“İnsanların en verimli olduğu çağda tükendim. Her anı, ne yapmam gerektiğini düşünerek geçirdiğim için çabuk yoruldum. Bana müsaade.” Oğuz Atay

  Kendi içimde kendim olamıyorum. Benliğimi ararken bu şehrin sokaklarında kayboluyorum, arkamda iz bırakmadan. Yürüyorum, yürüyorum ama nereye gittiğimi bilmiyorum. Yolun sonundan bihaberim, aynı zamanda yoldan da. Sadece yürüyorum; bazen duraksıyorum birkaç ay, sadece ot oluyorum, yaşıyorum. Tabii ki yaşamaktan ne çıkardığımıza bağlı. Ben sadece hergünün birbirinin aynı olduğu yaşamı biliyorum. Bazen nefes almayı bile unutuyorum, sadece unutuyorum her şeyi.

  Ölümlerden ölüm seçip beğeniyorum, fakat cesaretsizliğim yine alıkoyuyor beni. Bilmiyorum dedikleri gibi en güzel kolyenin ip olduğu çıkmıyor aklımdan. Sanmıyorum ama. Sadece savruluyorum oradan buraya arayışlar içinde. Bir anlam, mana arıyorum. Beni hayata sımsıkı tutup bağlayacak bir şey.

  Ya bir şey olsun, yeter artık bıktım bu durumdan. Bana bir şey söyleyin, ben de dinliyim bir şiir okuyun dinliyim öykü anlatın yine dinliyim. Yoruldum ama artık, doğduğumdan beri üstümden atamadığım bir yorgunluk. Haykırışlarım bitmiyor maalesef bitmeyecek gibi de duruyor.

  Bırakın süzüleyim ufku görünmeyen havalarda. Diyeceğim ama korkuyorum. Korkuyorum, gidemiyorum. Korkuyorum, diyemiyorum.
Ama artık ufaktan anlıyorum. Ne kadar anlamak istemesem de anlıyorum galiba…

 Hani insanlar mükemmel varlıklardı? Hani insanlar güzel severdi, hani insanlar insan olmayı bilirdi, hani?

  Eksiğim, çok eksiğim, fazlasıyla eksik ve mahcubum. En çok da kendimden mahcubum. Bilmiyorum, dediğim gibi savruluyorum sadece, ne yapsam ne söylesem hep eksik kalıyor bu sözlerimin de eksik biteceği gibi. Bitiremiyorum; ne yapsam, neye başlasam bitiremiyorum. Mutsuzluğumun kaynağının ben olduğuma inandırıyorum kendime. Ben miyim gerçekten? Çünkü eğer ben değilsem ve farkına varamıyorsam bu durumun, sadece acırım kendime. Çok acırım hem de.

  Ama umut ya hani kaybolmuyor birden; istemiyorum umutsuz yaşamayı, bir amacım olsun istiyorum. Bu umudum son zamanlarda, ilk ve büyük ihtimalle tek meyvesini verdi. Saf bir sevgi beslediğim birisiyle tanıştım. Birçok söz verdim ona. Güvendim, ailemden çok güvendim hatta. Bilmiyorum sonu ne olur ama zaten ölmüş bir ruhu biraz da olsa canlandırdı, başardı.

   Bir insan bunu yapabilir mi? Bir insan dünyayı baştan yazabilir mi?

  Bu düşüncelerle çoğunlukla kendimi kandırıyorum ama o yapabilir. Ben mi? Boş verin beni, boş vermişlikler de dolup taştım iyice. Bir insan ki dar ağacından indirebiliyor insanı, evet, gerçekten. Umarım sonu olmaz veya iyi biter. Olmaz, olmaz, olmaz değil mi? Olmasın.

   Uçurtmayım ben, yırtık bir uçurtma. Bu yüzden çıkmasın elden ipim.

  Düzen istiyorum. Monotonluk istiyorum. Robot olmak istiyorum. Her şeyi düşünmek istemiyorum. Hayatı biraz da ben kolay yaşamak istiyorum, çok mu şey istiyorum. İnsan olmak, kendim olmak, tüm benliğimle son nefesimi vermek istiyorum.

  Her şeyi bir kenara bırakırsak, olmasam ne olurdu? Ciddi soruyorum bunu size, kendime; olmasak ne olurdu, ne değişirdi sanki dünyada?

Aymak içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Aymak içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

-Şahsiyet dizisine dair spoiler mevcuttur. Tetikleyici unsurlar içermektedir.- 2018 yılına damgasını vuran ”Şahsiyet” dizisini birçoğumuz izledik. Başlarda ne olduğunu anlayamadık hiçbirimiz, sadece birkaç tahminimiz oldu. 11 bölüm boyunca hiçbir şeyden emin olamadık ancak 12. bölümünde izlediklerimiz her birimizi paramparça etti. Dizinin finalinde, 11 bölüm boyunca Agâh Beyoğlu’nun ne için onca cinayeti işlediğini tüm çıplaklığıyla izledik. […]
Dostoyevski’nin Prusya Savaşları’nda yaşadıklarını eserlerine nasıl aktardığı, Danzig cephesinde şahit olduğu dramı, Kresy cephesinde tanıştığı ilk aşkını romanlarında hangi karakterlerle betimlediği üzerine olan makalemi yetiştirmeye çalışırken arkadaşımdan gelen bir telefon akademik gündemimin alt üst olmasına yol açtı. Eski uygarlıkların dilleri üzerine uzman olan arkadaşım son iki senesini Latince üzerine bir lügat hazırlamakla geçirmekte fakat lügat […]
Elif İnci TUTKUN ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Latif BEYRELİ Kimdir? Latif Beyreli, Yükseköğrenimini, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü mezunu olarak 1986 yılında tamamladı. Yüksek lisans eğitimini 1988 yılında, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili Ana Bilim Dalında “Lehcetü’l-Lügat” adlı teziyle; doktora eğitimini 1994 yılında, MÜ Türkiyat Araştırmaları […]
Öykü ve romanlarıyla çağdaş yazarlar arasında ön plana çıkan Ayfer Tunç’un “Aziz Bey Hadisesi” isimli öykü kitabını Yapı Kredi Yayınları’ndan sonra 2006 yılında Can Yayınları basmıştır. Can Yayınları bu basımında Ayfer Tunç’un sadece Aziz Bey Hadisesi hikâyesine değil, beş hikâyesine daha yer vermiştir. Bu hikâyeler şunlardır: Kadın Hikâyeleri Yüzünden, Soğuk Geçen Bir Kış, Kar Yolcusu, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.