fbpx

Hikayenin başlangıcını öğrenmek isterseniz Yağmurlu Bir 2009 Sabahı isimli yazımı okuyabilirsiniz.

Sensiz geçen senelere bir yenisi daha eklendi. Çocuktuk; bana küstüğün zamanlar, üç günden fazla küs kalmak ayıp der, gelip barışırdın. Sen gideli kaç üç gün geçti artık bilmiyorum.

Kimseye anlatamadım, tutunamadım. Tamamlanamayacak bir eksiklik olarak kaldı her zaman. İşte şimdi tamamlandı, artık sen de mutlusundur diye düşündüm ama hiçbiri mezarındaki ağaç kadar gerçek değilmiş. Bazı sevgiler için ağlanması gerekirmiş. Senin arkadaşlığın, dostluğun, sırdaşlığın da öyle ağlanması gereken bir sevgiydi. Son zamanlarda seni çok üzdüm, biliyorum. Senin gözlerin gibi bakmamasından anlamam gerekirdi ama insan hep o eksikliği tamamlamak istiyor, çoğunlukla da hüsrana uğruyor.

Bir uçurumdan durmadan ama durmadan düşüyorum. Ölüme ulaşmak için kapatıyorum bazen gözlerimi. Çaresiz bir sensizlikle uyanıyorum sonra. Evinin önünden geçerken ismini duymayacağımı bilsem de kulaklıklarımı çıkarıyorum her zaman.

Tam 14 sene olmuş. Her gün uyanıp insanların arasına karışıyorum hiçbir şey olmamış gibi. Hala hayattan mucizeler bekliyordum. Sonra anladım ki mucize yaşarken öyle sevmekte. Sadece sevmek, en çok da o yokken sevmek. Sevdiğin o şarkıyı ezbere bilmek.

En acısı ise yıllar geçse de mezarını ziyaret edememek. Bir gün cesaretimi toplayıp mezarının üzerine güneş doğarken, doğum gününü kutlamaya geleceğim.

Gözleri gülen fotoğrafın kaybolan bir telefonla birlikte gitti. Tek hatıran o fotoğraftı ama artık sadece gözümü kapattığımda görebiliyorum.

Kimse “ağlayabiliyor musun?” diye sormadı. “Mezarına gidebiliyor musun?” diye sormadı. “Yaşadığını hissedebiliyor musun?” diye sormadı. Yasta mıyım, hasta mıyım? Kimse bilmiyor. İnsan sevdiklerinin ölümünü yas bitince kabullenirmiş. Ben kabullenmek istemiyorum. O yüzden sonsuz bir yas sürecindeyim.

Hala her şeyin başladığı o okulun önüne gidip saatlerce oturuyorum. Çünkü umudu o bahçede bıraktım. Mutluluğu çok derine sakladım, nereye sakladığımı unutup kaybettim.

Özlüyorum demek sana haksızlık. Yokluğuna karşı hissettiklerimin yanında özlemek basit bir şey.

O gece sabaha kadar annene “Beni kucağına al.” diye mırıldanmışsın. Sanki yaşayamadığın çocukluğunu orada arıyordun. Saçlarını okşamışlar. Sonra son nefesini vermişsin.

O kocaman gülüşünle neşe katardın her güne. Bense mezarına bile gelemiyorum. Yüzüm yok, senden sonra kendime yaptıklarımdan dolayı karşına çıkmaya utanıyorum. Biliyorum; kızacaksın, küseceksin. Üç gün sonra barışmak için tekrar yanına gelmem gerekecek ama gelemem, yüzüm yok.

Keşke hiç gitmeseydin. Hayat seni koparmasaydı. Sen beni korurdun. Benim göremediklerimi, insanların minnoş suratlarının ardına sakladıkları kötülükleri sen görürdün.

Mezarındaki ağaç kocaman olmuştur şimdi. Umarım sen de çok mutlusundur. Yine kahkahalar atıyorsundur. Gülerken o güzel gözlerin kısılıyordur yine.

Canım B. her zaman aklımda ve kalbimde olacaksın. Hatıranı her zaman yaşatacağım. Bir gün sana kavuşmak dileğiyle.

Berkan İnan içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Berkan İnan içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Yazar sayımızın 300’ü aştığı şu günlerde hevesli yazarlarımıza yol gösterebilmek veya en azından daha kaliteli içerikler üretebilmeleri adına bazı ipucular vermek için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Bu yazı boyunca bir dijital içeriğin nasıl yazılması gerektiğinden bahsedeceğim. Bublogta içeriklerinin bir kısmı şiir ve denemelerden oluşuyor ve bu yazıda söyleyeceğim şeyler bu içerikler için çok […]
Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]