fbpx

-Bir çatırtı, hayır hayır, iki çatırtı… Duyuyor musunuz? Bu yok oluşun çıkardığı ses. Duymuyor musunuz? O hâlde tebrikler… Siz artık hissizleşmişsiniz, bayım.

-Bunu da nereden çıkardınız? Gayet iyi hissediyorum. Siz delirmiş olmalısınız. Duyduğunuz sesler her neyse. Sizin kafanızın içinde olmalı.

-Duymak mı? Hayır, bayım. Ben hissediyorum. İliklerimde bu çatırtıları hissediyorum. Bir ağacın topraktan sökülürken çıkardığı ses gibi, bir kasırganın dalları kırması gibi. Hissediyorum. Anlıyorum, duyuyorum. Ama en çok hissediyorum.

-Öyleyse sizin güzel bir kalbiniz var. Ancak size kötü haber vermek iyi olmaz. Bu sizi hasta eder. Gerçekler sizi üzmesin sakın.

-İşte yanılıyorsunuz. Benim gerçekleri duymama gerek yok. Sizin göremeyeceğiniz gerçekleri görüyorum, duyuyorum ve hissediyorum. En çok hissetmemi istedikleri duygu korku. Ancak ben alıştım artık. Daha doğrusu kabullendim.

-Neyi kabullendiniz? Neden korkuyorsunuz? Bana söylerseniz size yardım edebilirim.

-Hayır, tek başınıza edemezsiniz. Herkesin anlaması, sindirmesi gerek. Akıllarıyla tartmaları gerek. Böylesine korkunç durumların izahı olamaz. Anlıyorsunuz değil mi beni?

-Hayır. Anlayamıyorum. Ama belli ki siz, insanların tutulabileceği en kötü hastalığa tutulmuşsunuz. Kafanızdaki dünya, yaşantı hiçbir zaman gerçek olmaz. Olamaz. Bu herkesin iyi olmasını dilemekle aynı şey. Herkes şarkı söylesin istiyorsunuz. Ama herkes şarkı sevmez.

-Haklısınız galiba. Benim anlayış arayışım boşuna. Yalnız benim bahsettiğim dünyada şarkı söyleyebilecek bir insan yok. Ben artık hastalıklı ruhların iyileşemeyeceğini çoktan öğrendim. Ama sanırım siz bunun hayalini kuruyorsunuz bayım.

-Yanlışı düzeltmek istemiyor muydunuz?

-Hayır. Yanlış belli bir noktada düzeltilir. Artık bu dünyada düzeltilebilecek bir yanlış yok. Beni anlıyor musunuz?

-Sanırım. Anlıyor olabilirim. Ama emin misiniz?

-Eminim. Kalbimin hasta olmadığına emin olduğum kadar eminim.

Duyulan o çatırtılar, insanlığın geri dönülemeyecek hataları olsa gerek. Toplumun yıkayınca geçiremeyeceği kirler, iyileştiremeyeceği yaralar hepsi birer çatırtı. Gün geçtikçe şiddetlenen, artan, çoğalan ve her birinde insanlığı sarsan çatırtılar. Hastalıklı insanların toplumu, eşitliği, adaleti bozmasıyla başlayan ve şimdilere kadar uzanan çatırtılar. Bu sonsuz, genişleyen evrende ufacık yer kaplayan insanların ufacık çatırtıları. O kadar çok yankı yapıyorlar ki ufacık oldukları unutuluyor bir anda ve diyorsunuz hayır bunlar bizim için devasa çatırtılar ve susturulmaları gerek. Susturulmaları gerek.

Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]