fbpx

“Yoldan çıktığımı sanarken aslında hiçbir zaman yola ait olmadığımı gördüm.“
Defterine başlığı böyle yazdı. Fazla iddialı ve uyumsuz olduğunu fark etti ancak pek umursamadı. Uzun zamandır hissettiği bu aidiyetsizlik hissini başka nasıl belirtebilirdi ki? Hiç kimseye, hiçbir yere, hiçbir amaca, hiçbir ideolojiye ait hissetmiyordu. Ait hissetmenin verdiği yükümlülüklerden nefret ediyor ve onlardan uzak bir yaşam sürmek istiyordu. Onlardan uzak var olmak, hayatını kelepçesiz yaşama hayali büyüyordu kalbinde. Öyle ki bazen çevresindeki tüm insanlardan kaçmak, sessiz bir yerde öylesine kafasındakiyle durmak istiyordu. Yüklendiği tüm sorumlulukları üzerinden atmak istiyor, en büyük sorumluluğu olan varoluşundan kurtulamadığına yanıyordu. Belki bir gün cesaretini toplar da çeker giderdi buralardan ancak varoluşuyla gelen sorumluluklardan kurtulmak mümkün müydü ki?
Kalıplarından çıkmak için çırpınıyordu adeta. Altın bir kafesin içinde yaşayan bir kuş olan ruhu bundan mutsuz olmaya başlıyordu artık. Üzülüyordu kendilerinden bihaber yaşayan insanlara çünkü onları orada tutan tek şey kafesin altın olmasıydı. Altın olmasının verdiği şükür ile hayatlarını sürdürme gücü bulurlar, gözleri gerçeği göremeden tabutta kapanırdı. Bir gün olur da biri kafesten çıkıp gerçeği anlatmaya çalışsın, taşla, sapanla vurulurdu tam kalbinden. Anlatmaya çalışsa göğün maviliğini, özgürlüğün hissini, vurulurdu.
O da çıkmak istiyordu bu kafesten ancak çok sıktı aralıkları. Nasıl çıkacaktı, nasıl kavuşacaktı özgürlüğüne? Nasıl bir özgürlük arzusuydu bu, ne denli istiyordu mavi gökte telaşsızca uçmayı?
Ama… Nasıl çıkacaktı sınırlarından, temelleri yere sağlam yapılmış duvarları nasıl yıkacaktı? İnsan olmanın bu denli zor olmasını anlayamıyordu. Yıllar geçmişti de düşünen insanlar neden bu kadar azalmıştı? Nasıl da mutluydu herkes öylesine. ”Düşünmedikleri için öyledirler.” diye düşündü çünkü bu mutluluğun başka bir sebebi olamazdı ki. 21. yüzyılda “insan olarak” mutlu olmak için bir sebep yoktu . Bir taraf denizdi, bir taraf çöl. Bir tarafta insanlar obezliğinden ölürken bir tarafta zayıflıktan ölen bebekler, çocuklar vardı. Bu adaletsizliği düşünmez miydi bu insanlar, bir çıkış yolu aramazlar mıydı? Ne ara oldu da bir başkasını düşünmemek üzere öğütler oluştu? Değerler için binlerce yıl savaşırken ne ara onları sahiplenmekle övünüp onlar için hiçbir şey yapmaz oldular? 21. yüzyılın altın çağı olması bunlardan mıydı yoksa? Tembelliğimizi örten kılıflar mıydı, görgüsüzlüğümüzü örten, acımasızlığımızı örten kılıflar mıydı? İnsan kendine dönüp bakmayı nasıl da unutmuştu. Yoksa bir makine olmak daha mı kolaydı? Hayali dünyanın gerçek insanları olmaya nasıl da kendilerini kandırmışlardı. Oyunlarını oynarken gerçekliğe bir kez dönüp bakmazlar mıydı?

Düşündükçe daha çok nefret ediyordu yaşamaya mecbur bedeninden. Yaşamaya mecbur sınırlardan ve nefes alamadığı bu kafesten.
“Bu dünyaya ait hissetmiyorum. Bu dünyanın insanı olmayı da hiç mi hiç istemiyorum. Bu dünyaya ait olmamak, bu dünyaya ayak uydurmamak benim en şerefli mücadelemdir.”
Defterini kapattı. Sigarasının dumanıyla doldurduğu ciğerleriyle yatağa uzandı.

Abonelik
Bildir
guest
4 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]