fbpx

Mikrobiyotamızın ikinci beynimiz olduğuna dair çalışmalar gösteriyor ki yediklerimiz ve bağırsaklarımızdaki bakteriler hayatımızı birçok konuda etkiliyor. Canınız aniden çikolata istediğinde bunu siz değil mikrobiyotanız istiyor. Bazı seçimleri biz değil bağırsaklarınızdaki bakteriler yapıyor. Peki ya eşimizi de onlar seçiyorsa?

İnsan vücudunda birçok bakteri yaşar. Her sistemimizde farklı bakteriler ile ortak mutualist bir birliktelik içinde yaşıyoruz. Bu yararlı bakterilere ihtiyacımız var ancak bazen onlar düşündüğümüz kadar küçük ve masum değiller. Sayıları trilyonları bulan bu bakteriler aslında bizden daha güçlü ve dediklerini yaptırabiliyorlar. Bağırsaklarımızdaki bakteriler yani mikrobiyotamız o kadar etkili ki ikinci beynimiz kabul ediliyor.
Bu yazımda bağırsaklarımızda yaşayan bakterilerin yediğimiz yemekleri seçmelerinin yanında eş seçimimizi etkilediklerine dair yapılan bir çalışmadan bahsedeceğim. Minik canlıların boyundan büyük işlere karıştığı bir çalışma olmuş.
Gil Sharon ve arkadaşları 2010 yılında sirke sinekleri üzerinde bir çalışma yapmışlar. Sirke sinekleri yaklaşık 1-2 milimetre büyüklüğünde ve genetik çalışmalarda çok fazla kullanılan canlılardır. Bu yüzden sirke sineği kullanılmış. Deney ekibi normalde nişasta ile beslenen bu sinekleri rastgele iki gruba ayırıyor. Bir grubu nişasta ile beslemeye devam ettiler, diğer grubu ise şeker pekmeziyle beslemeye başladılar. Ardından sinekleri karışık olarak aynı ortama bıraktılar ve ilginç bir şey fark ettiler. Nişasta tüketen dişiler, kendilerine nişasta tüketen erkekleri eş olarak seçiyor ve pekmez tüketen erkeklerle ilgilenmiyorlardı. Aynı durum pekmez tüketen dişiler için de geçerliydi. Onlar da pekmez tüketen erkekleri tercih ediyorlardı. Ve bu özelliklerini sonraki nesillere de aktarıyorlardı. Sineklerin kökenleri aynı olmasına rağmen sadece beslenme alışkanlıkları değiştiği için neden böyle olmuşlardı ? Ortada pekmezciler ve nişastacılar olarak iki ayrı grup çıkmıştı. Araştırmacılar neden bu ayrımın meydana geldiğini düşündüler ve bunun beslenme ile ilişkisini açıklayabilmek için sirke sineklerinin beslenme ortamına kuvvetli antibiyotikler eklediler. Antibiyotik uygulamasının ardından sirke sineklerinin mikrobiyotasında yer alan bakterilerin çoğu öldü. Antibiyotik kullanımı sonrasında aynı ortama bırakılan sinekler arasında pekmezciler ve nişastacılar tercihinin olmadığı görüldü. Eş seçimi rastgele gerçekleşti. Yani bakterilerin ortadan kalkmasıyla beraber eş seçiminin de ortadan kalkması, bu mikroorganizmaların eş seçimimize bile karışabildiğini göstermektedir. Çalışma ekibi, bu minik canlıların, feromonlar aracılığıyla hayvanların davranışlarına etki edebileceğini düşünmektedir. Bu bizler için de önemli bir değerlendirmedir. Çünkü söz konusu feromonlar olduğunda birkaç milimetre boyutlarındaki sirke sineklerinden tutun, oldukça karmaşık bir canlı olan insana kadar birçok canlı benzer davranışları sergilemektedir. Dr. Serkan Karaismailoğlu’nun ”Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum” kitabında görücü usulü bakteriler olarak değerlendirdiği bu deney sayfasında dediği gibi:

Sabah yediğiniz tost, akşam eve dönerken otobüste gördüğünüz kişiden hoşlanmanıza neden olabilir. Çünkü yedikleriniz mikrobiyotanızı, mikrobiyotanız da sizi ve eşinizi belirleme potansiyeline sahiptir.

Mikrobiyota: Bitkilerden hayvanlara kadar üzerinde çalışılan tüm çok hücreli organizmalarda ve üzerinde bulunan “ortak, simbiyotik ve patojenik mikroorganizmaların ekolojik topluluklarıdır”. Mikrobiyota bakteriler, arkeler, protistler, mantarlar ve virüsleri içerir.

Feromon: Aynı türün üyeleri arasındaki sosyal ilişkileri düzenleyen kimyasal maddedir. Yunanca kökenli olan sözcük “hormon taşıyan” anlamına gelmektedir.

Mahinur Rabia KARAKILIÇ içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Mahinur Rabia KARAKILIÇ içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Yazar sayımızın 300’ü aştığı şu günlerde hevesli yazarlarımıza yol gösterebilmek veya en azından daha kaliteli içerikler üretebilmeleri adına bazı ipucular vermek için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Bu yazı boyunca bir dijital içeriğin nasıl yazılması gerektiğinden bahsedeceğim. Bublogta içeriklerinin bir kısmı şiir ve denemelerden oluşuyor ve bu yazıda söyleyeceğim şeyler bu içerikler için çok […]
Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]