fbpx

Oysa şimdi hatıramda bile yok suretin. Hiç var olmamışsın gibiyim. Var olmanı ne çok isterdim, ne çok istedim, ne çok diledim. Birlikte geçireceğimiz zamanları seninle, her bir saniyeyi sonmuş gibi, hem de hiç sonu gelmeyecekmiş gibi yaşadım. Sen izin verseydin bu hayat bize izin  verseydi daha da yaşamaya devam edecektik kim bilir. Ben bunun yükü ile yaşamaya devam edeceğim bu lanet hayata ve her daim minnet duyacağım hayatımın en çıkmazında seni bana getirdi diye. Hep minnet duyacağım seni bana getiren o taşlı yollara, şimdi o taşlı yollardaki her bir taş boğazımda bir yumru, o taşlar seni taşıdığım yerin tam üstünde, kalbimde. O taşlar canımı yaka yaka seninle her bir gün bayram, her gün düğün havasındayken, her gün bir gün öncekinden daha çok gülümse. Bana gülerken dudaklarının kenarı kıvrılsın, gözlerin kısılsın, utanarak kafanı yere eğip gözlerini kaçır. Bana tapılası o güzel manzarayı doyasıya izleyeyim diyeydi, onca çaba ne kadar da bencilceydi .

Ben seni tüm bencilliğimle sevdim. Ölmeden önce yapılacak listesi karaladım, hiç ölmemeyi hep sende yaşamayı dileyerek ve tek bir dileğim daha vardı: Senden önce ölmek. Dedim ya bencilce, belki de alçakça. Nereden bilebilirdim benden bu kadar erken gideceğini, nereden bilebilirdim daha fazla bu hayata katlanamadığını. Sahi nasıl bilemedim, o kadar mı kördü gözlerim? O kadar yakıştıramadım ki ölümü sana, o kadar bir araya gelmez iki birbirine bu denli uzak ki gözümde ölüm, sana değmesin diye adını anmak istemedim, yakıştıramadım sana ölmeyi. Ölmesi gereken o kadar insan vardı ki bu dünyada ama sen onlardan biri değildin, hiç olmadın. Gözünün içindeki bitmişliği, vazgeçişi nasıl görmedim? Peki sen mi çok iyi oyuncuydun, ben mi fazla kaptırmıştım kendimi bu büyülü dünyaya? Masal gibiydi, masala kötülük değmezdi, mutsuz son yazılmazdı.

Senin gidişin bana ölümü getirdi ve dönüşünü beklemek kar üzerindeki kardelenin hercai beklemesi gibiydi. Seninle geçen her saniyeyi bu fani dünyaya ilmek ilmek işledim, her bir satıra her gün sen diye uyandım, sen diye sevdim güneşi ve yine sen diye düşman oldum ellerini üşüten soğuk havaya ama biraz da sevmedim değil. Üşüyen ellerini bana mahkûm eden, şimdilerde içime işleyen dondurucu soğuğa ben sen diye var olmuşum da bunu ne sen bilmişsin ne de ben. Kalbimin dört odacığı sen dolmuş ki nefesim olmuşsun, ben soluduğum havayı hayatta kalma nedenim sanmışım, onda marifet aramışım. Beni hayata bağlayan kalbim değil kalbimin en içindeki senmişsin. Bunca zaman sen için yaşamışım, şimdi ne diye yaşayayım? Son baharda daldaki kalan son yaprak umudu var içimde. Tutunmaya çalışıp hazin sona, rüzgâra kapılmaya, oradan oraya savrulmayı bekliyorum. Biliyorum, bu rüzgâr beni bir daha sana hiç geri getirmeyecek, rüzgârda savrulacağım. İdam mahkûmunun son isteği kadar zor sanırım. Yaşamak değil tabii istediğim, yaşaman.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.