fbpx

Birini dış görünüşüne göre yargılamak ne kadar da kolay değil mi? İnsan karşısındaki kişiye hangi niyetle bakarsa o gözle görür. Dünyada milyonlarca insan birbirini dış görünüşü ile yargılıyor. İnsanın ne giydiğinin değil ne düşündüğünün bir önemi vardır.

Şu an toplumumuzda insanları dış görünüşüne göre yargılayan zihniyet hâkimiyet altında. Bir kadın başörtüsü takıyor diye yobaz olmaz, aynı şekilde başı açık bir kadın ahlaksızlıkla suçlanamaz. En büyük hatamız bu toplum olarak. Bir bireye İNSAN olarak bakmak önceliğimiz olmalı. Mesela ben de bir süre bu zihniyet içerisinde bulundum ama en sonunda şükürler olsun ki kabuğumu kırdım ve insanları sadece iyi veya kötü olarak yargılamaya başladım. Bir insanın ne giydiği beni ilgilendirmez, düşünceleridir beni ilgilendiren. Her insanın fıtratında irade vardır. İrade insanın seçim anahtarıdır diyebiliriz. Her birey kendi tercihlerini yaşar. Hiç kimse benim tercihlerime karışamayacağı gibi ben de kimsenin tercihlerine karışamam. Verdiğimiz kararların sonucunu yaşarız. Ancak kimse giydiği kıyafetten dolayı kötü muameleye maruz bırakılamaz. Ben de giydiğim kıyafetlerden dolayı çevremden ve hiç tanımadığım insanlardan yargısız infaz yedim. Ve ben sadece bunun küçük bir örneğiyim.

Her gün binlerce insan tercih ettiği kıyafetlerden, saçından, başından dolayı yargısız infaz yiyor birilerinden. Bunun en kötü örneği bir kız çocuğunun şapka takmasına kadar indi. Ben tercihim olan kıyafetten dolayı yargısız infaz yedim defalarca. Neredeyse her insan bunu yaşıyor hayatında en az bir kere bile olsa. Bunları yapmadan önce insan kendine şu soruyu sorsa “Ben iyi bir insan mıyım, kötü bir insan mıyım?” her şey düzelir bence. Bu benim metodum. Farklı sınıflandırmalar da olabilir ama ben en çok iyi-kötü sınıflandırmasını sevdim. Biraz felsefe yaptım. Ama yaşamımızın gerçeklerini münazara tadında tartışsak bu rejim çoğu şeyin düzelmesine yardımcı olur.

Ben bu zihniyetin etkisinde kaldım, yaşadım ve yaşattım. Gönül ister ki bu hataları yapmamış olsaydım. Size naçizane tavsiyem asla ama asla bir kimseyi dış görünüşüne göre yargılamayın.

Büşra..

Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.