fbpx

Gözlerimi vapurun arkasında bıraktığı köpüklerden ayırmadan sessizce oturuyordum. Sadece aradan geçen şu kısacık zamanda bile aklımdan pek çok düşünce geçmişti. Gelecek kaygım, ailem, geçmişim… Bazen bulutların arasında süzülürken bazen de Gayya kuyusunda buluyordum kendimi.
Bu düşüncelerimi yaşlı bir kadın sesi böldü. “Bizim zamanımızda böyle değildi!” dedi. Evet, hep aynı teraneler! Peki ama, böyle olmayan neydi? Pek konuşmak istemiyordum. O da konuşmasını sürdürdü: “Eskiden mektup vardı. İnsanlar birbirlerini özlerdi. Şimdi ise herkesin elinde telefon var.” Bunu söylerken gözleriyle elimdeki telefonu işaret etmişti. Elimde telefon olduğunun o zaman farkına varmıştım.
“Şimdi bu meretler sayesinde anında biri hakkında bilgi sahibi olabiliyorsun. Ah…” Gözlüklerini bir an çıkarıp gözlerinde biriken yaşları sildi. “Onunla tanıştığımda o zamanlar 18 yaşındaydım. Boylu bir delikanlıydı. Bir marangozun yanında çıraklık yapıyordu.” Hikâyenin ilk kısmı ilgimi çekmese de meraklanmaya başlamıştım. “Babamın o sıra marangozla işi vardı. Gerçek bu ya, babamla gitmek hiç aklıma gelmemişti, sonradan kafama esti. O gün marangoz dükkanda olmadığından o bize elinden geldiğince yardım etmişti. Konuşması çok düzgündü. Tane tane konuşurdu. Çok geçmeden arkadaş olduk. 1 ay, 2 ay onun çıraklık yaptığı dükkana gittim. Birbirimizi hep görüyorduk. Müsait olduğumuz zamanlarda sokakta bizi kimse görmesin diye uzak yerlere gider, dondurma yerdik. Bazen bana gemi yolculuklarını anlatırdı.” Burada yaşlı kadın sustu. Biraz su içip dinlendikten sonra, “Bir gün babasının tayini çıktı,” diyerek devam etti. “‘Merak etme, uzun sürmeyecek.’ deyip beni rahatlatmaya çalışırdı. O gittikten sonra mektuplaşmaya başladık. Onsuz geçen her günüm ızdırap dolu geçmeye başlamıştı artık. Mektup dışında ondan hiç haber alamazdım. Onu öyle özlüyordum ki. Bazen mektuplarına deniz hikâyelerinden küçük kesitler de koyardı.”
Küçük siyah çantasından bir mendil aldı ve sözlerine devam etti. “Sonra mektuplar kesildi. Yazmaz oldu. O yazmayınca ben de en kötüsünü, öldüğünü düşündüm. Aileme de anlatamadığımdan ne yapacağımı bilemedim. Ama hayat bu ya, oğlum. Birkaç yıl sonra kendi paramı kazanmaya başladığımda doğruca onun kaldığı şehre gittim. Sorup soruşturdum. Kimse öyle birilerini tanımıyormuş! İnanamadım. Hüsrandı benimki.”
Şimdi o da benim gibi köpükleri izlemeye başlamıştı. Kederli yüzü aydınlandı. Hafifçe gülümsedi. “Allah’ın işi işte! Ben de bu işin peşini bıraktım. O yıl içinde evlendim. Evlendiğim adam, şükürler olsun çok iyi bir adamdı. İki çocuğum, üç de torunum oldu. Dünyalara bedel bunlar. Bazen vapura bindiğimde de aklıma gelmiyor değil. Bu olaydan sadece büyük torunuma bahsettim. Kimseye söylemeyeceğini, gençken böyle şeylerin olabileceğini söyleyince çok mutlu oldum. Ne akıllı torunum var. Geçenlerde o bahsettiğim adamı internette, telefonda bulmuş!” Bunu söyleyeceğini beklememiştim. Ben tam ağzımı açmış konuşacakken vapurda anons duyuldu. “Ne çok konuştum, başını ağrıttım yavrum. Gençler yaşlıların hikâyesini ne yapsın.” Sevgiyle omzumdan tutup “Hadi Allah’a emanet ol çocuğum, hoşça kal!” dedi. Ben de çaresiz, “Hoşça kalın!” dedim.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]