Bugün yerli otomobilin tanıtımı yapıldı. Kendi aracımıza tabii ki sahip çıkacağız fakat akıllarda hep bir soru işareti oluşuyor. Geç mi kaldık? Bunun cevabına bir bakalım.

İlk Yerli Otomobil

   Aslına bakarsak yerli otomobil üretimi konusunda ülke olarak geç kalmamıştık. İlk yerli otomobilimiz Devrim’in üretimi 16 Haziran 1961’de başlamış ve aynı yıl 29 Ekim günü cumhurbaşkanı ve halka sunulmuştur. Fakat o gün araçların benzin deposu trenle taşınma esnasında sorun olmaması için boşaltılmış ve Ankara’ya varınca benzin ikmali yapılması planlanmıştı. Araçlar Ankara’ya indirildikten sonra eskort eşliğinde ilk önce benzin ikmali yapılacak ve ardından meclise doğru yola çıkacaktı fakat benzin ikmali unutulmuştur.  Bu durum meclisin önüne gelince fark edilmiş ve araçlardan birinin benzin ikmali hemen orada yapılmış fakat diğerinin benzin ikmali geciktirilmiş ve hareket ettikten kısa bir süre sonra durmasıyla birlikte benzin ikmali yapılmıştır. 

  Sonraki gün medyanın manşetinde Devrim’i yüceltmek yerli ve milli otomobile sahip çıkmak yerine “100 metre gitti durdu.” gibi olumsuz yazılar yazılmıştır. Gazetelerin köşe yazarları Devrim için harcanan paranın boşa olduğunu yazılarında sıklıkla dile getirmiştir. Oysa, araçlardan biri durmuş fakat Cemal Gürsel bir başka Devrim otomobili ile Anıtkabir’e kadar gitmiştir. Gazeteler ve köşe yazarları bundan hiç bahsetmemiştir. 

70DA5022 DA12 4FEA AC77 FCF598C110E1

  Türk sanayi tarihinin en önemli adımlarından biri olan Devrim esas önemiyle değil de yakıt deposuna benzin koyulmaması ile konuşulmuştur. Oysa Devrim ülkemiz için adı gibi bir devrimdi.

Yeni Yerli Otomobil

   2019 yılına geldik ve tıpkı 1961’de olduğu gibi yerli bir otomobil tanıtımı gerçekleşti. Bu sefer medya yerli otomobilin yanında ve halkın desteği ile yerli otomobil her platformda yüceltiliyor. Türkiye olarak 58 yılda başka bir yerli otomobil yapamaz mıydık? Tabii ki yapardık. Fakat Koç Holding gibi büyük bir kurumun otomotiv sektöründe distribütörlük yapması yerli bir otomobilin üretilmesi için büyük bir engel teşkil etmiştir. Türkiye bu gibi engellerden dolayı yerli otomobil üretimi konusunda geç kalmıştır. Her ne kadar geç de kalmış olsak yerlileşme ve millileşme doğrultusunda atılan her adım ülke olarak bizi bir adım öne taşıyacak ve güçlendirecektir bunu unutmamalıyız. Devrim’in başına gelenlerin yeni yerli otomobilimizin başına gelmesine izin vermemeliyiz. 

yerli otomobil
Yerli Otomobil Bublogta

   Bu devlet için hizmet edenlerin bu fedakârlık karşısında ceza alacağı devir geçmiştir. Artık bu devlet için fedakârlık yapanların karşılığını hakkıyla alacağı vakit geldi.

Okuyucularımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Yerli Otomobil
  • 27 Haziran 2020

    ellerinize sağlık :))

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Anne, ben çıkıyorum. Ne zaman gelirim, bilmem. Geç kalırsam bekleme, uyu tamam mı?”Kapının ağzından seslenmiştim anneme. Neye, nereye, kime gittiğimi ben bile bilmiyordum o an. Sadece gitmek, kaçmak, uzaklaşmak istiyordum. Neyden, kimden? Var olan herkesten, her şeyden… Kendimden bile… Nereye gittiğimi bilmeden çıkmıştım ancak karar vermem uzun sürmemişti. İşin aslı, gittiğim yer hiç değişmemişti. Güneşi […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Zeynep KUŞ ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Mustafa S. Kaçalin, 1957 İstanbul doğumludur. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Çayırdüzü köyünden göç etmişlerdir. 1972 yılında girdiği Hasköy Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. 1976 yılında başladığı lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1980 yılında tamamladı. Doktorasını aynı bölümde Prof. Dr. Muharrem ERGİN’in […]

İlgini Çekebilir

Bilinmeyen Bir Yazı Kaçacak bir yerim kalmamıştı, kendi içimde dahi saklanamıyordum. Yürümeye başladım ve geçtiğim her sokak silindi ardımdan. Dünya sanki yalnızca benim etrafımda dönüyordu. Hızına yetişemediğimden hep başımın dönmesi. Biraz eksik ve bir hayli yavaş yaşıyordum. Hâlâ, yağmurun yağma sürecini takip etmeye yetmemişti gözlerimin kuru kalması. Evet, yağmur yağınca ekseriyetle ağlardım ve damlalara karışmasın […]
İnsan neden kötü duyguların tesirini daha çok hisseder? Şöyle bir düşünecek olursak mutlu olduğunuz anılarınız mı daha çok aklınızda kalmış, yoksa canınızın yandığı mı? Size zarar verecek ya da canınızı yakacak bir şeye inanmak aptallıktır. Bu zaten inandığınız şey değil; bazı durumların sonucunda ortaya çıkan, zihninizin oluşturduğu inanç veyahut düşüncedir. Zihninizin içine daldığınızda zaman ve […]
–İsmin ve işin nedir? +Atamert Yavuz. Amatör lig futbolcusuyum. Bilmiyon mu bunu zaten, bu ne iş ben anlamadım? –İşinden memnun musun? +Memnunum… Memnundum, pandemi girdikten sonra çocukluk aşkım olan futboldan yaklaşık 10 aydır uzak kaldım. Senin dırdırınla yaşamayı bilmiyorsun sen… –Bu seni hangi yönlerden etkiledi? +Bu beni maddi manevi her yönden etkiledi. Virüs yüzünden işsiz […]
Biri var. Pencerenin kenarından gözlediğin Yarının yok olmasına sebep olacak biri var Kurumaya yüz tutmuş bir çiçek Su vermenin fayda etmediği Sen su veriyorsun Çünkü biri var Dönüşte çiçeği görmek isteyen biri Sinirlenince çekip gitmek istiyorsun Hiçbir şey düşünmeden Başını bırakıp gitmek istediğin biri var Aklının onda kalacağı biri var Üzülünce ağlamak istiyorsun Kim görürse […]
SAÇ ÖRGÜSÜ Kitap Adı: Saç Örgüsü Orijinal Adı: La Tresse Yazar: Laetitia Colombani Çeviri: Gülşah Ercenk Yayınevi: Yan Pasaj Yayınevi Sayfa: 188 Baskı: 2020 Tür: Roman İtalya, Kanada ve Hindistan… Üç farklı ülke… Smita, Giulia ve Sarah… Üç farklı kadın… Bu üç kadın, üç farklı kıtada, üç farklı hayat yaşıyorlar. Birbirlerinin varlıklarından bile haberleri olmayan […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.