Suyun Önemi!

Su, hayatımızın en büyük ihtiyaçlarından biridir. Her zaman ve her yerde ihtiyacımızı karşılayan su, maalesef bazı ülkelerde hiç yok. Hatta hiç su görmeyen ve hayatında hiç su içmemiş, bunun yanında susuz ölen bir sürü insan var. Özellikle en çok çocukların etkilendiği bu durum, 36 ülkede etkisini çok fazla gösteriyor. Canlılar için büyük bir öneme sahip olan su, dünyamızın %70’ini kaplamaktadır. Ayrıca su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Ancak yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0.3′ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir. İnsan yaşamının temelini oluşturan su, olmazsa olmazımız.

SU YOK OLUYOR!

Her zaman ve her yerde, her ihtiyacımızı karşılayan su artık yavaş yavaş yok olmaya başlıyor. En büyük sorunlardan olan ve en büyük kriz hâline gelen su kıtlığı, birçok ülkenin gündeminde. Dünya nüfusunun dörtte birinde su sorunu var. Ülkemiz de su krizinin olduğu ülkelerden biri hâline geldi artık. Su sorunu olan ülkemiz, su sorunu yaşayan ülkeler arasında listede 32. sırada. Maalesef durum bu şekilde. Hatta ülkemizi ileride büyük sorunlar bekliyor. Ülkemizin bazı şehirleri su açısından sorun yaşıyor ve yavaş yavaş büyük bir tehdit oluşturuyor.

TÜRKİYE “SU ZENGİNİ” DEĞİL! SU KRİZİ!

Araştırma ve tahminlere göre Türkiye, sanıldığının aksine su zengini bir ülke durumunda bulunmuyor. Türkiye, üç tarafı suyla çevrili bir ülke olsa da tatlı su varlığı açısından zengin bir ülke sayılmıyor. Türkiye’nin genelinde yıllık ortalama yağış miktarı yaklaşık 643 milimetre olup bu rakam dünya ortalamasının (800 milimetre) altında bulunuyor. Bu miktar da yılda ortalama 501 kilometreküp suya denk geliyor. Bu suyun da 274 kilometreküpü toprak ve su yüzeyi ile bitkilerden buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri dönüyor. 69 kilometreküpü yeraltı suyunu beslerken 158 kilometreküpü akarsular vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalıyor. Ayrıca komşu ülkelerden yılda ortalama 7 kilometreküp su Türkiye’ye geliyor. Böylece Türkiye’nin brüt yer üstü suyu potansiyeli 193 kilometreküp seviyesine ulaşıyor. Yeraltı suyunu besleyen 41 kilometreküp de dikkate alındığında toplam yenilenebilir su potansiyeli brüt 234 kilometreküp oluyor. Ancak günün teknik ve ekonomik şartları hesaba katıldığında Türkiye’nin tüketilebilir yer üstü ve yer altı su potansiyeli yılda ortalama 112 kilometreküp civarında bulunuyor. Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8-10 bin metreküp olan ülkeler su zengini, 2 bin metreküpten az olanlar su azlığı çeken, bin metreküpten azı da su fakiri ülkeler arasında kabul ediliyor. Tüm hesaplamalardan sonra Türkiye’nin tüketilebilir yer üstü ve yer altı su potansiyeli yılda ortalama 112 milyar metreküp olarak çıkarken, kişi başına tüketim bin 500 metreküp seviyesinde bulunuyor. Bu da Türkiye’yi su azlığı yaşayan ülke kategorisine sokuyor. Durum böyle maalesef.

EN ÇOK SU KITLIĞI YAŞAYAN ÜLKE!

Dünyada en çok su kıtlığı yaşayan ülke olan Nijerya, 35.2 ölçüm ile 1. sıradadır.

SUYUMUZ NEDEN YOK OLUYOR?

Giderek su sıkıntısı yaşıyoruz. Gerçekten susuz bir hayat düşünmek zor. Genellikle çevremize bakarsak kimse suyu tasarruflu kullanmıyor. Örneğin: Tonlarca su ile arabasını yıkanlar, evinin önünü boş yere yıkayanlar, diş fırçalarken suyu açık bırakanlar, musluğu sonuna kadar açarak elini yüzünü yıkayanlar… Bunlar gibi daha çok var hayatımızda. Kimse bilinçli değil ve hiç kimse tarafından da bilinçlendirilmiyor. Herkes istediği gibi tonlarca suyu boşu boşuna kullanıyor. Yani gerçekten çok zor ve kötü günler bizi bekliyor. Bunun yanında artan nüfusun etkileri de var. 2020 itibarıyla toplam nüfusumuz: 83 milyon 154 bin 997. Önceki yıla göre nüfusumuz, 151 bin 115 olarak arttı ve artmaya da hâlen devam ediyor. (TÜİK)

PEKİ SUYU NASIL TASARRUFLU KULLANIRIZ?

Biraz bunlara değinelim. İlk olarak, mutfakta tonlarca su boşu boşuna israf ediliyor. Örneğin, meyve ya da sebzeyi yıkarken musluğun önünde yıkamayalım. Bir kabın içerisine az su ekleyerek meyve ya da sebzemizi içinde yıkayabiliriz. Diğer bir tasarruf, su damlatan bozuk muslukları tamir edebiliriz. Diğer bir tasarruf, duşa girmeden önce sıcak suyun gelmesi için açtığımız muslukta akan soğuk suyun altına bir kova koyarak o suyu başka yerlerde kullanabiliriz. Diğer bir tasarruf, bahçeyi sularken hortumla sulamayalım. Bunun yerine aparat kullanarak daha az su kullanabiliriz. Diğer bir tasarruf, bulaşıkları bulaşık makinesine koyarken tamamını dolduralım ve öyle yıkayalım. Bu tasarrufu çamaşır makinesinde elbiselerimizi yıkarken de yapalım ve tam dolmasını bekleyelim, öyle yıkayalım. Diğer bir tasarruf, duş yaparken içinde çok zaman beklemeyelim ve boş yere su kullanmayalım. Diğer bir tasarruf, evin önünü boş yere yıkamayalım. Bunu süpürge yardımıyla yapabiliriz. Bunlar gibi daha çok tasarruf yolları var. Siz de lütfen suyu boş yere kullanmayın. Daha bilinçli bir insan olalım. Daha tasarruflu bir şekilde davranalım. Su geleceğimizdir. Su yaşamımızın temel bir parçasıdır. İsraf etmeyelim. “Su varsa hayat var.”

Yorumlar Su Krizi!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

Bizler yaşamımızı sürdürürken hiç bilmediğimiz yerlerde, hiç duymadığımız kadınlar öldürülüyor. Bazen din adı altında, bazen kıskançlık bahane edilerek, bazense istenmemeyi hazmedemeyerek cinayetler işleniyor. Maalesef, yeryüzü binlerce trajik ölüme şahitlik ediyor. Ben ise sizlere hiç duymadığınız kadınların çığlıklarını duyurmak istiyorum. Ne uğruna hayatlarının çalındığını, nasıl zorluklarla mücadele ettiklerini, nelerle başa çıkmak zorunda kaldıklarını anlatmak istiyorum. Duyun […]
Sabah uyanmak artık öyle başka geliyor ki bana… Dünyam tepetaklak olmuş, yer gök göğsümde buluşmuş sanki. Öyle ağır, öyle ağır ki içimdeki bu yük… Nedendir, neredendir bilmem, belki elimin kesik acısı yüreğime vuruyordur. Fiziksel acı beni üzmüyor ama yüreğime çarpan bu acı beni paramparça ediyor sanki… Gecenin karanlığında, çelimsiz bedenimle yürüyordum. Bir hiç olsaydım, bir […]
Özdeyiş, vecize, aforizma ya da özlü söz; düşünce, duygu ya da ilkeleri kısa ve öz bir biçimde anlatan sözlerdir. Kimi zaman motto, kelamıkibar ve ülger olarak da anılırlar. Özdeyişlerin söyleyeni genellikle bellidir ancak bazı sloganlaşmış özdeyişlerin kim tarafından yaratıldığı bilinmeyebilir. Aforizmalarda ileri sürülen fikirler, başkalarının kabulünü beklemeyen; yazarın subjektif kanaatleridir. Burada benim için çok önemli […]
Işık hüzmesi tadında bir hayat Gözlerim yarım bakışta Bağcıklarım hazır halde İçeri girmek gerekiyor Bozuk frekansta güzel bir müzik Kulaklarım sinirden kuduruyor Bütün olanlar önceden sonrasıymış Notaya anlam katan bir sonraki nota gibi Papatyanın son yaprağında kalmış söz Hayat zorlamaya gelmez Üfledikçe harlanır köz Hayatı anlatıyorum, dinleyin Hayatı bilmiyorum, dinlemeyin Hayatı yaşadım, görün Eleğe kum […]
Araba durdu, şoförümün kapıyı açmasını beklerken elimdeki gazeteyi katladım ve arka koltuğun üzerine koydum. Teknoloji sayesinde her şeye her an internetle erişebiliyor olsak da gazete okumak benim bırakamayacağım bir alışkanlıktı ve her fırsatta bunu değerlendirirdim. Şoför arabanın kapısını açtı, arabadan indim ve ceketin yakalarından tutup düzelttikten sonra söyle bir başımı kaldırıp kendimle gurur duymadan duramadım. […]
Alma Terzic, 11 Temmuz 1987 yılında Zenica, Yugoslavya’da dünyaya geldi. 4 yıl oyunculuk eğitimi alan güzel oyuncu sektöre 2008 yılında Kar (Snow) adlı filmle giriş yaptı. Ardından birçok film ve dizide yer aldı. Filmleri 2008 – Snow / Lejla 2008 – Mahala (kısa film) 2009 –Volim te… (kısa film) 2010 – Unutma Beni İstanbul 2011 – Kan ve Aşk (In […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.