fbpx

           Bana sorarsınız hayatın boyunca çaresizliğin ne olduğunu hiç gördün mü diye, gördüm diyebileceğim bir hikâye var elimde. İnsan yaşadıkça, tanıdıkça, konuştukça hikayeler biriktiriyor ruh cebinde istemsizce. Biriktirdiği umuduyla başka bir hayat yaşayacağına inanan biriyle tanışınca birikti ruhuma bu hikâye. İnsanı dört duvar arasına koysan zihniyle dağlar aşar da yine uzakları yakın eder kendine derler. Sanıyordum ki aydınlık herkes için aynı şeyi ifade eder. Herkesin aydınlığının bambaşka olduğunu ben o zaman öğrendim. Ayda bir sadece bir insanın yüzünü görmek için bekleyip gördüğü gün kendi aydınlığa erişiyordu o. Bütün ihtimalleri öldürüp sadece bir olasılığa kalbini bağlamak, bir ihtimalin gerçekleşeceğine inanmak onun imanıydı. Koca bir ömre karşılık belki birkaç dakika gördüğü bir çift göz onun miladıydı. Ben o zaman anladım; insanın karşısında kocaman ormanlar dururken nasıl çöldeki bir kuru ağaca tutulduğunu. Önünde uzun yollar varken, hep gitmemek için bir bahane bulup yola küsmek gibi bir şeydi onunki. Bazı insanların içtiği sigara dumanının derdine eş olduğunu onunla anladım. Yaktığı her sigarada ruhunun iç çekişini görebiliyordunuz. O kendi hikayesini anlatırken sesi bazen canlılığıyla sarıyordu sizi ve onun umudu sizin umudunuz oluyordu o an. Bazen yüzündeki bir parça burukluk kırıyordu sanki kolunuzu bacağınızı, ne yapacağınızı bilemez oluyordunuz.   

        Bana sorarsanız hayatın boyunca çaresizliğin ne olduğunu hiç hissettin mi diye, ölen birinin ardından bir daha sesini eski canlılığıyla duyamayacağımı anladığım an derim. Ama o bana elinde tuttuğu mektuplarıyla gösterdi hiç konuşmadan nasıl sözcüklerle sarıldıklarını, çaresizliklerine nasıl çare olduklarını o zaman anladım. Gece olunca dünyaya açılan kapıdan girer hüzünler ve pişmanlıklar öyle bir geceydi işte, bir şarkı açtı sessizce. Bu dizeler yankılandı duvarlarda;:

“Bir gün açılır  
Açılmaz sandığın kapılar vurunca güneş  
Bir karanlık daha erişti güne  
Saat neredeyse beş  
Sen aydınlığa, ben sana hasret 
Gel, eritir demirleri bendeki ateş” 

           Umudun her daim canlı çiçekleri ile imkansızın yüksek dağları arasında atan bir kalpti onunki. Sezen Aksu ne zaman “Sen aydınlığa, ben sana hasret” dese içimde onun kalbini hissediyorum şimdi. Gökyüzüne bakmaya hasret bir adam ve onun için her gece gökyüzünden yıldız toplayan bir kadının hikayesi geçti bu dünyadan. 

 

Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]