fbpx

Sağa sola koşturan insanlar, geçim derdine düşmüş, değerlerini kaybetmiş insanlarız bizler. Gün geçtikçe dini ve millî bütün değerlerimizi kaybediyoruz fark etmeden ya da yenilenen, değişen dünya döngüsü bizi bu yöne itiyor mu dersiniz. Evet evet! Bence de öyle, teknoloji geliştikçe yeni dünya düzeniyle biz insanlar da değişmeye başladık sanırım. Yerimizi robotların almasından korkarken sanki robotlara benzemeye başlıyoruz gibi duygularımız, hislerimiz, tepkilerimiz artık eskisi kadar samimi ve sahici mi? Cidden hangi bayramlarda veya özel günlerde bir araya gelir olduk, kaç duyguyu gerçekten yaşar olduk artık? Hani söylenirdi ya: ”Ah nerede o eski neşeli günler?”. Sahiden nerede o eski neşeli günler? Bir bir gömüyoruz o günleri içimize. Gün geçtikçe birbirimize olan inancımız, sevgimiz, merhamet duygumuz eksiliyor sanki kalplerimizden. Bizi diğer varlıklardan ayıran kaç özelliğimiz varsa yitiriyoruz sanki. Değerlerimizden vazgeçiyoruz yavaş yavaş… Bizi insan yapan duygularımız köreliyor sanki birer birer. Diğer canlıları diri diri yakıyor, eziyet ve işkence ediyoruz. Kadınlarımız; bir nevi bizi doğuran annelerimiz, kardeşlerimiz, halalarımız, teyzelerimiz birer birer katlediliyor gün geçtikçe. Oysaki bizi diğer varlıklardan ayıran özelliklerimiz aklımızı kullanmamız ve duygularımız değil miydi? Hangi akla, hangi mantığa sığıyor bu yaptıklarımız? Gerçek sevgi değil miydi gayemiz? Bu yaptıklarımız sığıyor mu gayemize? Yavaş yavaş yok ediyoruz içimizdeki insanları. Hayat felsefemiz haline geldi ulaşmak istediklerimiz. İnsanlar olarak ulaşmak istediklerimiz için her türlü pis yola başvurabilir hale geldik. Gerek hak yemek, gerek kimilerinin ayaklarını kaydırmak, gerek hileye başvurmak bunlar sadece birkaçı…
Ama ne yazık ki ulaşmak istediklerimiz arasında dini ve millî değerlerimizden çok; daha iyi bir araba, daha çok odalı bir ev, daha çok para, şan ve şöhrete yer vermeye başladık . O eski dostluklar, eski sıcak akraba ilişkileri, eskiyen insanların birbirine olan bakış açısı yerini istediği hedeflere ulaşmak için hak yiyen, hile yapan, mazlumları ezen, gösterişçi insanlığa bırakmaya başladı. Birbirimiz içinde yarışlara girmeye başladık. En iyi araba bende olmalı, en iyi eve ben sahip olmalıyım, en iyi cep telefonu, ziynet eşyaları bende olmalı… Evet, bunlar size aşina geliyor olabilir. Aslında her arabanın amacı bir yerden bir yere götürmek, her evin amacı sığınabilecek bir barınak olması değil midir? Bunlar için yarışa girmek sizce de çok saçma değil mi ama artık değil. Yenilenen ve gelişen dünya düzeninde ayak uydurmaya çalışan insanlar olarak artık değerlerimize ve duygularımıza yer verilmiyor sanırım. Ne yazık ki bizleri insan yapan en önemli faktörler bunlarken biz bunlardan yavaş yavaş vazgeçiyoruz.

Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]