1964 yılında Tülay German’ın Burçak Tarlası adlı eseriyle çok ses getirmesi, Batı enstrümanlarıyla yerel ezgilerin birleştiği “Anadolu Rock” diyebileceğimiz müzik türünün oluşmasına ön ayak olmuştur. Bununla birlikte ülkemizde rock müziğe karşı ilgi önce The Shadows, daha sonra The Beatles kaynaklı yükselişe geçmiştir. The Beatles’ın zamanında dünya çapında yarattığı etki, tabii ki ülkemizi de etkilemiştir.

Bu noktada devreye, Hürriyet Gazetesi’nin Altın Mikrofon Yarışması giriyor. Altın Mikrofon Yarışması’nda istenen şey, Anadolu Rock’ın tohumlarını eken şeydir aslında. Katılacak olan adaylardan yerel bir şarkıyı, Batı müziğine yakın bir tarzda ve gitar, davul gibi enstrümanlarla icra edilmesi istenmiştir. Erkin Koray, Haramiler, Silüetler, Mavi Işıklar gibi isimler Altın Mikrofon Yarışması’ndan çıkmadır.

1965 Altın Mikrofon Yarışması – Mavi Işıklar

Mavi Işıklar, Helvacı Helva adlı eserleriyle bu yarışmada birinci olamasa da ( Yıldırım Gürses 1985 oyla birinci olmuştur.) 1407 oyla ikinci oluyorlar ama Türkiye’yi kasıp kavuruyorlar.

1966 Altın Mikrofon Yarışması – Silüetler / Mavi Işıklar

Yarışmanın ikinci yılında Mavi Işıklar, Çayır Çimen Geze Geze adlı şarkılarıyla ilk sene olduğu gibi ikinci olmuşlardır. Bu senenin birincisi ise Lorke Lorke adlı Diyarbakır yöresi türküsünü yeniden yorumlayarak Silüetler olmuştur.

O dönemde Türkiye yurt dışından çok etkileniyor. Gençler dünyadaki grupları örnek alıyorlar ve dünyada ses getiren gruplardan olan The Shadows’tan esinlenilerek grubun adı Silüetler konuluyor.

1967 Altın Mikrofon Yarışması – Mavi Çocuklar / Haramiler / Cem Karaca ve Apaşlar

Mavi Çocuklar, Develi Daylar ile yarışmayı kazanmıştır. İkinciliği ise daha önce hiçbir plak çalışmasında bulunmamış Cem Karaca ve Apaşlar kazanmıştır. Yarışmacıların plakları yine piyasaya sürülmüş ve en iyi satışı Cem Karaca ve Apaşlar “Emrah / Karacaoğlan” plağı ile yapmıştır.

1968 Altın Mikrofon Yarışması – TPAO Batman Orkestrası / Haramiler / Moğollar / Erkin Koray

1968 yarışma tarihinde çok önemli bir yıl. Çünkü bu yıla kadar olan yarışmalarda kazanan hep İstanbul’dan çıkarken 1968’de yarışmayı Batman’dan bir grup kazanmıştır. Bu grup aslında Batman’da mühendislerin kaldığı lojmanda çalan bir ekip ve bu yarışmaya halkın desteğiyle katılmaya karar vermişlerdir. “Şeker Alalım”

Yarışmanın ikincisi Haramiler, üçüncüsü Moğollar, dördüncüsü ise Erkin Koray olmuştur.

Altın Mikrofon Yarışması’nın önemli bir detayı ise bu yarışmada dereceye giren grupların plaklarının basılıp, 45’lik olarak piyasa çıkmasıdır. Plakların bütün kârı ise Hürriyet Gazetesi tarafından gruplara veriliyor. Diğer özelliği ise bu yarışma Türkiye geneli bir yarışma olduğu için bu gruplar Türkiye’yi geziyor. Eğer bu yarışmayı kazanırsanız bütün Türkiye’nin gözü sizde oluyor. Anadolu Rock, bu sayede çok çabuk yükseliyor ve kitleselleşiyor.

1972 ve sonrası

Türk Müziğinde Yükseliş Dönemi: 1972-1980

Okuyucularımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Türk Müziği’nde Yükseliş Dönemi: Altın Mikrofon Yarışması

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Anne, ben çıkıyorum. Ne zaman gelirim, bilmem. Geç kalırsam bekleme, uyu tamam mı?”Kapının ağzından seslenmiştim anneme. Neye, nereye, kime gittiğimi ben bile bilmiyordum o an. Sadece gitmek, kaçmak, uzaklaşmak istiyordum. Neyden, kimden? Var olan herkesten, her şeyden… Kendimden bile… Nereye gittiğimi bilmeden çıkmıştım ancak karar vermem uzun sürmemişti. İşin aslı, gittiğim yer hiç değişmemişti. Güneşi […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Zeynep KUŞ ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Mustafa S. Kaçalin, 1957 İstanbul doğumludur. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Çayırdüzü köyünden göç etmişlerdir. 1972 yılında girdiği Hasköy Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. 1976 yılında başladığı lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1980 yılında tamamladı. Doktorasını aynı bölümde Prof. Dr. Muharrem ERGİN’in […]

İlgini Çekebilir

Düştüm… Tam ilerlerken en son noktaya ulaşmışken evet, ben en dibe düştüm, dibe çakıldım. Yılmadım kalktım, tökezledim, yürüdüm tekrar düştüm. Nefes nefese kaldım ve evet tekrar düştüm, tekrar kalktım, ”Olmaz” dediğim an koşmaya başladım. Ben, işte şimdi gerçek ben oldum. Ben düşe kalka büyüdüm ve kendimi tanıdım. Hiç ummadığımız bir anda gelir hayatın tokadı ve […]
Zaman kavramını ele aldığımızda birçok farklı alanda tanım ve yorum ile karşılaşırız. Zaman; bir oluşun geçtiği, geçeceği ve geçmekte olduğu belirli bir sürenin parçası olarak tanımlanır. Herkese eşit olarak verilmesi nesnel bir görüş olduğu gibi, söz konusu insanlar olduğunda tamamen öznel bir durum oluşmaktadır. Bireylerin, etkili ve verimli bir şekilde zamanı değerlendirebilmesi için zaman yönetimi […]
Çalışmaya katkılarından dolayı Hüseyin Recep DEMİRCİ‘ye teşekkür ederim. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Ben, Elif Köse, 1992 yılında KTÜ’yü bitirip mimar olmuş biriyim. Safranbolu’da yaptığım ilk iş mimarlıktı. Ailemle birlikte 1992 yılında Safranbolu’ya taşınmıştık. Annem Safranbolu’nun Akçasu Mahallesi’nde büyümüş. Babam Trabzonlu. Ondan önce burada değildik. ‘92 yılında üniversiteyi bitirdikten sonra buraya geldik. Direkt serbest piyasada […]
Son dersin bitiş ziliyle dağılan kalabalığın arasında telefonu açmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Sonunda okulun bahçesinden dışarı adım attığımda arayanın annem olduğunu görmüştüm. Okulum eve yakındı, bir yandan yürürken anneme telefon açtım. Gelirken almamı istediği şeyler vardı, nedir hiç hatırlayamıyorum… Eve yakın bir mesafede bir markete girip isteklerini alıp çıktığımda kapıda arkadaşımın beklediğini gördüm. Adı Efe idi […]
Şüphesiz Türkiye’de sinema sektörü pek çeşitli değildir, bunun en büyük nedeni arz-talep dengesidir. Günümüzün Türk sinemasına baktığımızda filmlerin çok büyük bölümü komedi ya da romantik-komedi olmaktadır. Bu kadar çok bu konuya odaklanmamızın en büyük sebebi hiç şüphesiz izleyicinin bu yönden rağbet göstermesidir ve rakamlarla sabittir. Recep İvedik 5 – 7 milyon 437 bin 50 seyirci […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.