fbpx

”Uçurtma Avcısı” deyince anlatacak çok şey buluyorum kendimde. Yıllardır kitaplığımda olan ilk harçlıklarımı biriktirerek aldığım başucu kitabım.

Emir ve Hasan’ın inanılmaz hikâyesi… Ben bu kitabı yaklaşık on iki yıl önce okudum, küçücük kalbimde Emir ve Hasan’a yer verdim ve ben bu hikâyede en çok Hasan olmayı sevdim. Kabil’in adını ilk defa bu kitapta duydum.

Kitabın konusu Kabil’de monarşinin son yıllarında yaşayan Emir ve Hasan’ın hikâyesini anlatıyor. İkisi de annesini çok küçük yaşta kaybetmiş, aynı süt anneyi paylaşmalarına rağmen Emir ve Hasan’ın arasında uçurumlar vardır.

Emir ünlü ve zengin bir iş adamının oğlu, Hasan ise Kabil’de pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazarlara, mensuptur. Emir daha iyi imkânlara sahip olmasına rağmen, okuma yazma bilmesine rağmen hep kıskanmıştır Hasan’ı. Çocukların birbirleriyle  kesişen yaşamları ve kaderleri çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır.

Sovyetlerin işgali sırasında Emir ve Hasan ülkeyi terk edip Kaliforniya’ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan’ın hatırasından kopamaz. Yıllar sonra babasının en yakın arkadaşından Hasan’ın kardeşi olduğunu öğrenir ve sarsılır. İkisi de evlenmiş ve çoluk çocuğa karışmışlardır. Hasan’ın evlendiğini ve Sohrap adında bir de oğlunu olduğunu öğrenir. Babasının arkadaşı Sohrap’ı bulmasını ister ve Emir, Sohrap’ı bulmak için Kabil’e gider ve Sohrap’ı bulur. ”Uçurtma Avcısı’ arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Uçurtma Avcısı’nda olağanüstü bir dostluk hikâyesi bulunmaktadır.

Ben Uçurtma Avcısı’nın mutlaka okunması gerektiğini, Emir ve Hasan’ın hikayesinde herkesin bir şeyler bulacağını düşünüyorum. Zannedersem filmi de var. Ben Khaled Hosseini ile bu kitapla beraber tanıştım. Daha sonra ikincisi olan ”Dağlar Yankılandı” ve ”Bin Muhteşem Güneşi” de okudum.

”En çok hangisini beğendin?” derseniz Uçurtma Avcısı benim yıllar önce okuduğum ama sonunu hâlâ hatırladığım yıpranmış kapağına ve sararmış yapraklarına rağmen en çok beğendiğim kitap oldu. Şimdilerde en popüler kitapların arasında yer alıyor. Yazar zaten Kabil’de yaşamış, Sovyetlerin işgaline tanık olmuş, yaşanılan bir hikayeyi anlatmıştır.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.