fbpx

Benim sadece bir kez yolumun düştüğü ve kısıtlı zamanda gezebildiğim ve tekrar tekrar gezmek istediğim yer Kapadokya. Kapadokya’da sadece iki gün kalabildim. Sımsıcak bir atmosfer karşıladı beni. En çok etkilendiğim ise Kapadokya’nın tarihî dokusu elbette. Oldum olası geçmişten günümüze bozulmadan gelebilmiş, tarihî kalıntılara, binalara sahip otantik yerleri sevmişimdir. Kapadokya bölgesi; Ürgüp, Göreme, Avanos ve Uçhisar beldeleriyle bilinse de bizlerin en çok aşina olduğumuz isimler Ürgüp ve Göreme.

Kapadokya esasen ilk oluştuğu dönemlerde iç denizmiş. Sonrasında ise çevresinde bulunan dağların lavları püskürtmesi ile kurumaya başlayan bölgede lav ve tüften oluşan oluşumlar meydana gelmiş. İşte Kapadokya’yı da ilgi çekici hâle getiren başlıca özellikler bu oluşumlar diyebilirim. Lavların şiddetli rüzgârların etkisiyle yıllar içinde şekil değiştirmesiyle oluşan konik gövdelerin ismi işte “Peri Bacaları”.

Tarih boyunca farklı uygarlıklara da ev sahipliği yapan Kapadokya, bu oluşumlar sayesinde; evleri, kiliseleri, şapelleri içinde barındıran bir yer hâlini de almış aynı zamanda.

Kapadokya bu benzersiz coğrafi özelliklerinin yanı sıra şarapları ile de ünlü bir yer.  Çünkü coğrafi özellikleri sadece bu oluşumlarla sınırlı değil. Aynı zamanda bağcılık için de oldukça elverişli bir yer. Maalesef artan şehirleşme nedeniyle tarihî güzelliklerimiz zamanla kayboluyor. Elimizde bulunan doğal kültür mirasımızı ve nadir özellikleri olan korunması gereken yerleri korumak ise yine bizlere düşüyor. Kendim henüz gidemesem de geçen gün tesadüfen karşıma çıkan televizyon programından edindiğim bilgilere göre Soğanlı diye bir köy var Kapadokya’da. Burada el emeği bez bebekler yapılıyor ve halk geçiminin bir kısmını bu şirin ve güzel bebeklerden sağlıyor. Soğanlı Vadisi’nin ise kuzeyinde Kubbeli isminde bir kilise yer alıyor. Birçok uygarlığa ev sahipliği yaptığı için aslında Kapadokya’da birçok kilisenin yer aldığı ancak bazılarının kaybolduğu söyleniyor. Kapadokya seyahatini farklı kılan bir diğer özellik ise tabii ki kalacağınız otellerin taş yapısı ve mimarisi. Çoğu tek ya da iki katlı şirin mimarilerden oluşan butik oteller hoşunuza gidecektir diye düşüyorum. Seyahatimin üzerinden oldukça zaman geçtiği için gezmiş olduğum kilisenin adını unuttum fakat hafızamda hâlâ ufak tefek ayrıntılar da olsa yer alıyor. Testi kebabı yine Kapadokya’ya yolunuz düşerse tatmanız gereken lezzetlerden. Tabii ki es geçilmemesi gereken diğer özelliği ise Kapadokya’nın meşhur balonları. Eğer yükseklik korkunuz yoksa balon seyahatini kaçırmayın derim. Balon seyahatine katılmak isterseniz uykunuzdan fedakârlık ederek erken kalkmanız gerekecek. Güneşin doğuşuyla seyahat başlıyor çünkü. Ve tabii ki deve turunu da atlamamak gerekiyor.  Neyse ki gittiğim zaman balonla seyahat edemesem de deve ile birkaç tur atmayı ihmal etmedim. Şimdi bir sonraki gezimi sabırsızlıkla beklemekteyim. Sanatın ve tarihin iç içe geçtiği şehir gürültüsünden uzak, doğayla baş başa kalarak hayata küçük bir mola vermek isterseniz siz de Kapadokya’yı tercih edebilirsiniz.  Tüm bu güzel özelliklerinin yanı sıra Kapadokya’nın biraz kurak bir iklime sahip olması olumsuz gibi görünse de kesinlikle gidip görülmesi ve bol bol fotoğraf çekilmesi gereken yerlerden. Dönüş yolunda kendinize ve sevdiklerinize ufak hediyeler almayı düşünürseniz minyatür peri bacaları, el yapımı çömlek, oniks taşı, şarap, dokuma halı gibi hediyeleri tercih edebilirsiniz. Ben pembe renginde peri bacaları olan ufak bir mumluk almıştım, hâlâ saklıyorum. Şimdiden keyifli seyahatler.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.