini, merhametli davranışlarını, vicdanıyla hareket etmesini sevmemek mümkün değildi. Bir gül şerbetinden nerelere gelindi inanamadım, hele de sonu gerçekten çok ilginçti. Velhasıl kelam baştan sona keyifle okuduğum bir seri oldu. Aşk, tarih ve polisiyenin harmanlanmasıyla oluşan harika bir kurgusu vardı. Kapak tasarımıyla da gönlümü fethetti kitaplar… Seriyi alıp okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Kitaplarla kalın. Hep mutlu kalın…

tabiattakikitaplar içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
tabiattakikitaplar içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.