fbpx

Kitle iletişim araçlarının toplumsal bilinci şekillendirdiği aşikâr. Bu bağlamda, bir kitle iletişim aracı olan sinema da toplumsal ve kültürel yapıyla ilgili gerçekleri kullanıyor ve aynı zamanda bu yapıları yeniden şekillendiriyor. Haz ve gerçeklik arasındaki ilişkiye dayanan sinemada, görülen her objenin temsil ettiği bir duygu ya da anlam bulunuyor. Bunun yanında sinema ve toplum arasında, sinema tarihi boyunca devam eden karşılıklı ve sürekli bir ilişkiden söz edilebiliyor. Tüm bunların ışığında sinema filmlerinin sosyolojik açıdan incelenmesi bize bambaşka bakış açıları kazandırabiliyor. Çünkü filmler, içinde bulunduğumuz toplumun yapısıyla ilgili birçok ayrıntıyı ve aksaklığı bize sunabiliyor. Bu sayede toplumu ve toplum içeresindeki konumumuzu daha iyi anlayabiliyoruz. Bu yazımda, 2016 yılında vizyona giren ve yönetmenliğini Yeşim Ustaoğlu’nun yaptığı “Tereddüt” filmini ele aldım. Ve bu film için yapılan akademik bir çalışmadan faydalanarak filmle ilgili önemli noktaları özetledim.

Yönetmen Hakkında Birkaç Not

Sinemada kendine has bir tarzı ve anlatısı olan yönetmenler “arteur” olarak nitelendiriliyor. Auteur yönetmenler arasında sayılan Yeşim Ustaoğlu, sinemaya olan katkılarıyla kendinden çokça söz ettiriyor. Yönetmenin altıncı uzun metraj filmi olan “Tereddüt”, toplumda kadın sorunları ve toplumun sosyokültürel yapısının işlenmesi açısından önem taşıyor.

Yeşim Ustaoğlu “Tereddüt” filminde, toplumdaki cinsiyet sorunlarına cevap arıyor ve toplumun birey üzerindeki baskılarını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Filmde toplumsal açıdan farklı sınıflarda olan iki kadın karakteri üzerinden; sınıf farklılıklarına rağmen bu kadınların aynı sorunlara sahip olmaları, aynı psikolojik şiddete maruz kalmaları ve karışık ilişkiler yaşamaları konuları işleniyor.

Yönetmen Yeşim Ustaoğlu, “Tereddüt” filminin izleyicilerini sürekli gördüğü ama üzerinde düşünmekten kaçındığı hayatın salt gerçekleriyle yüzleştirdiğini söylüyor. Filmde kendine özgü sinema dilini kullanan Yeşim Ustaoğlu, ayrıca filme psikolojik bir boyut da kazandırarak kadın sorunlarını ve cinsiyet eşitsizliğini düşündürücü ve etkileyici bir biçimde izleyiciyle buluşturuyor.

Filmin Özeti

tereddut filmi bublogta

“Tereddüt” filmi, yaşam standartları farklı olsa da aynı kaderi yaşayan Elmas ve Şehnaz’ın hikâyesini anlatıyor. Mecburi hizmetini bir sahil kasabasında yapan Şehnaz, bir hastanede psikiyatr olarak çalışıyor. Dışarıdan mutlu gibi görünen bir evliliği olsa da eşi Cem’le özel hayatında pek çok problem yaşıyor.

Elmas ise 13 yaşındayken aile baskısıyla kendinden yaşça büyük bir adamla evlendiriliyor. Ve bir gün Elmas’ın kocası ve kayınvalidesi evde ölü bulunuyor. Olaydan çok etkilenen ve şoka giren Elmas, olayı çözmek isteyen polis tarafından psikiyatr olan Şehnaz’a yönlendiriliyor. Ve böylece her iki karakterin yolları kesişiyor.

Filmdeki Karakterlerin Analizi

Şehnaz Karakteri

İyi bir eğitime ve sosyal statüye sahip, güçlü ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadını temsil ediyor. Bir yandan hastanedeki zorunlu göreviyle uğraşırken bir yandan da evliliğinde olan problemleri hasır altı ederek yaşamaya devam etmeye çalışıyor. Başka bir deyişle işi gereği hastalarının sorunlarını çözerken kendi problemleriyle yüzleşmekten korkuyor.

Şehnaz’ın Kocası Olan Cem Karakteri

İşinden dolayı İstanbul’da yaşayan Cem, Şehnaz karakteri gibi iyi bir eğitime ve sosyal statüye sahip. Porno film izleme bağımlısı olan Cem, cinsel isteklerini kontrol edemiyor ve modern bir görünüşe sahip olsa da şiddete eğilimli bir profil çiziyor. Ayrıca eşi Şehnaz’a olan davranışlarından kişiliğinin narsist bir yönünün olduğu da anlaşılıyor. Şehnaz’ı eşi olarak değil, cinsel bir obje olarak görüyor.

Elmas Karakteri

Elmas, daha önce de ifade ettiğim gibi küçük yaşta kendinden yaşça çok büyük olan biriyle evlendiriliyor. Evliliğinden sonra kocası ve kayınvalidesiyle birlikte aynı evde yaşayan Elmas’ın, yapması gereken üç görevi bulunuyor:

  • Kayınvalidesine bakmak,
  • Evi temizlemek,
  • Kocasına hizmet etmek.

Tüm bunların dışında hayatında bir anlam ve amaç olmayan Elmas, ailesi tarafından eğitim hakkı elinden alınmış ve dinî değerlerle büyütülmüş bir kız çocuğu olarak karşımıza çıkıyor.

Umut Karakteri

Şehnaz ile iş arkadaşı olan Umut, aynı hastanede jinekoloji uzmanı olarak görev yapıyor. Geleneksel yapının dışında ve yani Cem’in tam tersi davranışlar sergileyen Umut, kibarlığıyla Şehnaz’ı etkiliyor.

Elmas’ın Kayınvalidesi

Geleneksel Türk aile yapısına uygun bir karakter olan Elmas’ın kayınvalidesi, toplumsal rolleri benimsemesi ve ataerkil düzenin üstünlüğünü kabul etmesi ile öne çıkıyor. Elmas’ın küçük yaşta olmasını umursamayan ve çocuk sahibi olmamasını bile Elmas’tan bilen sağduyudan uzak bir kişiliği yansıtıyor.

Elmas’ın Kocası

Elmas’ın kocası da geleneksel ataerkil yapıya pek uymayan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Her ne kadar böyle olsa da toplum tarafından bu durum ona zorla kabul ettiriliyor. Maço bir tip tanımına uymayan Elmas’ın kocası, Elmas’a iyi davranıyor gibi gözükse de toplumun dayattığı cinsiyet rolünün dışına çıkamıyor. Bu karakter, aynı zamanda bazı karşıtlıkları da bünyesinde barındırıyor. Örneğin, bir yandan Elmas’a yardım etmeye çalışırken veya ona karşı sevgi gösterirken bir yandan da ona gece vakti zorla tecavüz edebilecek kadar ileri gidebiliyor.

Filmin Analizi

Filmde ataerkil düzende yetişmiş kadın ve erkeklerin maruz kaldığı baskı ve olmak istemedikleri bir insana dönüşmeleri açıkça görülebiliyor. Baskı ve toplumsal yapı, insanların mutsuz ve sağlıksız olmasına neden oluyor. Üstelik kadınlar roller arasındaki eşitsizliği kabulleniyor ve bu durum da sorunların gelecek nesillere aktarılmasına ve kısır döngünün kırılamamasına neden oluyor.

Tereddüt filminde de toplumun ataerkil yapısı ve bu yapının kadınlar üzerindeki baskısı açıkça hissediliyor. Şehnaz ve Elmas, statü farklarına rağmen eril hegemonyaya maruz kalıp hem fiziksel hem de psikolojik şiddete maruz kalıyor. Ayrıca her iki karakterin de cinsel birer objeye indirgendiğini görülebiliyor.

Kadınların sadece belirli amaçlar için var olduğuna dayanan kalıplaşmış düşünce, olmazsa olmazmış gibi kitlelere kabul ettirilmeye çalışılıyor. Filmdeki anne karakterlerinin (Elmas’ın kayınvalidesi ve annesi) de bu dayatmayı devam ettirdiği görülebiliyor.

Filmde Elmas’ın ve Şehnaz’ın birbirlerinin hayatlarına dokundukları ve birbirlerine iyi geldikleri kısımlardan yola çıkılarak kadınların belki de bu duruma “dur” demeleri ve birbirlerinden güç alarak değişimi başlatmaları gerektiği sonucuna varılabiliyor.

Son olarak, filmde seyirci birçok değişim ve başlangıca şahit oluyor. Fakat yönetmen, sonu olan bir film izleyiciye sunmuyor. Yani film sanki sonrasında devam edecekmiş gibi sona eriyor. Bu durum, günümüz dünyasında kadın sorunları bitmediği ve bunun için yapılan mücadelelerin devam ettiği şeklinde yorumlanabiliyor.

Bu içeriği, Beste KARAOĞLU ASLAN tarafından yazılan yüksek lisans tezinden faydalanarak oluşturdum. Konuyla ilgili daha fazla bilgiye ulaşmak için bu tezi inceleyebilirsiniz: Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Bir Film İncelemesi: Tereddüt Filmi Örneği

Keyifli ve verimli okumalar dilerim.

Murat içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Murat içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]