Hepimiz bir gün kendi yolumuza gitmeyi bekleriz. Biliriz bir yol da bizim için vardır. Üstat da demiş ya “Kalpten kalbe bir yol vardır görünmez.” diye.
O yolları hep bir umut ile yürürüz. Sevmek ve sevilmek isteriz. Ama öyle sıradan bir sevgi değildir istediğimiz. Bizi anlayacak bir sevgi, bizi büyütecek bir sevgidir ihtiyaç duyduğumuz .

maxresdefault min 1200x900 1

Baharlar mutluluk sebebidir kalbimizin. Her duygu baharda çiçek açar. Ehline denk gelirse yüreğimiz ve kalbimiz tabii ki çiçeklenir. Mesela zarif bir orkide ya da yasemen veyahut lavanta… Yolumuzu bulduk deriz. Çiçeklendikçe çiçekleniriz .

Fakat farkında olmayız bir şeylerin. Çünkü ne yasemen ne lavanta ne de ender olan bir orkideyiz. Biz aslında hırpalandıkça kokan bir fesleğeniz. Güzelliklerimizi hep saklıyoruz. Birileri bizi darmadağın ettiği vakit her şeyin bittiğini düşünüyoruz. Lâkin fesleğen bu ya hırpalandıkça güzel kokar; biz de acı çektikçe kendimize geliyoruz. Fark etmiyoruz bunu başta. Çünkü yarı yolda bırakılmışız yoldaş sandıklarımızla.

O yol uzamış gibi gelir. Bitmeyecek gibi. Çünkü sancımız vardır. Güvenimiz iki paralık olmuştur. Gözümüz halen bir şeyleri görmezden gelir. Sanki gelse o yolu bir çırpıda tamamlayacak, bizi yolun sonuna ulaştıracak gibi hissederiz . Modumuz ise tam olarak budur: “Dünya tersine dönse vazgeçmem.” Müslüm Gürses misali.

Lâkin bir anda gerçeklerin esintisini hissetdikçe üşürüz. Gerçekler soğuktur. Artık umutlar ve kalp buz tutmaya yüz bulmuştur. Belki milyon yıl sonra bulunan mumyalar gibi tekrardan keşfedilmeyi bekliyorlardır. Kalp bu ya alışmıştır acı çekmelere…

Hiç kimse kalbinin uçurumundan sağ dönemez. Ya sonsuza dek musalla taşını bekler ya da yaralı bir şekilde döner. Bizler bunu hak etmiyoruz. Kadın/erkek arasında bir hak ediş söz konusu bile olamaz. Değmeyecek insanlar için ağlayıp dövünmenin anlamı yok. Ayağa kalkmalı ve umutlarımızı o en derinden tekrar gün yüzüne çıkarmalıyız. Biz bunu yapmalıyız!
Hatta yapacağız.

Hayat, kabul ediyorum ki çok acımasız, zalim…
Bizler şükretmeliyiz ki tek derdimiz aşk acısı olsun. Ne ailemizle, ne sağlığımızla ne de bir ölüm ile yüzleşmeyelim. Klasik bir düşünce gelebilir bu size. Lâkin inanın ki o soğuk hastane koridorunda hele ki kemoterapi bölümünde bir yakınınızı ya da kendinizi görmeyin. Ben gördüm. Benim aşk acısına şükretmemi sağlayan olay buydu.

Şimdi hareket vakti. Umutlarımız çöp kutusunda çöpçüyü bekliyordu ya, umutlarımızı çöp kutusundan çıkarma vakti…

Abonelik
Bildir
guest
4 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Her sayının bir anlamı yoktur belki. İnsanlar için önemli veya önemsiz binlerce sayı, binlerce rakam pi sayısının içinde yuvarlanıp gitmektedir. Fakat bu sayının ülkemizde yaşayan her insan için önemli olması gerekmektedir. Önemli olmak zorundadır. Bu sayı Türkiye’deki Hayvanları Koruma Kanunu’nu ifade ediyor. 24 Haziran 2004’ten bugüne kadar aynı şekliyle korunmuş bir anayasa maddesi. 5199’a göre […]
Merhaba. Uzun adı Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği, kısa adı ise Gemi İnşa Mühendisliği olan bölümümü anlatmaya çalışacağım. Çoğu mühendislik bölümü gibi gemi inşa mühendisliği de içinde matematik, fizik, kimya ve özellikle matematik ve fiziğin alt dallarını içinde barındıran bir bölümdür. Özellikle mukavemet, sayısal yöntemler ve diferansiyel denklemler vazgeçilmez dersler arasındadır. Bu teorik dersleri […]
Mühendisliğin yapı taşı olan makine mühendisliğine bir şans verme zamanı gelmedi mi sizce de? Hakkında bir sürü şaka ve espri yapılmış bu disiplin hayatımızın her dakikasına dahildir. Haydi kısa bir tura çıkalım.  ”Her şey ters gidiyorsa unutma; uçak rüzgârı karşısına alarak yükselir, arkasına alarak değil.” Henry Ford Makine mühendisliği, her türlü mekanik ve enerji dönüşüm […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.