fbpx

 

Yaşadığımız çağı etkileyen en önemli insanların başında gelen, alternatif akımın tanrısı Nikola Tesla’nın alternatif akım, endüksiyon motoru ve Tesla bobini gibi bildiğimiz birçok icadı bulunuyor. Ancak birtakım yüksek statülü insanların engellemesi yüzünden Tesla’nın belki de devrim yaratabilecek bazı icatları beyninde birer proje olarak kalmıştır.

İşte o projelerin belki de en tehlikelisi olan teleforce yani ölüm ışını anlamına gelen silahın detaylarını bugün siz bublogta okuyucuları ile paylaşacağım.

Nikola Tesla, 10 Temmuz 1856 tarihinde Avusturya İmparatorluğu’nda yani günümüz Hırvatistan’ında, Lika ilçesinin Smiljan kasabasında Sırp kökenli olarak dünyaya geldi. Evde zanaat aletleri ve mekanik aletler yapabilme becerisine sahipti. Sırp epik şiirlerini ezberleme yeteneği vardı. Tesla, fotoğrafik hafızası ve yaratıcılık yeteneklerini annesinin genetiğinden aldığını ve ondan etkilendiğini düşünüyordu. Ataları Karadağ yakınlarındaki Batı Sırbistan’dan geliyordu.

Tesla, beş çocuğun dördüncüsüydü. Milka, Angelina ve Marica adında üç kız kardeşi ve Dane adında bir ağabeyi vardı. 1861 yılında Tesla, ilkokulunu Smiljan’da okudu. Orada Almanca, aritmetik ve din dersi okudu. 1862 yılında Tesla’nın ailesi, Tesla’nın babasının kilise rahibi olarak çalıştığı Gospić, Lika yakınlarına taşındı. Nikola, ilkokulu bitirdikten sonra ortaokula başladı. 1870 yılında liseyi Higher Real Gymnasium’da okumak için Karlovac’ın kuzeyine taşındı. Okul Avusturya-Macaristan askerî sınırında olduğu için dersler Almancaydı.

Tesla daha sonra fizik profesörü sayesinde elektrik gösterilerine ilgi duyduğunu yazacaktı. Tesla, “gizemli olayların” bu gösterileriyle “bu harika kuvveti daha fazla bilmek” istediğini belirtiyordu. Tesla, kafasında integral hesabı yapabildiğinde öğretmenleri onun hile yaptığına inanıyordu. Dört yıllık eğitimini üç yılda tamamladı, 1873’te mezun oldu ve muhteşem fizik yolculuğu başladı..

Tesla’ya göre icat ettiği ölüm ışını 320 km içindeki 10.000 uçaktan oluşan dev bir askeri birliği yok edebilecek güçteydi.

Tesla, bu ölüm makinesini bazı ufak testlere tabi tutmuş ve başarılı sonuçlar almıştı ancak ne mutlu ki bu icat hiçbir gerçek savaşta kullanılmadı. Dünyadaki otoriter rejim sahipleri Tesla’ya bu silahı kendilerine tanıtmasını teklif etttiler fakat Tesla bu teklifi reddetti. Kullanıldığı tüm savaşları bir anda bitirebileceğini savunduğu bu silah projesinin yanlış kişilerin ellerine geçerse çok felaket sonuçlara yol açacağını bilen Tesla, silahın prototipini asla bir kağıt üzerine çizmedi ve hep aklında taşıdı. Söyleyeceklerimiz belki Edison’cuları kızdırabilir fakat Tesla asla Edison gibi politik düşünen bir sistem adamı olmamıştı. O tam anlamıyla bir bilim adamıydı. Buluşlarını para ve şöhret kazanmak için değil tamamen kendi tutkuları doğrultusunda tasarlıyordu. Tesla, Teleforce silahının dizaynı kimsenin eline geçmeden 1943 yılında öldü. Tesla’nın bu icadıyla ilgili çalışmaları çalınmaya çalışılsa da başarısız olundu. Böylece bu muhteşem tasarım yanlış kişilerin eline geçmeden yok oldu.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola_Tesla

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.