fbpx

“Yardıma ihtiyacım var, dedim.
Ben sana yardım ederim, dedi.
Teşekkür ederim, ama nasıl, dedim.
Bilmiyorum, dedi.

Bir başkası sustu, bir başkası esnedi. Bir başkası geçmişine eğildi, bir başkası sevdiğine. Bir başkası bir sigara yaktı, söndürdü, ben tükendim.

Bana bir ruh bulabilir misin, dedim.
Nasıl, dedi.
Yorulmaz bir beden ve ölü bir ruh ikilemindeyim, dedim. Boş laf geveleyip duruyorum. Işık uzakta sen uzaktasın.
Buradayım işte, dedi.
Ruhumu kemiren kurtları dökebilir misin? Beni çekip alabilir misin bu tüketici dertten?
En azından denerim, dedi, Yeter ki sen benimle ol.

Sarıldı. Varmadı kollarım arkadan buluşmaya, kaskatı kaldılar iki yanımda. Olurdum seninle tabii ama yaşar mıydım bilemiyorum.
Yaşanacak çok şey var, dedi. Keşfedilecek yepyeni şeyler.
Hayat sıradanlıktan çıkmadıkça tükenmek değil de nedir? Yeni bir kitabın, yeni bir şarkının katacağı bir şey yok ruhuma. Beş kuruş etmez şeyleri hikâye eden biriyim ben.
Öyle deme, bak seninim işte.
Seni hak edecek ne yaptım ben…
Gülümsedi. Kara bulutlarımı dağıttı yüz ifadesi. Bana doğru uzandı. Varmadı benliğim kavuşmaya. Tam vaktiydi oysa. Sarıldı tekrardan. O an ölseydim mutlu bir adam olacaktım. Ölmedim. Bu hikâye burada bitmeliydi. Bitmedi. Dert çekmeye geldiğim dünyada daha ömrüm varmış. Hayatın giydireceği sıradaki elbiseyi bekliyorum. Nerede kaldın ey Azrail! Çok yaşadım hayatta, üstü kalsın!

”Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar.” dedi şair. ”Ben varken yeni baştan yaratıldı kâinat. Her şeyi gördüm içim rahat.”
Bu mütevazılık bende yok işte. Dobra konuşan birisiyim. Yürüyemiyorum meslektaşlarım gibi. Başımı ellerimin arasına alıp dizimi çekemiyorum göğsüme. Kusamıyorum içimi. Akıtamıyorum gözyaşlarımı. Yoluna set çekilen bir nehir misali, önümdeki kurak topraklara ulaşmak istiyorum. Ulaşamıyorum. Sızmak istiyorum kendi içimden, sızamıyorum. Kendimi aradığım bu denizde artık kendimden kaçıyorum. Dostumun yüzüne bakamıyorum, içimi görecek diye. Boş ver onu, sen anla beni yeter. Uyuyakalıyorum dizinin üstünde, kollarının arasında. Uyandığımda yoktun. Sadece ben, yine ben, yine ben. Bir benler ordusu, benlikten yoksun. Bitsin artık bu hikâye burada, bitsin ömrüm. Ama hayır, dert çilem bitmedi henüz. Hayatın giydireceği sıradaki elbiseyi, senden gelecek yardımı bekliyorum.”

Son noktayı koyduğunda bir hikâyenin böyle bitmeyeceğini biliyordu yazar. “Olsun.” dedi. “Bu da böyle yarım kalıversin benim gibi. Suskunlukların ardında duran bir süs gibi…”

Abonelik
Bildir
guest
5 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.