fbpx

-“Hoş geldin abi, ne istersin? Çay, kahve?” dedi.
-Hoş bulduk Emrah abi. Varsa çayını alırım, diye karşılık verdi Yusuf.
+Nasılın abi? Nasıl gidiyor işler?
-Şükür abi yuvarlanıp gidiyoruz, bizim kız üniversite için Bursa’ya gidecek. Onun telaşı var şimdi.
+Hayırlı olsun abi. Zehra’ydı değil mi? Hangi bölümü kazandı?
-Veterinerlik kazandı. Şimdi oradan ev bakıyoruz, senin tanıdığın meslektaş, emlakçı vardır diye uğrayayım dedim.
+İyi ettin abi hem görüşmüş olduk. Ben oradaki arkadaşlarla görüşeyim. Kısa zamanda döneyim sana.

Bitmişti muhabbet. Allah’a ısmarladık abi, diyerek kalktı Yusuf. Eyvallah abi, diye karşılık verdi Emrah.

Emrah’ın telefonu çaldı. Ev sahiplerinden birisiydi arayan. Evinin kirası hakkında bilgilendirmek için aramıştı. Belliydi ardı arkası kesilmeyecekti telefonların. Üniversite yerleştirmeleri açıklanmıştı, öğrenci akınları olacaktı bambaşka yerlerden. Yeni ev arayışında olacaktı her bir öğrenci. İlanlar, yeni rakamlar için indirildi vitrinden.

Elhamdülillah Müslüman’ız!!!

Gayet sıradandı her şey. Köpekler havladı önce. Siren sesleri geldi ardından. Ne yapması gerekiyordu insanların? Çığlık sesleri duyuldu. Yer yerinden oynuyor, araba alarmları karışıyordu yıkılma seslerine. Hayvanlar sağa sola koşuyor, yayalar telefon hatlarını meşgul ediyordu kaldırımlardan uzaklaşırken. Bazı kişiler çıkıyordu apartmanlardan. Gözlerinde telaş ve korkuyla. Kimisi, ağlayarak bırakıyordu evini geride. Her şey bitmişti. Durgunlaşmıştı yer kabuğu. İnsanlar kaldırımlarda oturuyor, yardım bekliyordu. Gözyaşı, çaresizlik ve teselli bir aradaydı. Duyuldu dört bir yanda deprem haberi. Hemen harekete geçti herkes. Yardım ve el birliği başroldeydi. Bizden olmayan bir şeyler de vardı. Deprem çantalarına, el fenerlerine bir şey oldu. Etiketleri, yeni fiyatlar için çıkarıldı yerlerinden.

Elhamdülillah Müslüman’ız!!!

Kırılma sesini duydu. Yüzü ıslandı önce. Anlam veremedi. Nereden ve neden gelmişti bu su? Dışarıdan bir bağırış duydu. Pencereye yöneldi. Dışarıdaki kişiyi telefonuyla görüşürken gördü. İçeride insanlar var, dediğini duydu. Hemen soluna baktı. Dumanlar yükseliyordu. Şaşkınlığını gizleyemedi. Bu kadar yakın mıydı yangına? Hemen doğalgaz hattını kapattı. Ardından merdivenlerden dışarıya attı kendisini. Civardaki esnaf yangın tüpüyle koşuyordu olay yerine. İtfaiyenin sireni duyuldu. Apartmandaki herkes çıkmıştı. Alevlerin önünde hiçbir şey duramıyordu. Yangının çıktığı daire çoktan kül olmuştu. Çevresindeki yerlere sıçramıştı çoktan. İtfaiyenin sireni duyuluyordu hâlâ ama yoktu ortalıkta. Koca bina kapkara oldu. Yan bina da yanmaya başladı. Telaşın ortasına gelmişti itfaiye. Zorla girmişti dar sokaklardan. Düşüncesiz şoförlerin yanından zorla geçmişti. Uzun sürdü müdahale. Bir bina sönerken diğeri yanmaya devam ediyordu. 3 gün sonunda bitti söndürme ve soğutma işlemleri. Birçok ev ve iş yeri küle dönmüştü. Anılar ve ekmek tekneleri hiç oldu. Ağlamak çare değildi artık. Önceden alınmalıydı her önlem. Yangından sonraki önlem kime yarasındı. Yaralar sarılıyordu yavaş yavaş. Eski, yenileniyor. Kırık olan yapıştırılıyor, bozuk olan tamir ediliyordu. Eskisinden daha da yükseklerde olan bir şeyler vardı. Yangın tüplerinin, düdüklerin, fenerlerin, ısıya dayanıklı formaların fiyatlarıydı bunlar. Her birinin lüks sayıldığı bir piyasa vardı artık. Her bir ürünün satış fiyatına zam üstüne zam yapılıyordu.

Elhamdülillah Müslüman’ız!!!

@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.