fbpx

Dünyada iyi ve kötü her zaman var olmuştur. Peki bu ayrımı nasıl yapıyoruz? İnsanlar genel-geçer kurallara uymadığında cezalandırmamız ne kadar doğru? Bu yazımızda insanların kötü şeyleri neden yaptıklarını ve bunun önüne nasıl geçebileceğimizi tartışacağız.

Suçlu Psikolojisi

Suç, insanlık kadar eski bir olgudur. İlk insandan bu zamana kadar her zaman bizimle birlikte var olmuştur. Baktığımızda bu kavramın tanımı, toplumsal düzenin devamı açısından korunması gereken değerlerin bilerek ve isteyerek ihlal edilmesi olarak yazılmıştır. Peki neden insanlar bu kuralları ihlal eder? Neden yalan söyler, neden aldatır, neden çalar ve neden öldürür? Bunlar için sayılabilecek bir sürü sebep olsa da; bilim insanları, psikologlar ve felsefeciler tarafından yüzyıllarca cevabı aranan sorulardır. Haydi bu kavramı biraz daha derine inerek inceleyelim.

Konuyu anlamak için büyük suçları ele alacağız. Mesela bir insanı öldürdüğünüzü düşünün. Haklı bir sebebiniz yok, öncesinde uzun uzun öldürmeyi planladığınızı ve az önce bu eylemi gerçekleştirdiğinizi hayal edin. Eğer içten bir şekilde düşünmüş iseniz, bunun ürkütücü ve bir o kadar da kötü bir şey olduğunu -ki kötü bir şey olduğunu bilmemiz için aslında düşünmemize bile gerek yok- fark edersiniz. Bu nasıl yapılabilir ki? Birisini durup dururken neden öldüreyim? Araştırmacılar insanların neden bunu düşünebileceği üzerinde çalışmış ve aslında hiç de mantıksız olmayan bulgular elde etmişlerdir.

Suçlu kim?

Öncelikle bizim neden bir insanı sebepsiz yere öldürmek isteyeceğimizi sorgulayalım. Bunu istemek için deli (!) olmamız gerek. Burada, deli sözcüğünün önemi ortaya çıkıyor. Öldürmenin ahlaki ve yasal olduğu bir dünyada olmadığımıza göre, bir insanı öldürmek istememiz için gerekli sebeplerimiz -dışarıdan görünmese bile- olmalı. Peki durduk yere öldürmek için nasıl bir sebep kabul edilebilir? Yapılan birçok araştırmaya göre, katillerin büyük bir kısmı dört duvar arasında yaşadığı hayatının öncesinde -büyük bir kısmı çocukluğunda olmak üzere- psikolojik travmaya maruz kalmış. Kimisi aile içi şiddete, kimisi tecavüze, tacize uğramış. Hayatlarının bir saniyesinde bile unutamayacakları travmalardan bahsediyoruz. Yaşadıkları şey öylesine büyük bir silsilenin başlangıcı olmuş ki sonunda birisini öldürebilecek düzeye gelmiştir.

Yine empati yaparak onları düşünmeye çalışalım. Hiç çocukken olmuş olan ve şu an hayatınızın büyük bir kısmını etkilediği bir olay yaşadınız mı? Olayın büyüklüğü önemli değil, örnek verecek olursam benim ara ara yaşadığım öz güven problemimin en büyük sebebi ortaokuldaki bir arkadaşımdır. Bir olay ve bir sonuca bağlı kalmaya gerek bile yok aslına bakarsanız. Şu anki duygularımızı, düşüncelerimizi, karakterimizi oluşturan temel öge çevre değil de nedir? İlk olarak ailemiz, sonrasında çevremiz ile yaşadıklarımız ve yaşadıklarımıza yaptığımız yorumlar bizi oluşturan şeyler oldu. Yani bir katilin cinayet işlemesi için, o cinayeti işlemeyi istemesi lazım. Araştırmalardaki büyük bir çoğunluğun verileri gösteriyor ki o cinayeti işlemeyi istemesi için bulunduğu çevre ona büyük travmalar yaşatmalı ve onun psikolojik sağlığına kalıcı hasar vermelidir.

Cinayeti işleyen insanı işlediği cinayet için yargılıyoruz. Tabii ki birisinin suçlu olması gerekiyor. Ama belki kurban ile hiç alakası olmamasına rağmen o cinayeti işlemesine sebep olan insanlar da en az katil kadar suçludur. Günümüzde katilin travmalarını araştıramayacağımız ve tüm sebeplerini bulamayacağımız aşikar. Onun için belki katilin tüm geçmişini öğrenebileceğimiz bir dünyaya sahip olana dek sadece katili yargılamaya devam edeceğiz. Sonuçta “Her koyun kendi bacağından asılır!”

Yararlanılan Kaynak: digitalcommons.butler.edu/

Emre içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Emre içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.