fbpx

Editörden not: Spoiler içerir.

Ahmet Ümit deyince hiç şüphesiz Türkiye’nin en iyi polisiye yazarı gelir birçoğumuzun aklına. Yaklaşık iki sene önce birkaç kitabını arka arkaya okuduğum ve sıkılıp ara verdiğim yazarın kitaplarından yeniden okumaya başlayacağım ve tabii ki her kitabın asıl ana karakteri Komiser Nevzat. Konular, kahramanlar değişse de Komiser Nevzat bizim ana karakterimiz olarak kalıyor.

Gelelim asıl konumuza… Ahmet Ümit’in hem çok severek  hem de çok şaşırarak okuduğum kitabı ”Sultanı Öldürmek”e… İsminden de anlayabileceğiniz gibi sizi çok inanılmaz bir hikâye bekliyor. Kitabımızda yıllardır aynı kadını bekleyen bir adam var. Serhanzinlerin son temsilcisi Müştak Serhanzin… Karlı bir öğlenden sonra bahariyedeki evinde sabırsızlıkla çalan telefonla bu tuhaf serüven başlamış oluyor.

”Merhaba Müştak.” diyen sesin daha ilk hecesini duyduğunda tanımıştı onu, Nüzhet’ti. Yirmi bir yıl önce onu terk eden kadın telefondaydı. İstanbul’da olduğunu ve görüşmek istediğini söylüyor ve Müştak’ı dairesine davet ediyor. Telefon kapandıktan sonra Müştak sanki biri ona seslenmiş gibi uyandığında Sahtiyan Apartmanı’ndaydı. Nüzhet’in dedesi tarafından yaptırılan semtin en eski binasıydı. Dairenin kapısı açıktı, içeri girip Nüzhet’e seslendi, ses veren olmadı. Salonda koltuğunda otururken buldu onu, ”İyi misin, niye bu kadar sessizsin?” dedi. ”Heyecanlandım, insan yıllar sonra seni görünce tuhaf oluyor.” demesini bekledi. Hayır, ne bir ses ne de bir kıpırtı vardı. Biraz daha yaklaşınca kanı fark etti . Belki de araştırma yapacağı  Fatih’i kardeşinin mi öldürdüğü konusuyla ilgisi vardı ölümünün, öldürdüğü boynu kanıyordu. Ölmüştü. Nüzhet’in evinde bulduğu ucunda Fatih Sultan Mehmet’in tuğrasının olduğu mektup açacağıyla Nüzhet’i öldürdüğünü düşünmeye başladı. Aslında Nüzhet’i öldüren öz yeğeni Soner’di  ve biz bunu ancak kitabın sonunda öğreniyoruz.

Sizi kitaptaki bir soruyla baş başa bırakmak istiyorum: Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mı? Bence her ikisi de ve şahane bir aşk çoğu zaman harcanmış bir hayat demektir. Mutlaka Ahmet Ümit okumak istiyorsanız Sultanı Öldürmek’i okuyun.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.