fbpx

Derse oturduğunda maksimum 10 dakika sonra kalkmak istiyor veya paragraf sorularının yarısına geldiğinde soruyu değil oradaki hikayeyi kafanda canlandırdığını fark ediyorsan belli ki motivasyona ihtiyacın var. Dış motivasyon bu konuda sana bir şey katamaz fakat sana iç motivasyonunu diri tutmanı sağlayacak, çalışırken daha az sıkılacağın ve dikkatini dağıtacak şeylerden nasıl kurtulacağını tecrübelerim kadarıyla 5 madde halinde özetledim, şimdi beraber inceleyebiliriz.

1. Sevdiğiniz ve bitirmesi kolay olan dersler ile başlayın

Bitirmesi kolay olan dersleri tercih etmemizin sebebi; tatmin duygumuzu bastırmak ve kısa sürede bir şeyler başarabildiğimizi kendimize kanıtlamaktır. Başarabildiğimizi hissettiğimizde daha kolay motive olacak ve artık eskisinden daha rahat bir şekilde masanın başına geçebileceğiz. Sonuca daha uzun sürede varacağımız derslerden başlarsak başarma hissini daha geç tadacak veya -muhtemelen- bu hissi tadamadan pes etmiş olacağız.

2. Kendinizi çevrenizden soyutlayın

Çalışmalarınız sırasında kendinizi daha iyi ve motive hissetmek için daha sessiz ve sakin bir ortamda çalışabilirsiniz. Bu çalışma süresi içerisinde kesinlikle teknolojik aletler ile aranızda mesafe olması gerekmekte. Hazır kendinizi soyutlamışken hiç bozmamak için suyunuzu, sandviçinizi yanınıza alın. İhtiyaçlarınızın hepsini yanınıza almazsanız derse başladıktan sonra muhtemelen sıkıldığınız ilk anda kalkıp onları almak isteyeceksiniz ve bu da sizin dikkatinizi haliyle dağıtacak. Dağılan dikkatinizi tekrar toparlamanız ve dersinize tekrardan odaklanmanız şimdi eskisinden daha zor olabilir.

3. Mola verin

Verimli ders çalışmak ile uzun süre çalışmayı birbirine karıştırmayın. Kendi sınırınızı belirleyin ve sınırınızı zorlamak zorunda kalmadan gerektiği kadar mola verin. Dilerseniz pomodoro tarzı teknikler uygulayarak 25 dakika ders 5 dakika ara şeklinde 30 dakikalık bir periyot belirleyebilirsiniz. Bu kadar düzenli yapamam diyorsanız bile mutlaka bol bol ara vermeye çalışın.

4. Tek ders çalışmayın

Başlamışken bitireyim düşüncesi maalesef ders konusunda işe yaramıyor. Zihnimiz sayısal derste yorulduğunda sözel ders ile onu dinlendirebiliriz. Bu da bize vakit kazandırır. Tüm günü tek ders çalışacağım, diyerek geçirirseniz gün sonunda maalesef verimli bir çalışma günü geçirmediğinizi göreceksiniz. Bu verimsiz geçen gün sizin tekrardan motive olmanızı engelleyecek ve diğer günler çalışmak istediğinizde kendinizi o kadar da güçlü hissetmeyeceksiniz.

5. Çalışma ortamınız düzenli olsun

Tüm gününüzü bir çalışma odasında geçireceğinizi düşünürsek sağlığınız için temiz ve düzenli bir odada çalışmanız iyi olacaktır. “Tüm günümü geçirmeyeceğim o zaman pis bırakabilir miyim?” derseniz biraz sinirlenerek ”Hayır!” demem gerekebilir. Odanızın dağınıklığı ders çalışma sırasında her an dağılmaya müsait olan dikkatinizi dağıtmak için çok yeterli olacaktır. Bundan dolayı dikkatimizin dağılmasına müsaade etmeden daha derse başlamadan odamızı toparlamamız gayet yerinde bir karar olacaktır.

Size vereceğim öneriler şimdilik bu kadar. Yazımın sonuna Mustafa Kemal Atatürk’ün başarmak ve çalışkanlık ile ilgili söylediği bir sözü yazıyor ve sizi kendi iç sesiniz ile baş başa bırakıyorum.

thumbs b c 4d3f3a4e3db68cf22affd6391ad54013

Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!

Enes Özgen içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Enes Özgen içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]