Derse oturduğunda maksimum 10 dakika sonra kalkmak istiyor veya paragraf sorularının yarısına geldiğinde soruyu değil oradaki hikayeyi kafanda canlandırdığını fark ediyorsan belli ki motivasyona ihtiyacın var. Dış motivasyon bu konuda sana bir şey katamaz fakat sana iç motivasyonunu diri tutmanı sağlayacak, çalışırken daha az sıkılacağın ve dikkatini dağıtacak şeylerden nasıl kurtulacağını tecrübelerim kadarıyla 5 madde halinde özetledim, şimdi beraber inceleyebiliriz.

1. Sevdiğiniz ve bitirmesi kolay olan dersler ile başlayın

Bitirmesi kolay olan dersleri tercih etmemizin sebebi; tatmin duygumuzu bastırmak ve kısa sürede bir şeyler başarabildiğimizi kendimize kanıtlamaktır. Başarabildiğimizi hissettiğimizde daha kolay motive olacak ve artık eskisinden daha rahat bir şekilde masanın başına geçebileceğiz. Sonuca daha uzun sürede varacağımız derslerden başlarsak başarma hissini daha geç tadacak veya -muhtemelen- bu hissi tadamadan pes etmiş olacağız.

2. Kendinizi çevrenizden soyutlayın

Çalışmalarınız sırasında kendinizi daha iyi ve motive hissetmek için daha sessiz ve sakin bir ortamda çalışabilirsiniz. Bu çalışma süresi içerisinde kesinlikle teknolojik aletler ile aranızda mesafe olması gerekmekte. Hazır kendinizi soyutlamışken hiç bozmamak için suyunuzu, sandviçinizi yanınıza alın. İhtiyaçlarınızın hepsini yanınıza almazsanız derse başladıktan sonra muhtemelen sıkıldığınız ilk anda kalkıp onları almak isteyeceksiniz ve bu da sizin dikkatinizi haliyle dağıtacak. Dağılan dikkatinizi tekrar toparlamanız ve dersinize tekrardan odaklanmanız şimdi eskisinden daha zor olabilir.

3. Mola verin

Verimli çalışmak ile uzun süre çalışmayı birbirine karıştırmayın. Kendi sınırınızı belirleyin ve sınırınızı zorlamak zorunda kalmadan gerektiği kadar mola verin. Dilerseniz pomodoro tarzı teknikler uygulayarak 25 dakika ders 5 dakika ara şeklinde 30 dakikalık bir periyot belirleyebilirsiniz. Bu kadar düzenli yapamam diyorsanız bile mutlaka bol bol ara vermeye çalışın.

4. Tek ders çalışmayın

Başlamışken bitireyim düşüncesi maalesef ders konusunda işe yaramıyor. Zihnimiz sayısal derste yorulduğunda sözel ders ile onu dinlendirebiliriz. Bu da bize vakit kazandırır. Tüm günü tek ders çalışacağım, diyerek geçirirseniz gün sonunda maalesef verimli bir çalışma günü geçirmediğinizi göreceksiniz. Bu verimsiz geçen gün sizin tekrardan motive olmanızı engelleyecek ve diğer günler çalışmak istediğinizde kendinizi o kadar da güçlü hissetmeyeceksiniz.

5. Çalışma ortamınız düzenli olsun

Tüm gününüzü bir çalışma odasında geçireceğinizi düşünürsek sağlığınız için temiz ve düzenli bir odada çalışmanız iyi olacaktır. “Tüm günümü geçirmeyeceğim o zaman pis bırakabilir miyim?” derseniz biraz sinirlenerek ”Hayır!” demem gerekebilir. Odanızın dağınıklığı ders çalışma sırasında her an dağılmaya müsait olan dikkatinizi dağıtmak için çok yeterli olacaktır. Bundan dolayı dikkatimizin dağılmasına müsaade etmeden daha derse başlamadan odamızı toparlamamız gayet yerinde bir karar olacaktır.

Size vereceğim öneriler şimdilik bu kadar. Yazımın sonuna Mustafa Kemal Atatürk’ün başarmak ve çalışkanlık ile ilgili söylediği bir sözü yazıyor ve sizi kendi iç sesiniz ile baş başa bırakıyorum.

thumbs b c 4d3f3a4e3db68cf22affd6391ad54013

Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!

Yorumlar Verimli Ders Çalışmak İçin 5 Yöntem

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Attach images - Only PNG, JPG, JPEG and GIF are supported.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Anne, ben çıkıyorum. Ne zaman gelirim, bilmem. Geç kalırsam bekleme, uyu tamam mı?”Kapının ağzından seslenmiştim anneme. Neye, nereye, kime gittiğimi ben bile bilmiyordum o an. Sadece gitmek, kaçmak, uzaklaşmak istiyordum. Neyden, kimden? Var olan herkesten, her şeyden… Kendimden bile… Nereye gittiğimi bilmeden çıkmıştım ancak karar vermem uzun sürmemişti. İşin aslı, gittiğim yer hiç değişmemişti. Güneşi […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Zeynep KUŞ ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Mustafa S. Kaçalin, 1957 İstanbul doğumludur. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Çayırdüzü köyünden göç etmişlerdir. 1972 yılında girdiği Hasköy Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. 1976 yılında başladığı lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1980 yılında tamamladı. Doktorasını aynı bölümde Prof. Dr. Muharrem ERGİN’in […]

İlgini Çekebilir

SAÇ ÖRGÜSÜ Kitap Adı: Saç Örgüsü Orijinal Adı: La Tresse Yazar: Laetitia Colombani Çeviri: Gülşah Ercenk Yayınevi: Yan Pasaj Yayınevi Sayfa: 188 Baskı: 2020 Tür: Roman İtalya, Kanada ve Hindistan… Üç farklı ülke… Smita, Giulia ve Sarah… Üç farklı kadın… Bu üç kadın, üç farklı kıtada, üç farklı hayat yaşıyorlar. Birbirlerinin varlıklarından bile haberleri olmayan […]
“Doğurup doğurup bir köşeye fırlattığın şeylerin çocuğun olduğunu görmüyor musun?” Hayatımda bir kez olsun bütün cesaretimi toplamış ve bunu da anneme başkaldırabilmek için harcamıştım. Ancak yüzümde ateşten çıkan bıçağın acısı gibi hissettiğim bir acıyla savrulmam alabileceğim en iyi cevap olmuştu. “Sizi bir babanız dahi olmadan, ellerimle ben, yalnız ben büyütmedim mi? Bir de ablaları olacaksın, […]
Başka olur Anadolu’da kış… Yaşamlar da farklıdır tıpkı yüzler gibi. Havalar sert, soğuk ve yıkıcıdır. Ama yüzler, gönüller bir o kadar içten ve samimidir. Anadolu’da hayatın her anı engellerle doludur ama o engelleri aşmak için insanlar ellerini, tırnaklarını, kuvvetlerini kullanırlar. Aldıkları her soğuk hava ciğerleri yakar ama inandıkları yoldan dönmezler, işlerini asla yarım komazlar. Kar […]
Sağa sola koşturan insanlar, geçim derdine düşmüş, değerlerini kaybetmiş insanlarız bizler. Gün geçtikçe dini ve millî bütün değerlerimizi kaybediyoruz fark etmeden ya da yenilenen, değişen dünya döngüsü bizi bu yöne itiyor mu dersiniz. Evet evet! Bence de öyle, teknoloji geliştikçe yeni dünya düzeniyle biz insanlar da değişmeye başladık sanırım. Yerimizi robotların almasından korkarken sanki robotlara […]
 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.