1. Deneme

Yolun Yarısında, Kalbin Kıyısında Bırakılmak

Hepimiz bir gün kendi yolumuza gitmeyi bekleriz. Biliriz bir yol da bizim için vardır. Üstat da demiş ya “Kalpten kalbe bir yol vardır görünmez.” diye.
O yolları hep bir umut ile yürürüz. Sevmek ve sevilmek isteriz. Ama öyle sıradan bir sevgi değildir istediğimiz. Bizi anlayacak bir sevgi, bizi büyütecek bir sevgidir ihtiyaç duyduğumuz .

maxresdefault min 1200x900 1

Baharlar mutluluk sebebidir kalbimizin. Her duygu baharda çiçek açar. Ehline denk gelirse yüreğimiz ve kalbimiz tabii ki çiçeklenir. Mesela zarif bir orkide ya da yasemen veyahut lavanta… Yolumuzu bulduk deriz. Çiçeklendikçe çiçekleniriz .

Fakat farkında olmayız bir şeylerin. Çünkü ne yasemen ne lavanta ne de ender olan bir orkideyiz. Biz aslında hırpalandıkça kokan bir fesleğeniz. Güzelliklerimizi hep saklıyoruz. Birileri bizi darmadağın ettiği vakit her şeyin bittiğini düşünüyoruz. Lâkin fesleğen bu ya hırpalandıkça güzel kokar; biz de acı çektikçe kendimize geliyoruz. Fark etmiyoruz bunu başta. Çünkü yarı yolda bırakılmışız yoldaş sandıklarımızla.

O yol uzamış gibi gelir. Bitmeyecek gibi. Çünkü sancımız vardır. Güvenimiz iki paralık olmuştur. Gözümüz halen bir şeyleri görmezden gelir. Sanki gelse o yolu bir çırpıda tamamlayacak, bizi yolun sonuna ulaştıracak gibi hissederiz . Modumuz ise tam olarak budur: “Dünya tersine dönse vazgeçmem.” Müslüm Gürses misali.

Lâkin bir anda gerçeklerin esintisini hissetdikçe üşürüz. Gerçekler soğuktur. Artık umutlar ve kalp buz tutmaya yüz bulmuştur. Belki milyon yıl sonra bulunan mumyalar gibi tekrardan keşfedilmeyi bekliyorlardır. Kalp bu ya alışmıştır acı çekmelere…

Hiç kimse kalbinin uçurumundan sağ dönemez. Ya sonsuza dek musalla taşını bekler ya da yaralı bir şekilde döner. Bizler bunu hak etmiyoruz. Kadın/erkek arasında bir hak ediş söz konusu bile olamaz. Değmeyecek insanlar için ağlayıp dövünmenin anlamı yok. Ayağa kalkmalı ve umutlarımızı o en derinden tekrar gün yüzüne çıkarmalıyız. Biz bunu yapmalıyız!
Hatta yapacağız.

Hayat, kabul ediyorum ki çok acımasız, zalim…
Bizler şükretmeliyiz ki tek derdimiz aşk acısı olsun. Ne ailemizle, ne sağlığımızla ne de bir ölüm ile yüzleşmeyelim. Klasik bir düşünce gelebilir bu size. Lâkin inanın ki o soğuk hastane koridorunda hele ki kemoterapi bölümünde bir yakınınızı ya da kendinizi görmeyin. Ben gördüm. Benim aşk acısına şükretmemi sağlayan olay buydu.

Şimdi hareket vakti. Umutlarımız çöp kutusunda çöpçüyü bekliyordu ya, umutlarımızı çöp kutusundan çıkarma vakti…

Abonelik
Bildir
guest
4 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

-Şahsiyet dizisine dair spoiler mevcuttur. Tetikleyici unsurlar içermektedir.- 2018 yılına damgasını vuran ”Şahsiyet” dizisini birçoğumuz izledik. Başlarda ne olduğunu anlayamadık hiçbirimiz, sadece birkaç tahminimiz oldu. 11 bölüm boyunca hiçbir şeyden emin olamadık ancak 12. bölümünde izlediklerimiz her birimizi paramparça etti. Dizinin finalinde, 11 bölüm boyunca Agâh Beyoğlu’nun ne için onca cinayeti işlediğini tüm çıplaklığıyla izledik. […]
Dostoyevski’nin Prusya Savaşları’nda yaşadıklarını eserlerine nasıl aktardığı, Danzig cephesinde şahit olduğu dramı, Kresy cephesinde tanıştığı ilk aşkını romanlarında hangi karakterlerle betimlediği üzerine olan makalemi yetiştirmeye çalışırken arkadaşımdan gelen bir telefon akademik gündemimin alt üst olmasına yol açtı. Eski uygarlıkların dilleri üzerine uzman olan arkadaşım son iki senesini Latince üzerine bir lügat hazırlamakla geçirmekte fakat lügat […]
Elif İnci TUTKUN ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Latif BEYRELİ Kimdir? Latif Beyreli, Yükseköğrenimini, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü mezunu olarak 1986 yılında tamamladı. Yüksek lisans eğitimini 1988 yılında, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili Ana Bilim Dalında “Lehcetü’l-Lügat” adlı teziyle; doktora eğitimini 1994 yılında, MÜ Türkiyat Araştırmaları […]
Öykü ve romanlarıyla çağdaş yazarlar arasında ön plana çıkan Ayfer Tunç’un “Aziz Bey Hadisesi” isimli öykü kitabını Yapı Kredi Yayınları’ndan sonra 2006 yılında Can Yayınları basmıştır. Can Yayınları bu basımında Ayfer Tunç’un sadece Aziz Bey Hadisesi hikâyesine değil, beş hikâyesine daha yer vermiştir. Bu hikâyeler şunlardır: Kadın Hikâyeleri Yüzünden, Soğuk Geçen Bir Kış, Kar Yolcusu, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.