fbpx

Varlığımızın temeli değil mi anılarımız. Birtakım üzüntüler, kimi zaman ise mutluluk içeren bir serüven. Koşar adım takip ederiz geleceğimizi geçmişe asılı düşler ağımız ile, parçalı ve dağınık. Yokluğumuz, kimilerince hayatında bir eksiklik getirse de unutmamak gerek bazıları için ise önemli rol oynamadığımızın farkına varıp kendi oyunumuzun başrolü olmalıyız. Kaybolmuş bir şekilde gezinemeyiz farklı yüreklerde, benimsemeliyiz yerimizi. Akan nehirdir ruhu insanın, ruhlar havuzundan seçilmiş; ayrılmak yorucu olsa da bu yolda engellerle başa çıkmak için savaşmaya hazırdır. Hedefleri kısa, uzun fark etmez bir çabanın karşısında, fayda denilen şey sadece fiziksel olarak verilen destek değildir. Duygular ve düşünceler de bazen takım ruhu denen esrarengiz bir enerjiyi ortaya çıkarabilir. Olumlu duygularımız olumlu, olumsuz duygularımız da gerçekleşecek olumsuz olayları destekler. Bazen deriz ya “Benim şansım buymuş, neden bunlar hep benim başıma gelir, bu dünyada tek ben varım sanki, benim başıma geleceği tuttu.” gibi ithamlar aslında sadece başlangıcıdır. Olumsuz düşüncelerde boğuluruz çoğunlukla, bazen farkına bile varamadan duygularımızın esiri olur, karanlığa doğru hikâyeler oluşturmaya başlarız. Farkına varmalıyız, hayat titreşimimizi keşfetmeli ve dalgalarında ritmimizi yakalamalıyız. Her bireyin kendine ait bir özelliği, bir izi vardır. Herkes ait olduğu bir parmak izi ile doğar ve bu hiçbir insanda eş değer değildir. Hayat titreşimlerimiz de bu şekildedir, her bir parçamız diğer insanlardan farklı şeyleri ifade eder. Sevginin tanımı benim için geçmişte yaşadıklarımın bir kalıntısıdır. Birikmekte olan hikâyelerin bir yansıması, geçmişimin birikintilerini taşıyan bir kar topu; zaman zaman hızlanan, kimi zaman durup yavaşlayan ama en önemlisi hep büyümekte olan bir kar topu gibidir. İçine ne kadar derin bakar isen o kadar net görürsün geldiği yeri ama başta bahsini geçirdiğim konuya değinecek olur isek duygularımız geçmişimize bakan bir aynadır. Ne yaşadıysak onu yansıtmayı tercih ederiz. Duygularımızın saflığı hiçbir zaman gerçek olmayabilir. Rüya gibi gelip geçici hayatımızda kabuslarımız uzun, bitmek bilmez, dünyanın en iyi kurgusunun yapıldığı bir dünyadır. Kendi hikâyemizin kendi kahramanı oluruz, yönetim çoğunlukla bizdedir. Kaybolmak kolay ve korkunç olabilir. Eğer dengeyi kuramaz ve bağımızı koparır isek yaptığımız kendi dünyamızda boğulmaya başlarız. Hayallerimiz rüya olur. Kimi zaman dejavu oluruz, asıl nedeni bence rüyalardır. Zihnimiz o kadar kurgulu olaylara hapsolmuştur ki bazen kendi kendimize kurguladığımız düşlerin, hikâyelerin gerçekleştiğini görünce şaşırır ve bu olay bana tanıdık geliyor deriz çünkü sen bir yönetmensin çocuğum ve kurguladığın bu dünyada titreşimli bir hayat sürmektesin.

meliksahenisozkaya içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
meliksahenisozkaya içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.