fbpx

İlkokuldayken sınıf arkadaşlarımıza mektup yazdığımız o güzel zamanları hatırlıyor musunuz? O tüm masumluğumuzla kısa ama içi dolu mektuplar yazardık birbirimize. Neden o masumluğu kaybettik? Neden kalem ile kâğıdın o muhteşem buluşmasından mahrum ettik yazılarımızı. Neden içi boş, kısacık mesajlar aldı yerini mektupların? Bu hız çağında bir nebze olsa da nefes almak isteyenlere önerimdir mektup arkadaşlığı, uluslararası adı ile ”snailmailing” veya ”penpalling”. İki yıldır mektup arkadaşlığı yapan biri olarak belirtmem gerekir ki birçok avantajı var bu hobinin. İlk olarak duygularınızı ve düşüncelerinizi yazıya dökmenin rahatlatıcı etkisinin farkına varıp içinizdekileri dökmenin, onları değerli gördüğünüz kişilerle paylaşmanın hazzını yaşayacaksınız. Yazmanın psikolojik olarak da faydasını bilenler bana katılacaktırlar. Kısa ve içi dolu olmayan mesajlar iletişimimizi kötü anlamda etkiledi, cümleler basitleşti. Mektup ile bu boşluğu doldurabilir, mektuplarınızı saklama şansına erersiniz. Diğer avantajımız ise yeni arkadaşlar edinmek, yeni insanlar tanımak; kültürlerine aşina olmak. Öneririm ki yurt içi ile sınırlı tutmayalım mektup arkadaşlığımızı. Farklı ülkelerden ve kültürlerden insanlar tanıyalım, onlarla görüşlerimizi paylaşıp mesafeleri aşalım. Ayrıca koleksiyon severler için de güzel bir hobi olduğunu düşünüyorum çünkü değerli düşüncelerin olduğu mektuplara ek olarak çay ve kartpostal gibi o ülkeye özgü şeyler elde edebiliriz. Birçok ülkenin çayını içtim orayı ziyaret etmeden, para birimlerini topladım, kartpostal koleksiyonu yaptım. Tabii ki pul koleksiyonu yapanlar da mektup arkadaşlığını severek tercih ediyor.

Diğer güzel yanı ise yaratıcılığı geliştirmesi ve zamanınızı verimli geçirmenizi sağlaması birçok hobide gördüğümüz gibi. Mektuplarınızı ve içeriğinizi kendiniz dizayn ederek yaratıcılığınızı geliştirebilir, yeni şeyler üretmenin hazzına ulaşabilirsiniz.

Peki nasıl başlayabiliriz bu mektup arkadaşlığına? Mektup arkadaşları genelde birbirlerini Instagram uygulaması ile bulurlar. Mektup arkadaşlığı (penpalling ya da snailmailing) hashtag’lerini kullanarak mektup arkadaşı arayan yüzlerce insana ulaşabilirsiniz hem de din, dil, ırk fark etmeksizin. Bu da sizin daha çok açık görüşlü olmanızı sağlayabilir. Mektup gönderimleri sadece PTT aracılığı ile yapılıyor. Mektubun gramajına göre fiyat değişiyor. PTT’nin orijinal sitesinde bu fiyatlar ile ilgili daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Mektupların ulaşması ülkeye göre değişip uzun sürebilir ama heyecan katan da bu değil mi zaten? Bu hız çağında iletişimi daha değerli kılmak için bunun önemli bir etken olduğunu düşünüyorum. Dört gözle mektup beklemek, gelince çocuklar gibi sevinmek… İlkokulda olduğu gibi tüm masumiyetimizle.

”Bu devirde mektup yazmak mı olur?” tarzı tepkileri çok duymuş biri olarak nostaljinin ne kadar zarif bir şey olduğunu, insanın ruhunu beslediğini belirtmem gerekiyor. Bu gibi söylentilere kulaklarınızı kapatıp bu zarif hobiye başlamanızı önerir, okuduğunuz için teşekkür ederim, nostalji kalın…

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.