fbpx

Bahsedeceğim konu aslında herkesin yakından bildiği bir konu. Bazılarımız için çok korkunç boyutlarda olabilirken bazılarımız içinse dünyaya gelme amacı olabiliyor.

Büyükler hep derler ki sevmek çok güzel bir duygu, mutlaka yaşamalısın. Aksini dile getirenler bile bir süre sonra acı çekmiş dahi olsalar bu duygunun muhteşemliği karşısında herkesle aynı fikre varıyor. Hayata bir kere geliyoruz ve bu duyguyu yaşamak çok nadiren karşılaşılan bir olay. Sevmek sadece bir şahsı sevmek olarak sınırlandırılmamalı. Elbette bir hayvanı, bir bitkiyi veya herhangi bir eşyayı ölümüne sevebiliriz. Hepimizin hayatında “sevmek” kavramı mevcut. Ancak benim bahsetmek istediğim konu bu kısım değil. 

Son günlerde fazlaca dikkatimi çeken bir durum var. Tabii ki eylül ayına girdiğimiz de düşünülürse biraz duygusal açıdan düşüncelerin yoğunlaşmasının nedeninin sonbahar olduğunu düşünebiliriz. İnsan varlığından bu yana sürekli eşini aramış. Adem, Havva olmadan yapamamış örneğin. Karşımıza çıkan her hikâyenin mutlaka bir dişisi ve bir erkeği oluyor. Hikâyenin sonundaki sonsuz mutluluk ikisinin kavuşup mutlu yaşaması olarak gösteriliyor. Toplumun devam edebilmesi için elbette bir kadın ve erkeğe ihtiyaç var ama peki duygusal bağlılık? Sanıyorum ki insan duygusal açıdan kendini ait hissedebileceği, kendisini savunmasına gerek kalmadan tamamen saf duygularla kendini adayabileceği birine ihtiyaç duyuyor. Çok bilimsel ya da aşırı mantıksal bir cümle gibi gelebilir. Aşırı duygudan yoksun düşünüyor diyebilirsiniz. Ancak temele inildiğinde bu duygunun mantığa veya bilime dayanan bir yanı yok. Sevmek, sevmektir. Biz farkına varmadan birini sevebiliyoruz. Farkına varmadan sahip olduğumuz bu duygu tüm hayatımızı etkileyebiliyor. Bazen hayatımızın amacı oluveriyor çünkü hayattaki en önemli duyguyu yaşamamız gerektiğine inanıyoruz. Sevmek işler yolunda gittiği takdirde dünyanın en güzel duygusu oluveriyor. Dünyadaki en mutlu, en şanslı, en iyi kişisi bizmişiz gibi hissediyoruz. Ancak aksi olduğunda dünyadaki en acı duygunun bu olduğunu, hayatımızın sonuna kadar mutsuz olacağımızı ve en şanssız kişinin yine biz olduğumuzu düşünüyoruz. İki zıtlığı içinde barındıran başka bir duygu olduğunu düşünemiyorum. 

Varlığıyla nefes aldıran, yokluğuyla nefesimizi kesen bu duygu çok nadir karşımıza çıkıyor. Üstünde fazlaca düşünüp mantık geliştirmek çabasız. Sevmenin mantığı yoktur. Hatta çoğu zaman mantığı devre dışı bırakabiliyor. Neredeyse tüm şairlerin bahsettiği, tüm şarkıların anlattığı bu duyguya umarım bir gün hepimiz denk gelebiliriz.

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

Özdemir Asaf.

Eda içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Eda içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.