fbpx

Çok genç ve çok yetenekli bir kadınla karşınızdayım. Size genç bir yetenek olan oyuncu Selin Yeninci’den bahsedeceğim
Selin Yeninci, 16 Ocak 1988 tarihinde dünyaya gelmiş Türk tiyatro ve dizi oyuncusudur. Lise yıllarında tiyatro bölümü başkanı olan Selin’in daha o zamandan iyi bir tiyatrocu ve oyuncu olacağı belliydi. 1988 doğumlu olan genç aktris Selin Yeninci, İzmir Atatürk Lisesinden 2006 yılında mezun oldu. 2011’de Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölümü’nü bitirdi. Başarılı bir öğrencilik geçiren Selin, bölümünden mezun olduğu gibi Haluk Bilginer ile Oyun Atölyesi’nde Macbeth, Don Juan’ın Gecesi gibi profesyonel oyunlarla kariyerine başarılı bir giriş yaptı.
2018 – Nasipse Adayız (Arzu) (Sinema Filmi)
2018 – Bir Zamanlar Çukurova (Saniye) (TV Dizisi)
2018 – Avlu (Merve) (TV Dizisi)
2017 – Yüz Yüze (Melisa) (TV Dizisi)
2016 – Kaçın Kurası (Neşe) (TV Dizisi)
2016 – Rengarenk (TV Dizisi)
2014 – Toz Ruhu (Neslihan) (Sinema Filmi)
2014 – Olur Olur (Ebru) (Sinema Filmi)
2014 – Vicdan (Hande) (TV Dizisi)
Yeninci şimdilerde Bir Zamanlar Çukurova dizisinde hayat verdiği Saniye karakteriyle tüm ilgileri üzerinde topluyor. Selin Yeninci’nin bir röportajını paylaşmak istiyorum.

– Üç aylık set arası nasıl geçti?
– İlk bir ay iyi geldi ama seti, çalışmayı özledim. Yoğun bir çalışma temposundan çıktık, oradaki ritme çok alışmışım. Bir ay dinlendim, yapmak istediklerimi yaptım. Baktım koca iki ayım daha var. Ben çok tatilci değilim, 10 gün yetiyor. Bu ara yoğunlaştırılmış şan, dans ve bedenimle ilgili farkındalığım artsın diye yetişkin balesi dersi aldım. Kitap okuyorum, yıl içinde izleyemediğim filmleri izliyorum. Ailemle güzel vakit geçiriyorum.
– Bir Zamanlar Çukurova’da canlandırdığınız ”Saniye” karakterine nasıl hazırlandınız?
– Nefes alan, canlı ve bana hiç benzemeyen bir karakter çıkardım. 6 yaşından beri bu işin eğitimini alıyorum. İzmir TRT Radyo’sunda eğitim gördüm, sonra kadroya alındım. 18 yaşıma kadar bu işin duayenlerinin ellerinde büyüdüm. Karşıyaka Belediye Tiyatrosu’nda çocuk oyunlarından palyaçoluğa kadar her şeyi yaptım.
Üzerine oyunculuk okudum, Londra’da, Amsterdam’da atölyelere katıldım. Bu işi hiç bırakmadım, sürekli tiyatro yaptım. Haluk Bilginer ve Erkan Can’la çalıştım.
Altı yıl Türkiye’yi gezdim tiyatroyla; bu geziler büyük avantaj oldu benim için. Türkiye’yi tanımak, kime hitap ettiğini bilmek, bu ülkenin kadını hakkında bilgi sahibi olmak kariyerimi çok etkiledi.
Ben İzmirliyim, İstanbul’da yaşıyorum. Bu iki şehir çok dar bir çerçeve ülkenin kadınlarını tanımak için. Turnelerde de o kadar güzel kadınlarla tanıştım ki… ”Saniye”yi yaratırken o kadınlardan çok yararlandım. Diyarbakır’da bir abla ile tanışmıştık, Adana turnesinde başka bir kadınla; bunların hepsini birleştirdim.
Üç aylık bir kampa soktum kendimi, bir İzmirli olarak Adana şivesinin yapmacık durmasını istemiyordum.
Adana’da kadınlar hamamına gittim dört-beş gün.
Ses kayıtları aldım.
– Sette kendinizi nasıl motive edersiniz?
– Doğanın, hayvanın olduğu her ortam benim motivasyon kaynağım.
Adana’da güneşin batışını bir görseniz, muhteşem. İnternet çekmiyor, bu bazen zorluk yaratabiliyor ama sosyal medya ile bağımı koparıyorum. Sahne arasında çok neşeli olamıyorum çünkü bu durum aşırı duygusal, aşırı gözyaşı akıttığım karakteri etkiliyor.
Sahneye girmeden bir saat önce ”Saniye”ye dönüyorum. Kendimi köşeye çekerim.
– Set dışında ne yaparsınız?
– Zihin hiperaktifiyim. Kendimi bildim bileli gün içinde kendi mesleğimle ilgili mutlaka bir şey yaparım. Film izlemek, kitap okumak olabilir. Her gün spor yapıyorum.
Takıntılı bir şekilde beğendiğim oyuncuları izlerim.
Bakımlarımı mutlaka yaparım.
– Yemek yapar mısınız?
– Çok sevdiğim yemekleri çok canım isteyince yapıyorum. Müthiş güzel balık yaparım. Bir de çok iyi kahvaltı hazırlarım. Adana’da olduğum için mutfağa giremiyorum ama Ege yemeklerini yaparım.
– Hayatınızdan memnun musunuz?
– Evet, mutluyum. İlerde hedeflediğim bir hayat varmış da şu an o hayatı yaşamıyormuşum halinden çıkıp ”Hayatımı en verimli, güzel, mutlu ve keyifli şekilde geçiriyorum” diye uyanıyorum.
Çalıştığım ürettiğim her an mutluyum.
Çiftlik kurmak çok iyi fikir. Adana’da çiftliklere bayıldım.
Oğlak burcuyum. Özel hayatım da işim. Çocuk sahibi olmak için daha çok küçüğüm. İnşallah doğru bir zamanda çocuğum da olur. Ama hiçbir zaman evleneyim, çocuğum olsun hayalleri kurmadım.
– Bir gün Oscar almak ister misiniz?
– Dünyanın tanıdığı bir oyuncu olmak isterim, o potansiyel var bende. Dünya starları da benim gibi küçük yaşlarda başlamışlar bu işe ve doğru insanlarla, doğru yolculuklarla bir yere gelmişler.
Yani neden olmasın. Türk sinemasında çok başarılı yönetmenler, çok yetenekli oyuncular var.
“Bazı sahneleri benim dilimi bilmeyen biri nasıl anlar?” diyorum Saniye’ye çalışırken.
Sonra bakıyorum dizi 26 ülkeye satılmış.
Uluslararası bir projede çalışmayı isterim.
Ercan Kesal, ”Nasipse Adayız” romanını filme uyarladı, o filmde başroldeyim.
Film pek çok festivalde gösterilecek.
Dünya küçük, neden olmasın.
– Sosyal medya ile aranız nasıl?
– Sosyal medyaya çok geç giren biri olarak artık bu duruma uyum göstermeye karar verdim. Gelişen teknolojiyle yeni dünya düzeni bu, bununla kavga etmenin bir manası yok. Yediğim yemeği paylaşmaktan hoşlanmıyorum ama mutlu anımı paylaşıyorum.
– Sosyal sorumluluk projelerine katılıyor musunuz?
– Çok uzun süredir maddi gücü olmayan ama oyuncu olmak isteyen arkadaşlarımı okula hazırlıyorum.
Kuzguncuk’ta çocuklara kitap okuyorum. Van’da, Türkiye Eğitim Vakfı işbirliğiyle çocuklara drama dersleri veriyorum. Ben bu konuda çok da açığım, hazır vaktim de varken bu röportaj vesile olsun. Yeteneklerim dahilinde insanları mutlu edebilmeyi çok isterim. Kırmadan, dökmeden hedefe doğru, kararlı ve iddialı yol almak en büyük hedefim.
– Sevdiğiniz ve sevmediğiniz huylarınız nelerdir?
– Sevdiğim şey işime olan saygım, disiplinim. Sevmediğim yanım ise detaylarda kaybolabiliyorum.
Bazen o detaylar bütün hayatımı almaya başlıyor. İşkolik halimi törpülemem lazım.
– Estetik müdahaleler hakkında ne düşünüyorsunuz?
– Estetik polikliniğimiz var ama estetik yok bende, burnumdan anlaşıldığı üzere. (Gülüyor) Ama “İyi ki burnunu yaptırmadın.” diyorlar. Beni ben yapan bir şey aslında. Mary Streep, Barbra Streisand’ın da burnu benim gibi. Estetik harikası bir mankeni oynamıyorsam şimdilik problem yok. Allah’a çok şükür sokaktaki Türk kadınına uygunum. Saniye’yi oynarken manikür bile yaptırmıyorum ama cilt bakımlarımı düzenli yaptırırım.
– Saniye’yle ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz?
– Saniye’yi benden çok daha olgun buluyorlar. Beni görünce “Sen minicik bir şeymişsin.” diyorlar. Zaten en büyük hedefim karakterlerimle insanları şaşırtmaktı. Saniye’yi ortaya çıkarırken onu birtakım sıfatlarla sınırlandırmak istemedim. Biz de öyleyiz; bazen canımız sıkkın, bazen neşeliyiz. Saniye’yi rengarenk biri yapmaya çalıştım. Her gün oynuyorsunuz, o yüzden sürekli aynı tepkileri gösteren bir karakter olsa hem ben sıkılacaktım hem de seyirci. İlk önce benim eğlenmem önemliydi.

Kişisel görüşlerime gelecek olursak; bu blogu yazabilmek için diziyi biraz izlemem gerekti. Diziyi bırakamadım. Selin Yeninci kendini karakterine o kadar kaptırmış ki…
Rolüyle çok güzel bağdaşmış. Çok genç ve çok güzel bir kadın Selin Yeninci. Oyunculuğuna hayran kaldım. Bana kalırsa ilerleyen yıllarda Selin Yeninci; Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit vb. oyuncular gibi zaman iz bırakan bir oyuncu olacak. Sosyal medya hesabına da göz gezdirmeyi ihmal etmedim tabii. Hemen takibe aldım. Gerçekten çok düzenli bir sayfası var. Yaptığı işlerin yanı sıra günlük hayatından da karelere yer veriyor. Bu da Instagram sayfasının sıkıcı olmasını engelliyor. Gerçekten çok güzel pozları var, bakmanızı tavsiye ederim. Gözlemlerime göre anı yaşamayı ve eğlenmeyi çok iyi biliyor. Bu bugünlerde insanların yapabildiği bir şey değil. Görünüşe göre Selin Yeninci bu özelliğinden taviz vermemiş. Kendisini tebrik ederim. Şimdilerde at binmeye heveslenmiş görünüyor. Görünen şu ki gayet başarılı olmuş bu konuda. Kendisinin hayvan sevgisine hayran kaldığımı söylemeden geçemem. Doğa seven ve ona değer veren bir kadın Selin Yeninci. Doğada doğadan üstün hiçbir şey yoktur ve Selin Yeninci bunun farkındalığında. Kendisini bu konuda çok tebrik ederim, umarım böyle devam eder. Kendisine kariyerinde başarılar dilerim. Umarım her geçen gün başarısına başarı eklemeye devam eder. Hayatı boyunca mutlu ve huzurlu olmasını diliyorum.

Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.