fbpx
  1. Deneme

Yolun Yarısında, Kalbin Kıyısında Bırakılmak

Hepimiz bir gün kendi yolumuza gitmeyi bekleriz. Biliriz bir yol da bizim için vardır. Üstat da demiş ya “Kalpten kalbe bir yol vardır görünmez.” diye.
O yolları hep bir umut ile yürürüz. Sevmek ve sevilmek isteriz. Ama öyle sıradan bir sevgi değildir istediğimiz. Bizi anlayacak bir sevgi, bizi büyütecek bir sevgidir ihtiyaç duyduğumuz .

maxresdefault min 1200x900 1

Baharlar mutluluk sebebidir kalbimizin. Her duygu baharda çiçek açar. Ehline denk gelirse yüreğimiz ve kalbimiz tabii ki çiçeklenir. Mesela zarif bir orkide ya da yasemen veyahut lavanta… Yolumuzu bulduk deriz. Çiçeklendikçe çiçekleniriz .

Fakat farkında olmayız bir şeylerin. Çünkü ne yasemen ne lavanta ne de ender olan bir orkideyiz. Biz aslında hırpalandıkça kokan bir fesleğeniz. Güzelliklerimizi hep saklıyoruz. Birileri bizi darmadağın ettiği vakit her şeyin bittiğini düşünüyoruz. Lâkin fesleğen bu ya hırpalandıkça güzel kokar; biz de acı çektikçe kendimize geliyoruz. Fark etmiyoruz bunu başta. Çünkü yarı yolda bırakılmışız yoldaş sandıklarımızla.

O yol uzamış gibi gelir. Bitmeyecek gibi. Çünkü sancımız vardır. Güvenimiz iki paralık olmuştur. Gözümüz halen bir şeyleri görmezden gelir. Sanki gelse o yolu bir çırpıda tamamlayacak, bizi yolun sonuna ulaştıracak gibi hissederiz . Modumuz ise tam olarak budur: “Dünya tersine dönse vazgeçmem.” Müslüm Gürses misali.

Lâkin bir anda gerçeklerin esintisini hissetdikçe üşürüz. Gerçekler soğuktur. Artık umutlar ve kalp buz tutmaya yüz bulmuştur. Belki milyon yıl sonra bulunan mumyalar gibi tekrardan keşfedilmeyi bekliyorlardır. Kalp bu ya alışmıştır acı çekmelere…

Hiç kimse kalbinin uçurumundan sağ dönemez. Ya sonsuza dek musalla taşını bekler ya da yaralı bir şekilde döner. Bizler bunu hak etmiyoruz. Kadın/erkek arasında bir hak ediş söz konusu bile olamaz. Değmeyecek insanlar için ağlayıp dövünmenin anlamı yok. Ayağa kalkmalı ve umutlarımızı o en derinden tekrar gün yüzüne çıkarmalıyız. Biz bunu yapmalıyız!
Hatta yapacağız.

Hayat, kabul ediyorum ki çok acımasız, zalim…
Bizler şükretmeliyiz ki tek derdimiz aşk acısı olsun. Ne ailemizle, ne sağlığımızla ne de bir ölüm ile yüzleşmeyelim. Klasik bir düşünce gelebilir bu size. Lâkin inanın ki o soğuk hastane koridorunda hele ki kemoterapi bölümünde bir yakınınızı ya da kendinizi görmeyin. Ben gördüm. Benim aşk acısına şükretmemi sağlayan olay buydu.

Şimdi hareket vakti. Umutlarımız çöp kutusunda çöpçüyü bekliyordu ya, umutlarımızı çöp kutusundan çıkarma vakti…

Abonelik
Bildir
guest
4 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.