fbpx

Bazen yetişemiyorsun. Olmuyor yani, bin parçaya da bölsen kendini ya da yüz bin parçaya… Yine de yetişemiyorsun. Hayat, zaman, duygular çok hızlı değişiyor. Farkında olmadan tüketiveriyoruz bazen. Dönüp bakıyoruz ardımıza… Ne yaşadık ki şunun şurasında diyoruz, geçen zamana kahroluyoruz. Geçmişi nasıl kaybettiğimizi anlarken geleceğimizden de oluyoruz. Yaşamamız gerekenleri yaşayamıyoruz. Mahvoluyoruz.

Bu kavramlar matematikte olduğu gibi birinden birini çıkarınca diğerine ekleyebileceğimiz kavramlar değiller. Olsalardı belki… çok şey değişirdi. Belki…

Kırık değil, üzgün değil, yıpranmış belki ama tam olarak öyle de değil. İçimde her şeyi yapabilecek bir güç var. Bu güç hepimizde var. Nereden başlayacağını bilmemek asıl sorun, bu sorunu çözdüğümüz vakit yıkıldığımız her an kolayca ayağa kalkabiliriz, tekrar ve tekrar… Baştan başlamalıyız çünkü yoksa ortalama yaşayacağımız 75 sene bizim için ızdıraba dönüşür.

Ben kendi çapımda birçok duyguyu oldukça yoğun yaşayan biri olarak şunu söyleyebilirim. Bazen kafanız o kadar dolu oluyor ki… Saçma sapan her şey kafanızın içinde birbirine girmiş oluyor. İki hafta önce sokakta gördüğünüz amca size niye öyle baktı? İnsanlar acaba yaşadıklarınızı gözlerinizden anlayabiliyorlar mı? Bunları anında kafamdan silip atmayı çok isterdim. Bazen hangi duygu ne içindi karıştırıyorum. Mantıklı biri olmayı bu yüzden isterdim. Gereksiz bilgilerin hepsini silmek isterdim. Bilgisayar belleğimde bir fotoğraf daha ekleyecek yerim kalmadı çünkü.

Geçmişten kurtulamadığınız her an sizin boğazınıza yapışıyor, nefes almanızı zorlaştırıyor. Önümüze bakmadığımız her an yaşamaya, yaşama gecikiyoruz. Hepimizin stresli hayatları olduğuna eminim. Kimisi yakınını kaybediyor, kimi iş aramaktan helak oldu, kimi okulundan nefret ediyor, kimine iham gelmediği için kendinden nefret ediyor. Bir şeyleri başarma arzusu hepimizin içinde var aslında. Her insan kendini gerçekleştirmek ister. Çevrenizdeki önemsiz olayların yoluna çıkmasına izin vermeyin. Bu sıkıntılı süreci tek sizin yaşadığınızı düşünmeyin. Eminim hepimizin geçtiği bir yol bu. Kolay veya zor bir şekilde bu yolu geçeceğimizi düşünüyorum. Geçtiğimiz vakit de “İyi ki yaşamışım o dönemi.” diyeceğimize eminim. Büyük dönüm noktalarının, büyük kararların alınmadan önceki dönemleri hep en büyük sancı duyulan dönemlerdir.

Her şeyi yetiştirebileceğiniz zamanlarımız olsun.

Eda içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Eda içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.