fbpx

Serpil Tamur, 19 Mayıs 1944’te Yunanistan’ın Rodos adasında doğmuştur. 1963 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı’nı bitirip Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne katılmıştır. 1963’ten beri Devlet Tiyatrosu sanatçısı olarak görev yapman sanatçı, 40’ı aşkın oyunda görev yapmış, 3 oyun sahneye koymuştur.

Yönettiği Oyunlar:

  • Hüzzam (oyun) : Dinçer Sümer – İstanbul Devlet Tiyatrosu  1984
  • Sekiz Kadın : Robert Thomas – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1996
  • Kaktüs Çiçeği : Pierre BarilletJean/Pierre Gredy – İstanbul Devlet Tiyatrosu 2001
  • İki Çarpı İki : Behiç Ak – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 2009
  • Kadın Sığınağı : Tuncer Cücenoğlu – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 2010

Rol Aldığı Oyunlar:

  • Ayakta Durmak İstiyorum : Tarık Buğra – Ankara Devlet Tiyatrosu – 1970
  • İstanbul Efendisi : Musahipzade Celal – Ankara Devlet Tiyatrosu – 1973
  • John Gabriel Borkman : Henrik Ibsen – Ankara Devlet Tiyatrosu – 1975
  • Koca Sinan : Fazıl Hayati Çorbacıoğlu – Ankara Devlet Tiyatrosu – 1975
  • Kadife Çiçekleri : Paul Zindel – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1979
  • Akümülatörlü Radyo : Tarık Buğra – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1980
  • Beyaz At : Henrik Ibsen – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1982
  • Mkado’nun Çöpleri : Melih Cevdet Anday – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1983
  • Gül Satardı Melek Hanım : Dinçer Sümer – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1985
  • Dört Kız Kardeş : Michel Tremblay – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1987
  • Bebek Uykusu : Kenan Işık – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1988
  • Damdaki Kemancı : Joseph Stein – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1988
  • Ballar Balını Buldum (Yunus Emre) : Nezihe Araz – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1989
  • Ahmetlerim : Necati Cumalı – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1990
  • Yedi Kadın : Barbara Schottenfeld – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1992
  • Cadı Kazanı : (Arthur Miller – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1994
  • Kuvayi Milliye Destanı (oyun) : Nâzım Hikmet – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1997
  • Kanlı Düğün : Federico Garcia Lorca – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 1999
  • Annemin Cesareti : George Tabori – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 2009

Filmografisi:

  • Samanyolu – 1989
  • Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni – 1990
  • Süper Baba – 1993
  • Tanrı Misafiri – 1993
  • Ah Bir Zengin Olsam – 1999
  • Mert Ali – 2000
  • Unutma Beni – 2002
  • Kurtlar Vadisi – 2003-2005
  • Aşkımızda Ölüm Var – 2004
  • Bir Salkım Üzüm – 2005
  • Nehir – 2005
  • Bebeğim – 2006
  • Amerikalılar Karadeniz’de 2 – 2006
  • Kurtlar Vadisi Pusu – 2007-2015
  • Kurtlar Vadisi Terör – 2007
  • Bir Zamanlar Çukurova – 2018-

Türkiye’de çoğu çocuk gibi ben de Kurtlar Vadisi izlenen bir evde büyüdüm. Sürekli izlerdim, sonra rüyalarıma girer korktuğum için babamın yanına sıvışırdım. Serpil Tamur’u da Kurtlar Vadisi dizisinde tanıdım. Gerçi o zamanlar 5 yaşlarında falandım ama kendisini çok net bir şekilde hatırlıyorum. Çünkü ben en çok onun sahnelerini izlemeyi severdim hatta ”Elif” karakteri gibi ben de ona ”Nine, nine.” deyip dururdum. Nine aşağı nine yukarı evin içinde gezinirdim. Ölüm sahnesinde o kadar çok ağlamıştım ki etrafımdakiler gerçekten ninemin öldüğünü düşünmüşlerdi. Kısacası benim çocukluğum Serpil Tamur ile geçti. Benim her zaman oyuncu olma hayalim vardı hâlâ da var. Benim hep söylediğim bir şey vardır: Eğer bir gün oyuncu olursam Serpil Tamur gibi bir oyuncu olmak isterim, onun kadar başarılı bir oyuncu olmak isterim. Tamur şimdilerde Murat Saraçoğlu‘nun yönettiği Bir Zamanlar Çukurova dizisinde Haminne karakterine hayat veriyor. Her işinde olduğu gibi bu işinde de gerçekten başarılı Serpil Tamur. Bana kalırsa dizideki en zor karakter Haminne. Serpil Tamur ise bu işin altından çok güzel kalkmışa benziyor. Karakterinin hakkını tam anlamıyla veriyor. Adeta rolünü yaşıyor. Serpil Tamur oyunculuğu kadar samimiyetiyle de göz bebeği. Kendisi gerçekten gördüğüm en samimi insanlardan. Gerçekten hiç egosu yok. Sosyal medyada paylaşımlarına denk geldiğimde içimi garip bir mutluluk sarıyor Serpil Tamur’un bendeki etkisi böyle. Kendisine kariyerinde yeni yeni başarılar diliyorum. Umarım her yeni gün başarılarına başarı ekler. Ödül ve reytingleri zirve yapar. Huzurlu ve mutlu bir hayat dilerim.

Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.