fbpx

Sivil asker ilişkileri (SİA) kabaca sivil otorite ile askerî profesyoneller arasındaki ilişkileri ifade etse de askerî bütçe, yasa ve kanunlar ile düzenin kurulması ve işleyişinin sağlanması, hiyerarşik düzenin tesisini de ihtiva etmektedir. Sivil asker ilişkileri disiplini düzenli ordular ile birlikte ortaya çıkmış ve bu alanda sorgulamalar yapılmaya başlanmıştır.

2. Dünya Savaşı ardından ülkelerin fetihçi anlayışı bırakması ile birlikte orduların asli görevinin sınırların korunması olmaya başladığında ise sivil-asker ilişkileri alanında akademik çalışmalar yoğunluk kazanmıştır. 2. Dünya Savaşı öncesinde ordular genellikle çoğu zaman aktif olarak savaş veya savaş hazırlığı içerisindeydiler. Savaş sonrasında ise değişen dünya düzeni ile birlikte aktif savaşlar yerini diplomatik faaliyetlere ve düşük yoğunluklu çatışmalara bıraktı. Ordular, asli işi olan harp yerine artık çoğu zaman barış zamanı faaliyetleri icra etmeye başlamışlardı. Bu dönemde 2. Dünya Savaşı esnasında muazzam derecede büyüyen ve güçleri ortaya çıkan ordular hakkında bazı sorular sorulmaya başlandı. Dünya üzerinde demokrasinin de giderek yayılması ve gelişmesi ile birlikte orduların sivil otorite ile olan ilişkilerinin düzenlenmesine ihtiyaç duyulmaya başlandı.

Askeri Profesyonelizm Kuramı

1950’li yıllarda liberal değerlerin öne çıktığı Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Samuel P. Huntington, kendi gücünü bilen askerlere “sivil otoritenin üstünlüğü” fikrinin nasıl kabul ettirileceğine dair akademik çalışmalar yapmıştır. Huntington, tamamen farklı dünyalara sahip sivil ve asker arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ve askerin sivil irade tarafından kontrol edilmesi konularına yoğunlaşmış ve bunlara “Askerî Profesyonelizm” kuramı ile çare üretmiştir.

“Askerî Profesyonelizm” kuramında teknik ve ast rütbedeki personelin sivil otorite ile ilişkilerde herhangi bir etkisinin olmayacağı değerlendirilerek askeri kanat da dikkat çekilen kitle subay kadrosudur. Bu kurama göre öncellikle sivil otorite, askerî gücü ülkenin belirlenen savunma politikaları doğrultusunda yönlendirebilmelidir. Askerî hedeflerin sivil otorite tarafından belirlenmesi gerektiği ancak bu hedeflere gidişte kullanılacak yöntemlerin seçimi ve ilgili kararların alınmasının işin profesyoneli olan askere bırakılması gerektiği belirtilmiştir.

Diğer bir önemli konu ise bu sürecin denetlenmesidir. Silahlı kuvvetler üzerinde çok fazla denetim ve kontrol mekanizmasının oluşturulması ülke savunmasında zafiyetlere yol açabileceği gibi bu denetim ve kontrol mekanizmalarının serbest bırakılması ise askerin siyasi duruma müdahale edebileceği tehlikesini ortaya çıkarmaktadır. Askerî Profesyonelizm kurumuna göre denetim ve kontrol mekanizmaları için Nesnel Sivil Denetim (Objective Control) ve Öznel Sivil Denetim (Subjective Control) olmak üzere iki farklı model önerilmiştir.

Öznel Sivil Denetim, sivillerin askerî faaliyetler ve silahlı kuvvetler üzerinde tam otorite tesis etmesini temel alan denetim şeklidir. Nesnel Sivil Denetim ise profesyonel subayların, sadece askerî alanlarda faaliyet göstermesi ve siyaset dışı kalmayı içselleştirmeleri ile sağlanacak denetim şeklidir. Öznel denetim, aşırı kontrol içermesi nedeniyle askerî faaliyetlerin başarısına olumsuz tesir edebilecek nitelik taşımaktadır. Nesnel denetim ise asker üzerindeki kontrol oranı faaliyetlere olumsuz tesir etmeyecek şekilde daha “orantılı” niteliktedir.

Demokratik Gözetim ve Denetim (Kontrol)

Güvenlik sektörü üzerinde sivil otorite sağlanması maksadıyla oluşturulan kontrol mekanizmalarını genel olarak ”Demokratik Denetim” ve ”Demokratik Gözetim” olarak adlandırılmaktadır. Böylece sektörde bulunan aktörlerin aşırı ekonomik ve siyasi güce sahip olmaları engellenir, hesap verme mekanizmaları da inşa edilmiş olur. Ayrıca denetim ve gözetim mekanizmalarının bir amacı da kaynakların en verimli şekilde kullanılmasıdır.

Silahlı kuvvetler, jandarma, polis, sahil güvenlik, sınır muhafızları, istihbarat birimleri, özel askerî şirketler, savunma sanayi firmaları ve bürokrasinin savunmaya yönelik mekanizmaları da güvenlik sektörünün önemli aktörleri arasındadır. Gözetim kavramı, güvenlik sektöründeki birimlerin hesap verme mekanizmalarının oluşturulmasını ve geliştirilmesini ifade eder. Denetim kavramı, güvenlik sektöründe yürütmenin denetlenmesi anlamında kullanılmaktadır.

Bir ülkede güvenlik sektöründe demokratik denetim ve gözetimin sağlanması, sektörün sağlıklı ve verimli bir işleyişe sahip olması için önemlidir. Ayrıca bu gözetim ve denetimin tüm sektörlerde tesis edilmesi ülkenin bekası için oldukça önem arz etmektedir. Aksi takdirde (denetim ve gözetimin sadece güvenlik sektöründe sağlandığı varsayıldığında) sektöre katkısından çok zararı olacak, kutuplaşmanın ve iç mücadelelerin önünü açacaktır.

Güvenlik sektörü, diğer sektörlerden çok daha karışık bir iç dünyaya sahip olmakla birlikte kendine özgü çok sayıda farklı parametre ihtiva etmektedir. Bu sebeple sektör üzerinde gözetim ve denetim mekanizmalarının inşasında tüm parametreler göz önüne alınarak dikkatli bir şekilde ilerlenmelidir.

Aksi takdirde sektöre özgü olan; gizlilik ilkesinin, personelin ve teknolojinin güvenliği ve karışık teşkilat yapısının korunması garanti altına alınmaz. Bu parametreler göz önüne alındığında, güvenlik sektörünün açık bir parlamentoda veya sektör dışı kurumlar tarafından denetlenmesi oldukça zor hâle gelmektedir. Gözetim ve denetim mekanizmalarının bu hassasiyetle oluşturulması, art niyetli kişiler tarafından kendi çıkarları uğruna suistimal edilmesinin önüne geçilmesi ilk olarak ele alınması gereken konu olmalıdır.

Sivil otorite, güvenlik sektöründe yaşanan gelişmeleri ve projeleri kendi siyasi menfaatleri uğruna kullanmamalıdır. Bir projenin varlığı veya projede yaşanan bir gelişme, menfaat için siyasi bir başarı gibi lanse edilerek sempati kazanmaya çalışılmamalıdır. Aksi takdirde demokratik gözetim ve denetim ilkelerine riayet edilmemiş olunur, millî güvenlik risk altında bırakılmış olunur.

Kudret içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Kudret içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.