fbpx

Yorgunum, biliyorum kızacaksın göz bebeklerini öptüğüm. Ama çok yoruldum artık tekrar tekrar düşmekten bu duygusal boşluğa. Neye dokunsam kırıyorum ya da kendim tuz buz oluyorum. Ne zaman gidersem hep geç, nerede değilsem evim orası oluyor. Koştuğum zaman bacaklarımdaki ağrılar, durunca canımı yakıyor gitmediğim, gidemediğim bu yollar. Herkes hayata bin yerden tutunmuş da ben bir şeyin üstesinden gelememişim. Anlıyorum bana yer yok. Ben beceremedim bu sevda davasını, gömleğinin yakasına hayatımı bağladığım. Ben, halledemedim. Arkamda dağ olmanı beklemedim ama sırtımda kambur oluşunu nasıl unutayım? Bana çiçekler göstermedin ama cinayetlerinden de bahsetmemiştin hiç. Daha iyi anlıyorum, evet. Bana yer yok gözlerinin ardında gizlediğin karanlıkta.
Hiç olmamam gerekiyormuş sanki, herkesin yerini bulup oturduğu o kalabalık sofrada, ayakta kalan hep ben olmuşum. Sadece et ve kemikten ibaretim, bırakmış ruhum bedenimi dar bir kaldırımda, gecenin bir yarısı yanıp sönmek arasında gidip gelen o sokak lambasıyla baş başa. Biliyorum, gitgide kötüye gittiğimin farkındayım. Çokça uykusuz kalıyorum. Artık daha az müzik dinliyor, kafamın içinde konuşan o lanet sesler günbegün artıyor, bastıramıyorum. Sarsılmaz dediğim duvarlarım şimdilerde rüzgar esintisine dayanamıyor. Öylece izliyorum göz bebeklerini sevdiğim. Bakıyorum öylece kendi ellerimle hazırladığım sonuma. “Düşün, taşın. Kararını ver.” demiştin. Ben düşündüm siyah gömleğine ömrümü adadığım. Düşün dedikten sonra taşın demen tesadüf değildi, biliyordu kalbim. Ben düşündüm ve taşınıyorum bu evden, bu fikirden, bu hayalden hatta belki bu hayattan bile. Biz artık seninle o gömleğin ilk ve son düğmesi olmuşuz, kavuşamayız. Hoş, kavuşsak da bu yalnızca düzen bozar.
Birbirini seven iki insanın çıkamayacağı yangın yok derler, içimdeki bu yangın gerçeği alenen yüzüme haykırıyor. Ben söyleyemedim ay yüzlüm, anlatamadım. İçimde biriktirdiğim, boğazımda düğüm düğüm olan hiçbir şeyi anlatamadım. Odama sığamadım, geceleri uyuyamadım, nefes bile alamadım bazen. Bir elveda şarkısı çaldı arkadan ve ben seni içimden atmamak için hıçkıra hıçkıra ağlayarak yalvardım kendime. Unutma, unutma ki değsin bu yaşananlara, gözyaşlarıma. Çünkü bu yanan yüreğim değil, senin evin. Bilmiyorum, sanki hiç yan yana oturmamış, hiç aynı fotoğrafın karesine girmemişiz, aynı derdi paylaşmamışız ve beni bağrına basmamış gibi nasıl bu kadar kalpsiz oldun? Bildiğim tek şey, biz seninle mahşere bile kalamamışız, üzgünüm sevdiceğim.

Özle Nur içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
4 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Özle Nur içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]