fbpx

Tam karşımda duruyordu göz bebeklerini öptüğüm adam. Bu ne endam, ne dik duruştur. Öylesine derin, yorgun ve aynı zamanda sert nasıl bakabilir bir insan? Dünyanın tüm ormanları birleşip yansa dumanı böyle tütemez, bu nasıl ateştir sevdiğim? Sönmeyen ve arkasına zamanı bir dağ gibi alan bu ateş, seni de beni de kül eder. Biz, dikenleri var diye hiç sevilmemiş, değer görmemiş kaktüs çiçekleri, bir fotoğrafın karesine sığmış ama dünyaya sığamamış iki hayat, aynı kökten beslenen ama birbirine dokunamayan ağacın iki dalı. Köklerimiz aynı olsa da, göklerimiz farklıydı biliyorum. Ben senin eldivenin, sen benim ellerim imişsin.
Nereden geldi gözlerine hem zamansız hem amansız olan bu korku? Ruhuna ince ince işleyip kalelerle, kulelerle çepeçevre koruduğun, seni sen yapan duyguların nasıl öldü? Hayallerini yüklediğin mutluluk adasına giden umut gemin neden battı? Ne farkı kaldı ütülü gömleğinin buruşturulmuş bir market poşetinden? Kalmadı, ne farkın ne hakkın. Kalbim yokluğunda başka yüreklerin varlığından bile habersizken, kalbin varlığımda başka vücutlara nasıl ev oldu? Hiç mi sızlamadı için? Direnmedi mi ellerin, senin olmayana uzanırken? Haykırmadı mı yüzüne çaresizliğimi, dudaklarının aynadaki yansıması? Artık hissetmelisin içimdeki kaktüs çiçeğinin gün geçtikçe daha da çok battığını göğüs kafesime. Acıtmayı kendine görev bilmiş sanki, mıknatıs sanıyor kendini, çekiyor kendine tüm anılarını, umutsuz kasırgalarını, zamanın tüm ayıplarını. Anlamını yitiriyor ağzından dökülen kelimelerin her biri. Yitirmeyle kalmıyor, hiç var olmamışçasına yok oluyor içimin derinliklerini acıta acıta. Anlarsın diye sessizliğimden, avaz avaz susuyorum. Duymazsın, duyamazsın çığlıklarımı. Saygı duymaktan aciz ruhun feryadımı duysa ne olur? Oysa ben, yastığımı ısırarak ağladığım odamda hayali kokunu bile duymuştum. Kalp gözün perdesini çekmiş sanki, uğruna adanmış bir ömrü hiç edişinden belli. Ruhun sevişmemiş sevgimle, her gece sırtımı yaslayıp ciğerim sökülene kadar ağladığım o duvarı, dokunduğunda vücudumdaki her hücreyi harekete geçiren ellerinle sen örmüşsün.

Özle Nur içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Özle Nur içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]