AVANTAJ MI DEZAVANTAJ  MI ?

TSK için yapılacak bir reform söylemi ilk kez A partisinin falanca milletvekili tarafından dile getirilmiştir.Söz konusu reformun içeriği zorunlu askerliğin kısaltılması, niceliğin azaltılması ve tabiri caizse silahlı kuvvetlerin sesinin kısılması üzerine olmuştur.Reform dediğimiz yaptırım ise 2019’da meclise götürülüp, aynı yıl içerisinde kanunlaşan, günümüzde var olan askerlik sisteminden bahsediyorum.

SİSTEMİN İÇERİĞİ

Milli Savunma Bakanlığı’nın öncülüğünde, planlaması ve icrası yapılan sistemin içeriğine bir göz atalım; Zorunlu askerliğin 6 ay, başvuru ile sözleşme yapıp askerlik hizmetinin 14 aya kadar yapabilme opsiyonu da getirildi. Yedek astsubaylık statüsü açıldı. Statüler arası geçiş en üste kadar açıldı yani bu demek oluyor ki bir sözleşmeli er yeni yasaya göre general olabilir. Uzman personel alımı %100 artırıldı ve profesyonel bir sisteme geçiş başladı.

İlk paragrafta bahsettiğim ise, yalnızca askerlik sistemi ve ordunun temel işleyiş biçimi için yapılan değişikliklerdi, asıl değişiklik komuta kademesinde olmuştur.

Ne oldu? Genelkurmay Başkanlığı değişiklik öncesi başbakanlık makamına bağlı iken OHAL’in son gecesi yayımlanan KHK ile Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanıp, protokol sırası 3’üncü sıradan 11, 12’lere düşürüldü. Kuvvet Komutanlık’larının bağlılıkları Gnkur. Bşk.’lığından alınarak doğrudan MSB’ye bağlandı.Söz konusu yasaya göre Gnkur. Bşk. ve Kuvvet Komutanlıkları MSB’ye ayrı ayrı sorumlu olarak addedildi. Gnkur. Bşk. savaş döneminde cumhurbaşkanı namına TSK’nin başkomutanı olarak düzenlendi yani şu an Gnkur. Bşk. sadece kendi karargahının amiri konumundadır. YAŞ ciddi manada sivilleşti. Günümüzde YAŞ’ta yalnızca 5 asker kökenli üye vardır.

yüksek askeri şura anıtkabir fotoğrafı ile ilgili görsel sonucu
Yeni YAŞ düzeni fotoğraftaki gibidir.

Yüksek Askeri Şura yani YAŞ senede 2 kez toplanır bunlardan bir tanesi ağustos ayında toplanan, TSK içerisinde atama, terfi, ayırma vs. durumların görüşüldüğü toplantı evresidir. Aynı yıl içerisinde, cumhurbaşkanı veya genelkurmay başkanının isteğiyle yeniden toplanır.Yüksek Askeri Şura’nın işlevi özetle, TSK hakkında her türlü önemli konular, savaş gücü stratejileri, milli güvenlik politikası ve hükümete, TSK adına verilecek her türlü tavsiyeyi kapsamaktadır ancak işte tam da bu noktada bir çelişki görülmektedir.Nedir bu çelişki? Hükümete yani devletin milli menfaatler adına karar alıcı mekanizmasına silahlı kuvvetler adına tavsiye veren bir şurada, çoğunluğun TSK mensubu personel olması gerekmiyor mudur (On iki üyeden beşi muvazzaf biri ise emekli askerdir)? TSK adına yapılacak; Kuvvet Komutanı,Genelkurmay Başkanı gibi TSK’nin karar verici unsurlarının atama ve tayini genelkurmay nezaretinde mi olmalı yoksa hükümet mi ?

BİR DİĞER KONU MGK

MGK ise ayda bir toplanan milli güvenlik politikalarının, cumhurbaşkanlığı seviyesinde konuşulduğu bir kuruldur. Bir ülkenin milli güvenlik politikasını ele alması gereken kurum silahlı kuvvetleri değil midir? Ayrıntılı bir bilgi verememekle beraber, genel sekreterlik 2004 yılında orgeneral seviyesinde iken, bugün sivil makamlara verilmektedir. Kurul önceki yıllarda daha fazla muvazzaf askeri personele sahipken, bugün ise bu sayı yalnızca 4’tür. Milli Eğitim Bakanı, Adalet Bakanı gibi makamlar söz konusu maksada yönelik ne kadar etkin olmalıdır? Ne kadar söz hakkı tanınmalıdır ?

PEKİ YENİ ASKERLİK SİSTEMİ ?

Türk milleti asker bir millettir, Türkiye coğrafyasında yaşayan herkes dini, mezhebi, etnik kökeni her ne olursa olsun bu milletin birer mensubudur. Literatüre yeni katılmış olan ‘’zorunlu askerlik’’ kavramı ise geçtiğimiz yıllarda çok değil belki de beş sene önce ‘’vatan borcu’’, ’’vatani görev’’ olarak anılmaktaydı. Belki de haberlerde bas bas bağırdığını gördüğümüz, zorunlu askerlik kavramı milletini, bu ordudan soğutmaya yönelik bir algı operasyonudur bilemeyiz. Askerlik Grogiry Petrov’un ‘’Beyaz Zambaklar Ülkesinde’’ isimli kitabının ‘’Kışla’’ bölümünde anlatıldığı gibidir, askere gelen yetişkin çağına gelmiş gençlerin barış zamanında; tertibi, düzeni, temizliği, hijyeni, devlet terbiyesini, savaş zamanında icra edeceği görevlere yönelik eğitimi, okuma yazmayı, Atatürk ilke ve inkılaplarını Milli Mücadele’yi kendine kattığı ve öğrendiği yerdir. Elbette TSK geçici bir süreliğine Mehmetçik’in hizmetlerinden faydalanmaktadır. TSK yeri geldiğinde bir tugay askerin canını, bir ordu karargahını, kantini, mıntıka bölgesini emanet etmektedir. Bazı kanallar ise bunu Mehmetçik, subaylara bedava hizmet sağlıyor algısı ile insanları bu vatani hizmetten soyutlamaktadır. Ordu teamüllerinde askeri bir kurumun işlerini yalnızca askeri personel görmelidir. Peki yeni yapılan bu sistem, TSK üzerindeki sivil denetimi artırmanın yanı sıra, TSK’nin ellerini ve ayaklarını sivillere teslim etmeye yönelik bir hamle midir? Elbette ki, üs bölgelerinde temas hatlarında askerliği meslek olarak seçmiş muvazzaf personeller görev yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki TSK Mehmetçik’ten bir miktar hizmet almaktadır ancak peki ya verdikleri ? Kutsal yuvalar, asker ocakları, kışlalar nice öksüze, yetime, evsize barınak, nice fakire ekmek kapısı olmuştur.

SONUÇ

Sonuç olarak, Türk  Ordusu vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün bir sembolüdür. Ülkenin milli güvenlik politikasının mihenk taşıdır. Ülkemizin en güvenilir kurumu olan TSK 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’nden bu yana hala ayakta ise köklü gelenekleri sayesindedir. Peki bu geleneksel yapı bozulmuş mudur? Bu yapılan köklü değişiklikler reform mudur? Avantaj mıdır, dezavantaj mı?

Eski Genelkurmay Başkanı Sn. Orgeneral İlker BAŞBUĞ’un şu sözleri her sorunun cevabının özetidir; ‘’Takdir, yüce Türk milletine aittir!’’.

Yorumlar Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Reform

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]
Zeynep KUŞ ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Mustafa S. Kaçalin, 1957 İstanbul doğumludur. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Çayırdüzü köyünden göç etmişlerdir. 1972 yılında girdiği Hasköy Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. 1976 yılında başladığı lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1980 yılında tamamladı. Doktorasını aynı bölümde Prof. Dr. Muharrem ERGİN’in […]

İlgini Çekebilir

Falafel İçeriğine baktığımızda çok basit bileşenleri olan ancak özellikle sıcak yenildiğinde tadı damak çatlatan bir lezzet. Asıl malzemesi nohut. Evet evet yanlış duymadınız, bildiğimiz nohut. ”Nohuttan hiç köfte olur mu canım?” Demeyin, oluyor efendim. Falafelin makbulü dışı çıtır çıtır, ısırıldığında kulağa o çıtırtı, bir senfoni misali gelmeli ancak içi yumuşacık, mısır ekmeğinden hallice bir kıvamda […]
<<<Doğu Ekspresi – 1’i okumak için Marienplatz’da, sık sık geldiğim bir kafede şehrin mimarisini hayranlıkla izlerken duyduğum ve uzun zamandır dinlemediğim bir şarkı, beni yeniden alıp o güne götürdü. İki sokak çalgıcısı Gone With The Sin’i çalıyordu. İlhan’ın hayatıma dahil olduğu o bir gün, yıllardır komik bir tesadüfle hayatıma dahil olup duruyordu. Belki de İlhan […]
Zaman hızlı geçiyor İnsanları iki sınıfa ayırıyor Keskin bir bıçak gibi Tutunanlar ve tutunamayanlar Tutunanlar Aşkı tadıp Sevgilinin Gözlerinde kavrulanlar Tutunamayanlar ise Hiç ağaca tırmanmayan Çiçek toplamayan insanlar Ama her ikisini de önüne alıp Sürüklüyor zaman seli Şimdi Kapat Gözlerini Dinle Dinle Dinle Usul usul yağan yağmuru Soğuktan birbirine sarılan Kedi ve köpeği Kokla Kokla […]
Özel Görelilik ve Genel Görelilik kuramlarını anlayabilmek için en başta ortaya çıkış noktalarını anlamamız gerekmektedir. Newton Mekaniği diye adlandırılan Newton hareket yasaları 17. yüzyılda ortaya konduktan sonra 18, 19 ve 20. yüzyıl teknolojilerinin dayanağı olmuştur. Newton Mekaniği bilimde atılan en büyük adımlardan biri olmakla beraber hızı ışık hızına yaklaşan cisimlerin hareketlerini incelemede eksik kalmıştır. Görelilik […]
Jamala, tam adıyla Susana Alimivna Jamaladinova; Kırım Tatar Türklerinden bir müzik sanatçısıdır. Eurovision 2016 finalinde Ukrayna’yı birinci yapmıştır. Söylediği şarkı ”1944” adında ve o yıl yaşanan bir olayı anlatıyor. Rusya’nın Kırım Tatar Türklerine uyguladığı sürgünün tarihi olan 1944’te yaşanan olaylar vicdanı olan herkesin gözlerini yaşartacaktır. Sürgün tam anlamıyla 18 Mayıs tarihinde tüm yerleşim yerlerinde başlamıştır. […]
Soğuk bir aralık akşamıydı, Almanya’da yaşayan Cenk ceviz ağacından olan meşhur koltuğunu balkona koymuş, sırtına ince bir hırka atmıştı -soğuktan hafif üşümesi ona büyük bir zevk verirdi- bir elinde kahve, diğer elinde sigara modern yapıdaki evleri inceliyor, yeri geldiğinde arabaların egzozlarından çıkan dumanı içine çekiyor, yeri geliyor bir kat aşağısında olan fırında yeni pişen pretselin […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.