fbpx

Daha önceki yolculuklarda sadece elli ve katlarının sayısı kadar geçmişe ya da geleceğe gidebildiğimizi öğrendik. Bu yolculuklar şartlı oluyor.

Öncelikle geçmişte yapılan en küçük bir hareketin ilerleyen zamanları çok büyük ölçüde etkilediğini biliyoruz. Yolculuk, kişinin geçmişi değiştirme potansiyelinden dolayı toplumu ve dünyayı etkileyen büyük hasarlar yerine yolculuk yapan kişiyi derin bir hüzne boğacak herhangi bir olayı başına getiriyor. Tabii bu hadise şimdiki zamanda oluyor ve yolcu bunu sadece geri döndüğünde öğrenebiliyor. Geçmişe gidip düzeltmesi de imkânsız bir hâl alıyor çünkü üzerinden elli sene geçmesi gerekiyor. Makine ile geçmişe gidip elli sene bekledikten sonra o hüzünlü olayı engelleyemeyeceği için elinden bir şey gelmiyor. Mesela ben geldiğimde annemin vefat ettiğini öğrendim. Bu kötü hadiselere sebep olanın yolculuk yapmamız olduğunu benden sonraki kişiler de yolculuk yapınca anladık. Diğer kişiler döndüklerinde bazı engellerle karşılaştı. Görme yeteneğini kaybeden oldu. Ayaklarına felç inen oldu. Bunu da hesaba katmalısın.

Diğer bir şart olan ellişer senelik zamanın neden olduğunu henüz anlayamadık.

Önemli şartın diğeri ise bir kişinin sınırlı sayıda yolculuk yapabilmesi. İster geleceğe olsun ister geçmişe, bu fark etmiyor. Bir kişi bu makineyi sadece belli sayıda kullanabiliyor. Kimisi dört defa kimisi beş defa kullanabiliyor. Bu sayıyı belirleyenin ne olduğunu da bulabilmiş değiliz.

Dünyanın hızı her geçen saniye yavaşlıyor. Bu sebeple orada geçireceğin 1 gün burada çok daha uzun bir süreye karşılık geliyor. O yüzden orada ne kadar az kalırsan senin buradaki yaşantın için daha iyi olur.

Senin en az üç defa gidebileceğini düşünüyoruz. Gittiğin ilk seferde orada küçük bir değişiklik yapacaksın ve geri döneceksin. Ardından asıl görevi yerine getirmek için tekrar gideceksin. Çünkü biz bu zamana kadar sadece izledik.

Biz yaptığımız yolculuklarda sadece izleyici olduk. Yüz sene öncesine gidip bilgileri topladık. Birazdan sana vereceğimiz dosyada ihtiyacın olan tüm bilgiler var. Belki de biz öyle zannediyoruz. Yeterli olmayacaktır belki içindeki bilgiler. Seni bu dosyayla baş başa bırakmadan önce soruların var mı onu öğrenmek isterim. En iyisi okuyayım ardından aklımda canlanan soru olursa iletirim, dedim. Tamamdır, diyerek odadan ayrıldı.

Görev dosyasının kapağında büyük harflerle “YÜCE KAN” yazıyordu. Başka hiçbir şey yoktu kapakta. Ardından sayfayı çevirdim. Bilgiler maddeler hâlinde sade bir şekilde yazılmıştı.

“Amacımız Yahudi soyunu kurutmaya çalışan diktatörü öldürmek. ‘Ne? Bu kadar ciddi bir işin şu zamanda nelere sebep olabileceğini bilmiyor musunuz, dedim içimden. Ayrıca hedef apaçık belliydi. Okumaya devam etmeliyim, diyerek sorgulamadan geçtim.’ Kişinin yolculuk sonrası ulaşacağı yer, yolculuğu yaptığı ülke sınırları içerisinde bir yer oluyor. Şimdi kullandığımız paralar o zamana göre çok değerli. Hedefin yüz sene önce bulunduğu adres aşağıda belirtilmiştir…”

Bilgilerin tamamını okuduktan sonra uzun bir düşünce seline kendimi serbest bıraktım. Nereye götürürse o yolun sonunu bekledim. Fikirlerimin sonunda teklifi onaylamaya karar verdim.

“Bay Lucas, teklifinizi kabul ediyorum. Yüz sene öncesine gidip küçük bir değişiklik yapacağım.” “Bu cesur kararın için seni tebrik ederim Alois. Her şeyin gönlünce ve aksiliksiz olmasını diliyorum. Yarın akşamdan önce burada tekrardan buluşalım. Görüşmek üzere.”

Derin düşünceleri bırakmak istesem de başaramıyordum. Yol boyunca aklımda durmadan dolaşıyorlardı.

Akşamdan önce anlaştığımız yere gittim. Heyecanımı bastırmak istiyordum ama kaç kişi bu zamana kadar zamanda yolculuk yapmıştı ki? Sayısız film, kitap ve içerik olmasına rağmen kimse tam anlamıyla geçmişi değiştirmenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyordu. Sonunda tüm işlemler bitti. Hazır mısın sorusuna soğukkanlılıkla “Evet.” cevabını verdim ve…

Gözümü açtığımda yolculuğun nasıl gerçekleştiğini hatırlamadığımı fark ettim. Bir bankta oturuyordum. Üzerimdeki elbiseler sebebiyle olacak ki sokaktan geçenler üzerimden alamıyordu gözlerini. Dikkat çekmemeye çalışsam da bu neredeyse imkânsızdı. Aklıma gelen ilk soru nerede olduğumdu. Ardından büyükbabamın evine nasıl gideceğimdi. Tabelalara baktığımda nerede olduğumu anladım. Büyükbabamın evine epey uzaktaydım. Cebimde yeterince para vardı. Bu parayı kullanarak trene bindim ve büyükbabamın ikamet ettiği şehre gittim. Yolculuk yaklaşık olarak elli beş saat sürdü. Tabii bu süre gelecekte kaç güne karşılık geliyordu bilmiyorum. Oradakiler de beni bir hayli merak etmiş olacaklardı.

Büyükbabamın rutinini izlediğim otelde çok iyi karşılanmıştım. Zengindim sonuçta. Bir haftalık izleme sürecinden sonra aklıma bir fikir geldi. Üstümdeki giysiler yüzünden yeterince dışlanmış durumdaydım. Bunu kullanarak büyükbabamın üzerinden geçmiş üzerinde değişimler yapacaktım. Gelecekte nasıl bir etkisi olduğunu sadece benim üzerimden öğrenebilirdik nasıl olsa.

Büyükbabamın işe gitmek için dışarı çıktığı vakitte ben de dışarı çıktım. Ondan önce geçeceği yola vardım. Deli rolü ile onu oyalayacaktım. Planım çok güzel ilerliyordu. Deli taklidi ile dikkatini kendime çektiğim anda yola atlamıştı ve bir kazaya kurban gitmişti. Dönme vakti gelmişti. Olay yerinden hemen ayrıldım. Odamda bulunan portal çubuğuyla kendi zamanıma gittim.

Uyandığımda Bay Lucas uyur vaziyetteydi. Adını seslenerek uyandırdım. Yolculuk üzerinden kaç gün geçtiğini sordum. “Bilmiyorum, buradan hiç ayrılmadım. Ne güneş gördüm. Ne de saatim var. Ayrıca senin saatin de durdu.” diye cevap verdi. Ardından ne yaptığımı sordu. Ben de büyükbabamın ölümüne sebep oldum, dedim. “İyi de Alois, bu küçük bir değişim değil ki? Ne yaptın böyle? Neyse artık çok geç. İkinci yolculuğu yarına erteleyelim. Ben de biraz kendime geleyim.” dedi.

Evime gittiğimde ailemin endişeli olduğunu gördüm. Haklılar tabii. Bilmiyorlardı amcam Krick’in yanına gittiğimi. Bunu söylediğimde öyle bir kişinin olmadığını söylediler. Yalanın da bu kadarı dedim kendime. Ayrıca anlaşılan amcam 1883 yılından sonra doğmuş olacaktı. Ebeveynlerimi atlatarak odama çıktım. Sonuçta kaç yaşında adamım bir de hesap mı vereceğim.

Buluşma yerine geldim tekrar. Bay Lucas da oradaydı. Ona dün olanları anlattım. Şimdi tekrar yolculuk yapacaktım. Kafam yeterince karışıktı. Üzerinde çok durmadan işime baktım.

Uyandığımda ilk olarak nerede olduğumu öğrendim. Amacımızı şimdi mi yapacaktım? Yoksa bir kez daha buraya gelecek miydim? Ya bir sefer daha gelemezsem? Bunu konuşmamıştık. İşimi garantiye almak istedim. Görev dosyasında bulunan adrese gidip işi bitirmeyi planladım. Uzun ve psikolojik olarak zorlu bir yolculuktu. Hedef daha küçük bir çocuktu. Onu şimdi öldürmek ileride Yahudiler için çok büyük bir kıyak olacaktı. Dünyaya hükmetmemiz için büyük bir adım olacaktı. Portal çubuğunun cebimde olduğundan emin oldum. Silahımı da alınca ailenin dışarı çıkmasını bekledim.

O gün dışarıya çıkmamışlardı. Bugün çıkmalarını ümit ederek beklemeye başladım. Sonunda önce anne çıktı evden. Ardından kucağında bebeğiyle baba. Babasının yaşından dolayı çocukla ilgilenmediğini söylerlerdi. İlginç doğrusu. Evden çıkıp sağa döndüler. Arkalarından yürümeye başladım. Silahımı ve portal çubuğumu hızlı adımlar atarken kontrol ettim. İyice yaklaşmıştım hedefin ailesine. Nefesim kesilecek kadar heyecanlıydım. Pek çok ülkenin tarihine dokunacaktım birazdan. “Hey bakar mısınız?” diyerek bana dönmelerini sağladım. Dönerlerken yerimde durdum ve silahı kaldırdım.

Kurşunu sıktıktan sonra arkamı dönüp kaçmaya başladım. Arkama asla bakmıyordum. Koşarken portal çubuğuna bastım. Önümde açılan portala girerken duyduğum son ses annesinin Adolf, nidasıydı.

Uyandığımda Bay Lucas’ı beni izler şekilde buldum. Evlat bu sefer erken döndün, dedi. “Peki bu yolculuğunda ne yaptın?” diye sordu.

Nasıl olurdu bu? Yolculuk bunu yapamazdı. Tam da sırasıydı bu aksiliğin. Sesim çıkmıyordu. Konuşamıyordum. Bay Lucas şok olmuştu. Bu harika bir plandı. Yolculuk bizden daha zekiydi. Elimizden her şeyi almıştı. Bay Lucas bana bir kalem bir de kâğıt verdi. Olanları yazdım. Tüm her şeyi ayrıntısıyla geçirdim kağıda. “İyi de Alois, Adolf Hitler neredeyse tüm insanlar tarafından hâlâ tanınıyor.

“Buldum Alois, buldum. Geçmişte yaptığın hamleleri burada birisine anlatmazsan gerçekleşmiyor. Büyükbabanın ölümüne sebep olduğunu bana söylemiştin ve o gerçekten de yaşandı ama bu olayı anlatamadın. Bu yüzden de yaptıkların hiç gerçekleşmedi. Şimdi tekrar geçmişe gitsen de hiçbir şey değişmeyecek. Ayrıca sen yokken yolculuk yapan tüm kişileri de göz önüne alıp yolculuk yapabilme sayısını etkileyenin ne olduğunu da çözdüm. Kişinin geçirdiği her on sene onun yolculuk sayısını veriyor. Mesela ben elli sekiz yaşındayım beş defa yolculuk yaptım. Sense yirmi sekiz yaşındasın ve artık yolculuk yapman için uzunca bir süre beklemen gerekiyor. Yolculuk ise böyle büyük ve köklü değişimleri bize asla yaptırmayacak. Giden her kişi geldiğinde dilsiz olarak aramızda kalacak.”

@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]