fbpx

Zamanı durdurmak mümkün müdür? İstediğiniz her anı saatlerce yaşayabilirsiniz, zamanı durdurmak mümkündür. Peki nasıl? Aslına bakarsanız her gün farkında olmadığımız birçok mucizeye şahit oluyoruz. Osmanlı’dan günümüze ulaşan “âdiyat” diye bir kelime var. Öylesine hoşuma gidiyor ve öylesine demek istediklerimi topluyor ki. Dîvânu Lugâti’t-Türk’te geçen tam anlamı şu şekilde: Her zaman meydana gelen harikulade ve birer mu’cize-i kudret olmakla beraber, insanlarca alışılmış olduğundan kıymeti bilinmeyen hâdiseler… Ne güzel bir kelime! Güneşin doğuşu, batışı bir adiyat… Dolunayın güzelliği bir adiyat… Karın beyazlığı, ferahlığı bir adiyat… İnsan bir adiyat, hayvan bir adiyat… Aslında şu yaşam başlı başına kendisi bir mucize…

Teknoloji de akıl almaz bir adiyattır… Farkında mısınız şundan birkaç asır önce her insanın kendini yaşayan tek canlı sandığı, dış dünyayı bilmediği ve yaşam kelimesini kavrayamadığı bir zaman dilimi vardı… Şimdi ise dünyanın öbür ucunda neler olduğunu eğer merak ediyorsak ve araştırıyorsak oradaki bir insandan bile daha çok şey bilebiliriz… Dünya her insan için çok büyük ancak evren için bir toz parçası… Bu da insanı “Daha ne mucizeler var da haberimiz yok.” demeye itiyor… Tabii haberimiz olanı bile düşünmeyen canlı türüyken bu da komik gelmiyor değil kulağa… Bir an için, sadece bir an… Şu an bu yazıyı yazıyorum ancak 1 dakika önce ne yapıyordum, bir dakika sonra ne yapacağım? Şu an bu yazıyı yazmak hoşuma gidiyor, yıllar sonra bile bu anı yaşamak, gençliğin hızlı parmaklarıyla coşkulu bir şekilde baş kaldırdığım düzene bakış açımı ilerideki bir yaşımda da hissetmek istiyorum… Zamanı nasıl durduracağım şimdi?

Sevdiğim bir insanla beraber bir yolda yürüyorum ve bu benim belki de en huzurlu olduğum an… Bu anı; hiç hafızamdan silinmesin, bu huzuru hiç kaybetmeyeyim istiyorum. Biraz huzur aramak için gökyüzüne baktığımda, güneşin batışıyla ortaya çıkan harika renklerin içimde kıpır kıpır ettirdiği duyguyu yıllar sonra karanlıkta hissetmek istiyorum… Şimdi güzel gelen bir anıyı, belki şu an, tam şu anı hafızama kaydetmek istiyorum. Unutursam kahrolurum, zamanı durdurmak istiyorum… Peki bu mümkün müdür? Kamera… Öyle olağanüstü bir icat ki… Anılarınızı, mutluluklarınızı, acılarınızı, tanıştığınız insanları, tattığınız zevkleri, kazandığınız başarıları… Demem o ki hayatınızın en kötü anında size iyi hissettirecek geçmişinizi… Durmasını istediğiniz zamanları hapsediyor. Şimdi elinize bir fotoğraf alın ve sonra gözünüzü kapatın…

O anı tekrar tekrar yaşamak, bazen acı verir bazen mutluluk. Ama zamanı durdurmak bu şekilde mümkündür, anılarınızı bir kareye saplamak. Benim gözümde teknoloji çağının en büyük adiyatı; kameradır. Zaten somut anlamda, hani akla gelen ilk haliyle “zamanı durdurmak” umarım hiçbir zaman çağımızın ulaşabileceği bir yerde olmaz… Sahi, sevdiğimiz insanlarla geçirilen her an önemli değil midir… Zaman nasıl geçer bilmezsiniz, o duyguyu öylesine kaybetmeyeceğinize eminsinizdir ki geçmişinizi hapsetmek bile gerekli olmaz… Sevildiğini hissettiğin, gerçekten sevdiğin ve güven ortamının karşılıklı bir şekilde kurulduğu ilişkiler hayatın sonuna kadar böyle gider. Eğer bir insanla zamanı durdurmak istiyorsanız, çünkü belki de o duyguyu bir daha hissetmeyeceğinizi düşünüyorsanız; o an terk edin orayı… Çünkü o insanla hapsettiğiniz geçmişin kareleri, ileride baktığınızda size yalnızca acı verir. Kaybedilen mutlu anılar, yaşadığınız acı günlerden daha beter bir hal alır…

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.