Tam adıyla Sigismund Scholomo Freud 1856-1939 yıllarında yaşamış, Avusturyalı nörolog ve psikanalizin¹ kurucusudur.

Yahudi bir tüccarın oğlu olarak dünyaya gelmiş, annesinin çok genç yaşta evlilik dışı bir ilişkiden Freud’a hamile kaldığı ve dedesinin kızını para karşılığı bu tüccar ile evlendirdiği, hatta 6 Mart 1856 olan doğum tarihinin anne-babasının evlilik tarihine uysun diye iki ay farkla 6 Mayıs 1856 olarak yazıldığı bir söylenti olarak dolaşsa da, bu iddialar resmen kayıt altına alınmış değildir.

Araştırmacılara göre, Sigmund’un annesi Freud’ların evine geldiği zaman, babası Jacob’un ilk eşinden olma Emmanuel ve Philippe adında iki tane çocuğu vardır. Bunların yaşı Freud’un annesi Amelie’nin yaşıyla eşittir, Jacob’un çıktığı iş gezilerinde Philippe ile Amelie arasında cinsel bir yakınlaşma vuku bulur. Freud bu duruma defalarca tanık olur ve annesine “kışkırtıcı dişi” gözüyle bakar. Bu yaşadıkları Freud’un ileriki hayatını ve çalışmalarını büyük ölçüde etkilemiştir.

Lise yıllarında Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenmesi yetmiyormuş gibi daha sonra kendi çabalarıyla İbranice, İspanyolca ve İtalyancayı da öğrenir. Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaşarak toplumun dışına itilir. Tıp öğrenimini bitirince, bir psikiyatr kliniğinde asistan olarak çalışmaya başlar. Burada kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirilir. Kokainin analjezik özelliklerini keşfeder, anestezik niteliklerini ise sezinler. 1885’te kokain kullanımını önerir ve bundan ötürü şimşekleri üstüne çeker. Çok sevdiği bir dostu Freud’un önerisiyle aldığı kokain sebebiyle ölür.

1893-1898 yılları arasında hipnoz, anksiyete ve obsesyonlar üzerine yoğunlaşır. Bu dönem içerisinde ruh çözümleme ve Oedipus Kompleksi² gibi teorilerini oluşturur. Bu kavramlar büyük yankılara ve bu alanda artan ilgiye neden olur. 1900’de Rüyaların Yorumu adlı kitabını yayımlar. Hayranları gibi düşmanlarının sayısı da çoktur. Hayranları tarafından kendisine “düşüncenin Kolomb’u” diye hitap edilmiş, öte yandan da karşıt görüşte olanlar tarafından “sapık” olarak görülmüştür.

1938’de Nazilerin Viyana’ya girmesiyle birlikte küçük kızı Anna’yı yanına alarak Londra’ya yerleşir. Ölümüne dek çalışmalarına burada devam eder. Kendini iyi hissetmek için yuttuğu kokainler ve her gün içtiği yirmi tane puro sebebiyle ağız kanserine yakalanan Freud, otuz üç kez ameliyat olur. Sürekli protez takması gerekliliğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çeker.

Defalarca intihar etmeyi deneyen Freud, acıları dayanılmaz hâle geldiği zaman özel doktorunu yanına çağırır ve yıllar öncesinde konuştukları gibi, ölmesine yardım etmesini ister. 22 Eylül’de doktorunun yaptığı morfin sonucu derin bir komaya girer ve yaşamı noktalanır. Arzu ettiği üzere yakılır ve Marie Bonaparte’ın hediye ettiği Yunan vazosu içinde Golden Green mezarlığında gömülür.

Okyanusta yüzen acı dolu küçük bir ada gibiyim.
S. Freud

¹Psikanaliz, Freud’un geliştirdiği ve ruhsal sorunların kaynağı hastaların sakladıkları ve bilinçaltına ittikleri sorunlarda analiz gerektiğine dayalı psikiyatride bir yöntemdir. Bu şekilde, hastaların bilinçaltındaki duygularını yüzeye çıkarmaya dayalı tedaviye de “psikoterapi” adı verilmiştir.

²Oedipus Kompleksi, Can Yücel’in tanımıyla “Anam avradım olsun kompleksi”. Freud’un ortaya attığı bir teoridir. Freud’a göre oğlan çocuklar babalarına rakip ve düşman kişi gözüyle bakarak içten içe onun yok olması isterler ve annelerine karşı aşırı bir libido gösterirler. Freud bunun kız çocukları ve babaları için de geçerli olduğunu savunur. Freud, bu teorisini Yunan mitolojisindeki Oedipus’un hikâyesinden esinlenerek adlandırmıştır.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

-Şahsiyet dizisine dair spoiler mevcuttur. Tetikleyici unsurlar içermektedir.- 2018 yılına damgasını vuran ”Şahsiyet” dizisini birçoğumuz izledik. Başlarda ne olduğunu anlayamadık hiçbirimiz, sadece birkaç tahminimiz oldu. 11 bölüm boyunca hiçbir şeyden emin olamadık ancak 12. bölümünde izlediklerimiz her birimizi paramparça etti. Dizinin finalinde, 11 bölüm boyunca Agâh Beyoğlu’nun ne için onca cinayeti işlediğini tüm çıplaklığıyla izledik. […]
Dostoyevski’nin Prusya Savaşları’nda yaşadıklarını eserlerine nasıl aktardığı, Danzig cephesinde şahit olduğu dramı, Kresy cephesinde tanıştığı ilk aşkını romanlarında hangi karakterlerle betimlediği üzerine olan makalemi yetiştirmeye çalışırken arkadaşımdan gelen bir telefon akademik gündemimin alt üst olmasına yol açtı. Eski uygarlıkların dilleri üzerine uzman olan arkadaşım son iki senesini Latince üzerine bir lügat hazırlamakla geçirmekte fakat lügat […]
Elif İnci TUTKUN ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Latif BEYRELİ Kimdir? Latif Beyreli, Yükseköğrenimini, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü mezunu olarak 1986 yılında tamamladı. Yüksek lisans eğitimini 1988 yılında, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili Ana Bilim Dalında “Lehcetü’l-Lügat” adlı teziyle; doktora eğitimini 1994 yılında, MÜ Türkiyat Araştırmaları […]
Öykü ve romanlarıyla çağdaş yazarlar arasında ön plana çıkan Ayfer Tunç’un “Aziz Bey Hadisesi” isimli öykü kitabını Yapı Kredi Yayınları’ndan sonra 2006 yılında Can Yayınları basmıştır. Can Yayınları bu basımında Ayfer Tunç’un sadece Aziz Bey Hadisesi hikâyesine değil, beş hikâyesine daha yer vermiştir. Bu hikâyeler şunlardır: Kadın Hikâyeleri Yüzünden, Soğuk Geçen Bir Kış, Kar Yolcusu, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.