fbpx

Derdim ne bilmiyorum. Biliyorum aslında ama anlatmaktan sıkıldım. En başından bir şeyler yanlış başladı sanki. Ya da doğru başladı ama yanlış devam etti. Şimdi ise doğru yapmaya çalışıyorum her şeyi. İşte derdim bu. Özetle bu.

Değer verdiğim insanlar tarafından haksızlığa uğramak benim suçummuş gibi yanlış tercihler yapmaktan korkuyorum. Sanki haksızlığa uğramayı ben tercih etmişim gibi kendimi suçluyorum. Örneğin; dostum dediğim insanın bana en büyük kötülükleri yapması ya da beni seviyormuş gibi davranan sevgilinin aslında beni sevmemesi. Bunlar benim suçummuş gibi cezasını ben çekiyorum. O insanları hayatıma alarak en büyük hatayı ben yaptım ve bu yüzden yaşananları hak ettiğime inanıyorum belki de. “Ama bilemezdin ki.” dediğinizi duyar gibiyim. Bunu ben de biliyorum ama bunu bilmek bir şeyi değiştirmiyor işte.

Güvenmekten ve inanmaktan korkan bir adet “ben” var elimde. Ben ne yaparsam yapayım kendimi tam olarak güvende hissetmiyorum. Sevmekten, değer vermekten korkar oldum. Dost dediğim insanlardan yine kazık yemekten, bir gün birini seversem eğer o kişinin beni incitmesinden korkuyorum.

Ben hiç hesapsız kitapsız sevilmedim mi?
Ben hiç takdir edilmedim mi?
En çok güvendiğim insanlar güvensiz mi hissettirdi bana?
En çaresiz anımda yalnız mı kaldım ben?
Ne oldu da böyle oldu?
Ne oldu da böyle oldu?
Ne olduysa oldu ama böyle oldu işte.

İçimde hiç geçmeyen bir yanlışlık hissi var. Sanki bir şeyler hep yanlışmış gibi. Hiç doğru olmayacakmış gibi. Ben hiç huzurlu hissetmeyecekmişim gibi geliyor. Şarkılarıma sığınıyorum. Yastığıma sarılıyorum. Barış Manço’nun dediği gibi “Bir gün dönecek dönence biliyorum.” ya da bunu bilmek istiyorum. Bu yanlışlık hissi ile yaşamak çok zor. İnanmak istiyorum, sevmek istiyorum. En çok da güvenmek istiyorum. Bu yanlışlık döngüsünün kırılmasını istiyorum. Nasıl kırılacak bu döngü? Bu sorunun cevabı bende olsa bu yazıyı yazıyor olur muydum? Belki de biliyorum cevabı ama hiçbir işime yaramıyor o yavan cevap. “Kendine güven, kendini sev, anı yaşa.” gibi olumlamalar işe yaramıyor. O yanlışlık döngüsünde anlık nefes almamı sağlıyor ama beni çıkarmıyor o döngüden. Fakat şunu da biliyorum bu derdin devası bende. Bu dert öyle ya da böyle buldu beni. Benden istediği ne bilmiyorum. Fakat benden istediğini alana kadar bırakmayacak beni biliyorum. Kendime, hislerime, doğrularıma, yanlışlarıma dahi kucak açmadan bırakmayacak bu döngü beni. Ben kendimi pamuklara sarmadan şefkat göstermeyecek bana. Ben tüm gücümle karşısında durmadan gitmeyecek hayatımdan.

Sorunlar farklı ama cevap hep aynı. Bu yüzden direnmeyi bırakıyorum. Bu yanlışlık döngüsünün bana söylemeye çalıştığı şey her ne ise ona kulak vermeyi artık kabul ediyorum. Yanlışlığın içindeki doğruları bulmaya niyet ediyorum.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.