fbpx

ciftciler bublogta

Ülkemizde tarım her bölgede yapılmaktadır. Ben bu yazıda hangi ürünün hangi bölgede yetişeceğinden değil tükettiğimiz besinlerin ne zorluklarda yetiştirdiğimizi, ne tür ilaçların kullanıldığından ve çiftçilerin şikayetlerinden bahsedeceğim. Ülkemizde sürekli üreticiler şikayetçi, bunun sebebi tarımla uğraşmanın zorluğu değil üreticilerin maddi yönden kazanç elde edememesi ya da az kazanması. Aslında klasik bir söz: “Her zaman çiftçi az, araç çok kazanır.” Nasıl oluyor gelin bir bakalım. Çiftçi domatesi 2-3 liradan aracıya (komisyoncuya, hale) satıyor, aracı almış olduğu bu ürünü İstanbul’a , Ankara’ya, Bursa’ya taşıması hâlinde üzerine en az 3 kat koyarak hatta daha fazla koyarak 5 lira, 6 lira hatta 7 lira gibi fiyatlara veriyor. İstanbul’da bu ürünü 7 liraya alan manavlar onun üzerine kâr koyarak kışın 10 lira gibi fiyatları görmesi mümkün. Sonra görüyoruz televizyonda işte “Çiftçi 3 ton domatesi çöpe döktü, çiftçi elde kalan malları fidanda çürütüyor.” diye… Niye çürütmesin ki bu ürünü toplamanın bir maliyeti var. İşçi ücreti 100 lira, 5 tane çalışsa (Kendi çalıştığını zaten saymıyorum.) 500 lira eder. 1 ton kabak toplansa kabak kilosu 45 kuruşa alan aracıya verse uğraşmaya değmez. Tamam yol masrafı var aracının eyvallah ama bu kadar kazanç bana kalırsa haksız kazanç. Niye mi? Çiftçilik zor bir meslek hatta gecesi gündüzü olmayan ve hak ettiği maddi kazancı elde edemeyen bir meslek ya da şöyle diyelim küçük bebeği olan annenin serada çalışması gerek. Bebeği bırakacağı biri olmadığı için ya da her zaman rica edemeyeceği için bebeği seranın çamurlu topraklarında 45 derece sera içi sıcaklığın içinde bulunmak zorunda kalan bir iş. Çiftçiliği burada ne kadar yazsam anlatamam. Bizim oralarda çiftçi için şöyle bir söz var: “Çiftçinin öteki senesi bitmez. Her sene öteki sene iyi olacak inşallah.” diye bakış açısı vardır. Çünkü çiftçi emeğinin alın terinin karşılığını alamayana denir.

Bu durumun bu hâle gelmesindeki sebep sadece aracı da değil. Her yıl katlanarak artan gübre ilaçların fiyatı ve devletin çiftçiye olan desteğinin yeterli olmaması. Örneğin a marka 250 ml. ilaç 230 lira gibi bir fiyatı var. Seneye a marka ilacın fiyatı olacak 290-320 lira… Şimdi diyeceksiniz “E sebzenin de fiyatı artıyor.” Gelin bakalım ne kadar artmış. Bundan 10 sene önce domatesi 75 kuruş-1 liraya veren çiftçi günümüzde (yaz sezonu) 1,80-3,0 gibi fiyata vermekte. Bu fiyat da çiftçiyi kurtarmamakta. Önümüzdeki yıllarda tarımın azalarak ürünlerin pahalanması kaçınılmaz olacak gibi görünüyor. Bunun da halkımızı sebze meyve fiyatı alımında maddi yönden zorlaması kuvvetle muhtemel.

Ürünlerin yetiştirilmesine gelecek olursak çiftçi daha fazla verim almak için gübre ilaç kullanıyor. Mesela domatesten örnek vereyim: Kök saldırıcı gübre, fidanın daha fazla çiçek açması için gübre, domatesin erken yeşillenmesi için ilaç; örümcek, böcek, kelebek gibi canlının hastalık yapmaması için ilaç vs. ilaçlar kullanılıyor. Sağlımıza tehlikeli mi diye sorarsanız doğal olmadığı için evet. Ama her meslekte para kazanmak için böyle yollara başvuruluyor. Mesela arıcıların arılara şeker vermesi gibi (doğal yetiştirenler hariç)… Köy yerinde çoğu halkımız kendi yetiştiriyor ama şehir yerinde maalesef böyle bir imkân yok. Zaten şehirden sıkılanlar da Ege’de bir köye yerleşme planı kuranların da sayısı epey fazla .

Özetle her meyve sebzenin üretimi zor. Binbir emek ve zorluklarla üretiliyor. Buraya yazamadığım su sorunu, sıcakta çalışma sorunu, vücudun yıpranması vs. gibi sorunlar mevcut. Umarım ileriki yıllarda sadece çiftçinin değil diğer tüm meslekler hak ettiği kazancı elde eder. Okuduğunuz için teşekkürler.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]