fbpx

Yürümek beden ve ruh sağlığı için mükemmel bir aktivitedir. Özellikle sabah yürüyüşleri insanın güne başlarken iyi hissetmesini ve  enerjik olmasını sağlar. Çoğu insan bu kadar basit bir eylemin vücuduna etki edebileceğine inanmaz.  ”Çoğu insan”ın içine girmeyenlerden Alman Saarland Üniversitesi’ndeki araştırmacılara göre günde 25 dakika yürümek insan ömrünü ortalama 7 yıl uzatıyormuş. Yedi yıl çokmuş, biz daha ondan önceki yılları zor geçiriyoruz diyenleri birkaç adım fazla atmaya ikna etmek için bir alt konuya daha değineceğim.

Bir konuyu düşünmek için oturup kahve içmek, oturup duvarları izlemek, yatarak tavanı izlemek bazı insanlar için iyi bir yöntem gibi gözükebilir. Fakat aslında vücudu hareket ettirmemek ve sadece beynimizde bir etkinlik olmasını beklemek, bir konuya odaklanmayı oldukça zorlaştırır. Aklımıza gelmesi gereken, fikir üretmemiz gereken konunun yanında ‘Bu ne alaka şimdi?” diye iç organlarımızın duyacağı yükseklikteki bir sesle söylenmemize sebep olabilecek binlerce farklı düşünce zinciri daha sürüklenir asıl konumuzun peşinden. Bir de aynı konuyu yürüyüş sırasında aklımıza getirdiğimizi canlandıralım. Yürürken kollarımızın hafifçe veya hızlıca yanlardan sallanması, bacaklarımızın aynı yerden kıvrılıp düzleşmesi, omuzlarımızın öne arkaya hareket etmesi gibi vücudumuzun tamamında gerçekleşen ritmik hareketler odaklanmayı ve yaratıcılığı ”Gözümle görmeden inanmam.” diyeceğiniz boyutta artırır. Bunlar sadece benim düşüncelerim olsun isterdim tabii ki. Fakat bu ilk benim aklıma gelemezdi, çünkü bu araştırmalar gerçekleşirken benim beynim henüz oluşmaya başlamamıştı bile. Hayır, abartmıyorum. Hatta daha da abartmalıyım belki. Çünkü bu konu eski bir çağda, milattan önce 640 yılında doğan Hipokrat ile açıldı. ”İnsanın en iyi ilacı yürümektir.” diyen Hipokrat bilimi de bu konuya yönlendirmeyi başardı. Kısa süre sonra zamanın düşünürleri de bu konuyla yakından ilgilenir oldu. Nietzsche’ye göre ise sadece yürürken akla düşenler gerçekten büyük düşüncelerdir.

Bundan sonra asansörde kalma riskinizi  sıfıra indirecek merdiven kullanmayı, bakkala arabayla gitmek yerine yürümeyi, on beş adım uzağınızdaki arkadaşınızın evine taksiyle gitmek yerine tertemiz havayı içinize çekerek gitmeyi bir kez daha düşünüp öyle reddederseniz, sizi biraz etkileyebildiğim için mutlu olurum.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.