fbpx

Soğukkanlılıkla dağıtıldı kalemler, zarflarla birlikte. Anlam veremedi kimse. Neden dağıtıldı bunlar? Yeri miydi şimdi bunun? Tüm misafirler sağa sola bakındı. Kimse ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Açıldı zarflar usulca. İçlerinde, Metin’i son kez görme şansım olsa, yazan bir kart vardı. Yanındakinin kartına baktı Mert. O kart da aynıydı. Anlaşılmıştı herkese aynı kartların dağıtıldığı. Ağlamalar susmuştu. Donuk gözler kartlardan ayrılmıyordu. Metin’i son kez görmeyi düşündü herkes. Neden böyle bir şey yapılmıştı? Belliydi doldurulacaktı kartlar, yazılarla. Kalemler boşuna değildi elbet. Herkes durmuş birini bekliyordu. Kalem kapağını açacak ilk kişiyi. Bir kalem açıldı, başladı yazmaya. Ardından bir diğeri, çekinmeden. Geride kalan herkes; sormadan, sorgulamadan davranmıştı kalemlere. Kalemini açan ilk kişiydi Sibel. Büyütmezdim tartışmayı, zaten çok da önemli değildi tartıştığımız konu. Değmezmiş kalbini kırmaya. Şimdi istesem de özür dileyemem. Cümleleri bunlardı. Ardından gözyaşı düştü kâğıdına. Bu yeter demekti. Artık yazmaman lazım, diyordu gözyaşı. Mert vardı, en yakın dostu. Son kez dostça sarılırdım. Son kez olduğunu asla unutmadan. Öyle sıkı, öyle içten. Titreyen kalemi haber verdi artık durması gerektiğini. Noktayı koyması gerektiğini söyledi, titrek kalem. Hidayet, en eski arkadaşıydı. Neler sığdırdılar ömürlerine. Güldüklerini mi yazsaydı, ağladıklarını mı? Beraber kurdukları hayalleri yazdı sadece. Biten kâğıt haber verdi durması gerektiğini. Yeter, diyordu kâğıt. Ben bittim. Artık bende sizin için hiçbir şey yok. Hidayet durmak istemiyordu. Sonsuz hayalleri vardı onların. Kız arkadaşı vardı, Merve. O ne yazacağını bilemiyordu. Ne yazıyordu odadaki diğer insanlar? Onlar Metin hakkında ne bilirdi ki? Ne kadar sevebilirdi onlar Metin’i? Düşündükçe hüzne düştü. Hüzne düştükçe anıları canlandı gözünde. Bu küçük kâğıt ne kadar dolabilirdi? Kaç kelime sığardı bu kağıda? Yazacak sayısız düşünce vardı. Ne yazsa eksik kalırdı. Hep bir boşluk olurdu. Son kez gözlerine dalıp gitmek istiyordu. Son kez onunla konuşmak. Son kez olduğunu düşünmeden ne yaptıysa bu zamana kadar, hepsini tek tek yapmak istiyordu. Son bir çiçek vermek isterdi Metin’e. Şimdi ne gelirdi ki? Mezar taşları çiçekten anlamazdı. Ne bir damla yaş aktı gözünden ne kalem titredi ne de bitti kâğıt. Meryem’i hiçbir şey durdurmuyordu. Âdeta her şey onun yazması içindi. Onun yolunu açıyordu ne varsa. Seviyorum, yazdı sadece. İçine her şeyi alabilen bu kelimeydi onu yatıştıran. Gözünün önüne geldiğinde erkek arkadaşı, seni seviyorum demesi dünyalara bedeldi onun için. Burada değildi demek kavuşma zamanı. Herkes daha önce çok kez almıştı bu dersi. Her cenazede aynı şeyleri yazsalar da kâğıtlara, her seferinde devam ediyorlardı küslüklere, kavgalara, yarım kalan dostluklara, söylenmeyen sözlere, konuşulmayan konulara, verilmeyen hediyelere…

@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.