fbpx

Hepimizin karşılaştığı bir durumdur aslında yalan. Araştırmalara göre hepimiz ortalama olarak günde 10-300 yalana maruz kalıyoruz. Karşımızdaki kişinin yalan söylediğini nasıl anlarız? Bunun aslında net ve kesin cevabı yok. Polislerin ve psikologların kullandığı bazı teknikleri anlatacağım ama onun öncesinde size yalanla ilgili iki hikâye anlatacağım: 17 yaşındaki Marty Tankleff, New York’un Kong lsland bölgesinde annesi bıçaklanarak ve babası da sopa ile dövülerek öldürüldüğü hâlde polisler tarafından çok sakin görülmüş, yetkililer Marty Tankleff’i suçlu bulmuş ve Marty 17 yılını hapiste geçirmişti. Bir başka olay ise bu durumun tam tersi: 16 yaşındaki Jeffrey Deskovic, sınıf arkadaşı boğulmuş hâlde bulunduğunda Jeffrey çılgına dönmüş ,dedektiflere yardım etmek için can atmıştı. Bu tavrı polisler tarafından şüpheli bulunduğu için Jeffrey tam 16 yıl hapse mahkûm edilmişti. Aslında iki çocuk da suçlu değildi. Sadece biri içine kapanık olduğu için duygularını yansıtamamıştı, diğeri ise duygularını fazlasıyla yansıttığı için şüpheli duruma düşmüştü. Buradan da anlaşıldığı üzere duygular çok önemli unsurlardır. Bunu bilen profesyonel yalancılar bunu çok iyi kullanabiliyorlar, o yüzden maalesef ki yapılan araştırmalar yetersiz kalabiliyor. Sizlere en güvenilir bilgiler vermeye çalıştım. İnsanlar yalan söylerken pek rahat davranamazlar. Göz teması kurmama, burnu kaşıma, göz bebeklerinde büyüme, konuyu ayrıntısıyla anlatmadan üstten geçme gibi durumlar söz konusu olabilir. Bunların daha rahat anlaşılabilmesi için maddeler şeklinde sıraladım.

• Gülümseme: Zorla yapılan gülümsemeler sadece ağız ile yapılırken gerçek gülümsemelerde ise yüz bölgesindeki hareketlikler ile birlikte dişler de görülmektedir. Zoraki gülümsemelerde dişler görülmez.

Yapay Davranışlar: Yalan söyleyen kişiler kendilerini rahat hissetmedikleri için kulak ya da burun ile oynama, kafa tarama gibi yapay hareketler yapabilirler, burada dikkat etmeniz gereken davranışların yapay olup olmadığı ile ilgilidir.

Terleme: Eğer karşınızdaki çok terliyorsa kendisini rahat hissetmediği için olabilir. Siz o terlemenin yalandan dolayı mı yoksa havadan mı olduğuna karar verirsiniz.

Çok Konudan Bahsetme: Eğer karşınızdaki kişi gerekli, gereksiz tüm konulardan bahsediyorsa şüphelenmenizde fayda var!

Gözler: Genellikle yalan söyleyen kişiler göz temasından kaçarlar, bunun nedeni kendilerini rahat hissetmedikleri içindir. Ve eğer yalan söyleyen kişi sağ elini kullanıyor ve gözlerini sağa doğru kaydırırsa olayı hatırlamaya çalışıyordur, sola doğru kaydırırsa zekâsıyla pratiklik arıyordur. Solaklar içinse bu durum tam tersidir.

İnce Detay: Yalan söylediğini düşündüğünüz kişiye bol bol soru sorup ince detaylara dikkat edin, bu sırada karşınızdaki kişi kendisini rahat hissetmediği için bulunduğu pozisyonu değiştirebilir ya da aranıza yastık benzeri eşyaları yerleştirebilir .

Konuşma Monotonluğu: Yalan söyleyen kişi genelde aynı kelimeleri tekrarlar. Çünkü kelime çeşitliliği yaparak kendisini ele vermek istemezler ve çok konuşarak karşısındaki kişiyi ikna etme yollarını ararlar.

Tavsiye: Bu tavsiye yaptığım araştırma sonucu edindiğim bilgidir.

Yalan konuştuğunu düşündüğünüz kişiyle bir an sessiz kalmayı deneyin, bu sessizlikten karşınızdaki kişinin hâl ve hareketlerini, yapılan konuşmadan aldığı rahatsızlığı gözlemlemeye çalışın ve konuyu değiştirin. Yalan söylüyorsa karşınızdaki kişi bu konu değişikliğinden memnun olacaktır. Eğer suçsuz kişiyse konuya tekrar dönüp konuyu aydınlatmaya çalışacaktır.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]