fbpx

Vaktimizi Yeterince İyi Değerlendiriyor Muyuz?

Vaktimi nasıl değerlendirmeliyim diye hiç düşündük mü? Ya da akşam yatmadan önce yarınınızı planlar mısınız?

İnsanların artık farkına varması gerekiyor aslında hayatın o kadar da uzun olmadığını. Herkesin bir gün sabaha güneşli günlere uyanamayacağının, çiçeklerin bizsiz açılacağının, kuşların sabahın erken saatlerinde bizsiz de ötebileceğinin farkına varması gerekiyor.

Bunca şeyi mademki biliyoruz neden hâlen yatağımızın üzerinde yüz üstü yatıp elimizde telefonumuz vakit öldürüyoruz? Niye hayatın güzelliklerinin farkına varmayı, yeni insanlarla tanışmayı, yeni kitaplar okumayı ve yeni şarkılar keşfetmeyi denemiyoruz?

Neden bu güzelliklerin olduğu bilincinde olmamıza rağmen hâlen oturarak ya da yatarak vaktimizi ısrarla gereksiz yere harcamakta bu kadar direniyoruz aklım almıyor…

Uykuya, internette saatlerce takılmaya her zaman vaktimiz olabilir ama spor yapmayı ya da bize sunulan farklı imkânları bir daha bulur muyuz? Pek de emin değilim açıkçası.

Bu nedenle ilk olarak hayatımızın elbet bir gün son bulacağının bilincinde olmamız gerekir.

Ben “Gidin de saatlerce kitap okuyun, internete hiç takılmayın ya da kişisel zevklerinizi ihmal edin.” demiyorum. Benim demek istediğim internette takılmak için vaktin varsa başka aktivitelere; seni topluma kazandıracak, herkes tarafından olumlu bir yanıt alabilirsiniz yani kısacası arkadaşlar hayatın bu kadar güzellikleri, doğanın, tabiatın bize sunduğu bu kadar imkân, olanak varken neden hayatımızı bir evin kuytuda kalmış bir odasında yatmakla geçirelim? Yatmak ile kastettiğim her zaman uyku hâli değil.

Benim kastettiğim bireyin kendini kişisel olarak geliştirmekten kendini yoksun bırakması, kişinin kendisine yapabileceği en büyük haksızlıkların başında yer alıyor.

Ben kimseyi sıkboğaz etmiyorum ya da sürekli “Kitap oku, eğitim ve öğretim ile ilgilen.” de demiyorum sadece hayatın bize sunduğu fırsatları geri çevirmemek için elimizden geleni yapmak gerektiğini belirtiyorum.

Velhasıl arkadaşlar ben böyle yaşlı, hep nutuk çeken birisi değilim. Bir bakıma böyle insanlarla pek de bir diyalogum da yok. Bunu sevmiyor ya da istemediğimizden değil de bunların farkında olduğum için böyle diyorumdur. Belki de başka nedendendir. Herkes farklı yorumlayabilir ama önemli olanın kişinin kendisinin ne yaptığının farkında olmasıdır. Bunu yaparken de kendini büyütüp yüceltmeden yapmak en iyisi ve benim bunu yazdığım zaman kendime hatırlatmak istediğim şey “kendimin daha yirmi yaşında bir birey olduğumu hatırlatmak” oluyor çünkü ileride bu yazdığım yazıyı görünce gelişme mi yaşamışım yoksa gerilemiş miyim diye kontrol etmek istiyorum bir yandan. Uzun lafın kısası vaktimizin kıymetini bilip halkımız ve yaşam şartları iyi olmayan milletimiz için en iyi ülkeyi armağan etmektir.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]