fbpx

Her sabah açıyoruz gözlerimizi parlayan güneşe. Aslında bir umutla başlıyoruz her güne. İçimizde kalan son kırıntıları saklıyoruz. ”Belki…” demekten yorulmadık hiç. Yorulduğumuzu düşündüğümüz an bile en derinde kalan bir parça sessizce sayıklıyor. Bir kelebeğin kanat çırpması gibi adeta. Yolun sonunda karanlık var biliyoruz ama fenerimizin pili yeter diye sona doğru ilerliyoruz. Bir gün o fener bizi yarı yolda bırakacak mı? Karanlığın sessizliği yutuverecek zihnimizi.

Bazen artık sona yaklaştığımızı hissederiz. Daha sonra bir el uzanır ve o çukurdan çekip çıkarır bizi. Sessiz ve çaresizce o elin uzanmasını bekleriz hep zaten. Hep bir umut vardır içimizde. Bir gün her şey güzel olacak. Buna inanırız ve bunun olmasını imkansız bile olsa isteriz. Çoğu zaman şu ufacık duyguyla ayakta tutarız kendimizi. En büyük dostumuz umut aslında. O olmadan biz bir hiçiz. Eğer bir renk olsaydı mavi olurdu umudun rengi. Sonsuz, huzur verici, uçsuz bucaksız, derin, dokunamıyorsun ama var olduğunu biliyorsun. Gönlümüzün uçurtmaları o maviliklerde süzülür hep. Kâğıttan hayallerimiz sakince ilerler dalgalar arasından. Fırtına çıkmadan, hayallerimiz alabora olmadan… İçindeki o alev küle döndürdü her şeyi. Ama imkansız değil yeniden doğmak bir Anka Kuşu gibi. Uykusuz kaldığın gecelerde hangi hayale sarıldın, hangi umut tuttu seni ayakta? Yüzündeki o buruk gülümsemenin sebebi ne oldu? İnandın zihninden geçen ”belki”lere. Karanlıklar içinden parlayan ışığı gör. O ışık gösterecek sana çiçekli yolları. O “belki” bahçe olacak ömrüne.

”Keşke”ler ve ”belki”lerle yaşıyoruz hiç fark etmeden. Hangi kefe daha ağır basıyor bilinmez. Her ”belki”nin ardında bir keşke mi var? Yaşamadan bilinmez. Hayal kurmak aslında umut etmek değil midir? Kim hayal kurmaz ki olmayacağını bilse bile. Ne kadar sürünsek de hayatın bu tozlu yollarında, temizlenmek için yolun sonunda bir çeşme ararız. Gözümüzden akan yaşlar içimizdeki tohumu yeşertiyor sanki. En umutsuz olduğumuz anda bile aslında hep umudumuz vardır. Bir çiçeğe can suyu verdiğinde, hastane koridorunda, iş görüşmesinde, yeni bir kitaba başlarken…  Hayatımızın her yerinde.

Ayşenur PEKGÜLEÇ içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Ayşenur PEKGÜLEÇ içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.