fbpx

Hoş geldin Serkan yavrum. Buyur, şöyle otur. Su getireyim ben sana. Demek Şerif’imizin arkadaşısın ha. Maşallah maşallah. Nasılsın iyisin inşallah. Dur hele soluklan da dediğini de yaparız.

“Şerif oğlum doğduğunda bizim eve geldi Feride ve İdris. Şerif benim de oğlumdur aynı zamanda. Şerif bizim evde büyüdü diyebilirim. Çok haşarı bir çocuktu. Yaramaz çocuk büyüdüğünde zeki olur derler. Gerçekten de öyleydi. Şerif çok farklı düşünüyordu. Saatlerin durmadığını öğrenince yorulmuyorlar mı? diye sordu bana. Çocuk işte nereden gelir aklına böyle şeyler. Gerçekten çok üzüldüm bu habere. Umalım da bir çaresi bulunsun.”

“Şerif abi çok kraldı. Severdi bizi de. Gelir muhabbet ederdik, halimizi hatırımızı sorardı. Her zaman yanımızda olduğunu hissederdik. Zaman geldi biz onun işini gördük, gün oldu o bize yardım etti. Mümkün olduğunca hep beraber gezerdik. Maddi manevi yardımı da dokunduğu çok bilinir. Bir gün hanım evde yokken evimizde yangın çıkmıştı. Oradan geçiyormuş Şerif. Hemen evimize doğru gelmiş. Benim küçük oğlan varmış içerde, onu alıp hastaneye götürmüş. Evimi, çoluğumu, çocuğumu arkada bıraksam yerimi o doldurur yani. Duyduk, üzüldük. Elimizden gelen varsa düşünmeden el atarız abim.”

“Eyvallah abi, teşekkürler. Kolay gelsin.”

“Şerif oğlumuz, İdris kardeşim gibidir. Yiğittir, sözünün eridir. Ardında eksik bir iş bırakmaz. Nerede ihtiyaç duysak ona, sanki çağırmışız gibi gelir, işimizi halleder giderdi. Bir gün çözülmez dediğimiz bir vaka oldu. Neresinden tutsak çözüm yok. Geldi bu, selam vererek kahvehaneye girdi. Çay karıştırma işareti yaparken bir sandalye çekti kendisine. Baktı biz dumura uğramış boş boş bakıyoruz. Hemen anlattırdı olayı. Dinledi sakince. Üç beş soru sordu. Dikkatli dinlemiş paşam. Sorular da kilit yerlerden. Bir çözüldü düğüm. İnanmazsın emniyet şubenin içi rahat bir nefes aldı. Hayırlısı olsun artık. Yazarın biri der ki ‘İnsan neden hiçbir olay kendi başına gelmeyecek gibi düşünür? Hep başkasında arar gelecek kötü olayları.’. Gerçekten de öyle. Baksana kimin aklına gelir böyle bir olay. Sağ ol haber ettiğin için. Yardım edebileceksek buralardayız.”

Dostum Şerif’in ileri derece alzaymır teşhisinden sonra hatıralarını toplama çabasına girmiştim. Tüm hatıralardan bazısıydı bu üç hatıra. Derleme işleminden sonra kitap kapağını tasarlamam gerekiyordu. Yapboz olacaktı eserin ismi. En üstte yapboz yazacak, yazının hemen altında Şerif Kocaköz hatıraları, en altta da “Ömrümüz diğerleriyle oynadığımız bir yapbozdur.” yazacaktı.

Ah be dostum, unutacaksan artık bir ehemmiyeti yoktu ki kalan hayatının. Ne anlamı vardı yaşamanın. Kokuları, tatları, zihinleri, isimleri en önemlisi fikirleri unutmak. Herkesin bildiği Şerif’i artık bilememek. Kendini unutmak. 52 yıllık yaşamı, yaşanmamış bilmek. Gördüklerini, tecrübelerini, sevdiklerini, nefret ettiklerini neredeyse tek hamlede silmek. Doğrularından, yalanlarından, şakalarından, sinirlerinden tek tek, her birinden feragat etmek neredeyse. Neyse dostum. Sen bilmesen de son kişi seni unutana kadar hâlâ yaşıyor olacaksın. Anıların bu kitapta yazacak hep. Seni tanıyanlar sana en sevdiğin duyguları yaşatacak hep. En sevdiğin yemekleri yapacaklar, en sevdiğin filmi açacaklar sana. En sevdiğin müzik çalacak girdiğin yerlerde. Belki gelirsin bir gün.

@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]