Vasconcelos’un en çok bilinen sadece ismi geçtiğinde bile hüzünlendiren efsane kitabı. Geç kalınan, okunmayan her gün için pişmanlık yaratabilir içinizde. Bu yüzden her çocuk “Şeker Portakalı”nı okuyarak büyümeli. Çocukların daha duyarlı yetişkin birey olmaları açısından geliştirici bir kaynak. Satır aralarına sığınabileceğimiz; kendinizden, çocukluğunuzdan iz bulabileceğiniz, ağlarken aynı zamanda tebessüm edeceğiniz harika bir eser.

Orjinal adı “My Sweet Orange Tree” olan kitap Can Yayınları baskısı ile hayatımıza girdi. İlk basımı 1983 yılında yapılmış ve en iyi kitaplar arasında yer almıştır. Her yaştan okura derin izler bırakan kitap okunması gereken kitaplar arasında ilk sıralardadır.

Kitabın ana kahramanı Zeze ile tanışalım. Zeze, bütün yaramazlıklarına rağmen hassas, duygusal ve zeki bir çocuktur. Çevresine karşı yaptığı yanlış davranışlar yani haylazlıklar içindeki sevgiye engel olur. Ne kadar iyi niyetli olursa olsun sürekli başına bela açar. Bir taraftan da içinde öfke başlar. Sebebi ise yoksul bir ailenin çocuğu olmasıdır. Aile fertleri kendi dünyalarındaki acıları bizim küçük Zeze’mizden çıkarırlar. Babasının iş bulamayışı, abisinin yoksulluk yüzünden yaşadıkları, ablasının sevgiliden ayrılık gibi bahaneleri dayak yemesinin nedeni sayılır ve küçük çocuk üzerinde baskı kurulur. Öyle ki bu dayaklar öldüresiye boyuta kadar gelir. Ancak hepsiyle o kocaman yüreği ile başa çıkar. Çok sevdiği, dostum dediği şeker portakalı fidanından ayrılacak olmasını bile kabullenir. Ancak bir gün o kocaman yüreğin bile kaldıramayacağı bir olay gelir başına. Belki de kitabın hepimizin içine işlediği bizi ağlatan, duygulandıran bölümüne sıra gelmiştir. Ve Zeze çocukluğunu yitirmiştir artık. Tek başına yaşadıklarını anlatabildiğini, onu gerçekten çocuk yüreği ile gören, sevgi ve merhameti ile baba şefkati gösteren arkadaşı Portuga artık hayatta değildir. Zeze bunun ağır bir yük olduğunu anlar. Çocukluğu da sevgili Portuge gibi yok olmuştur artık.

Ah Zeze o masum kalbinle bizlere öğreteceğin o kadar şey var ki! Zeze ile tanışmanızı canı gönülden ister ve keyifli okumalar dilerim.

Alıntılar ?

▫️ ”Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek.”

▫️  “Nen var Zeze?”

“Hiç şarkı söylüyordum.”

“Şarkı mı söylüyordun?”

“Evet.”

“Öyleyse ben sağır olmalıyım.”

İnsan içinden de şarkı söylediğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.

▫️ “Çocuk yüreği unutur ama affetmez.”

▫️ “Neyi bekleyeceğiz, Zeze?”

“Gökyüzünden güzel bir bulutun geçmesini.”

▫️ “Sevginin ne olduğunu gerçekten keşfedeli beri, bütün sevdiklerimi sevgiye boğuyordum.”

▫️ “Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum.”

▫️ “İnsan yüreğinin, bütün sevdiklerini içine alabilmesi için çok büyük olması gerektiğini bilmelisin.”

Okurlarımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Şeker Portakalı Kitap İncelemesi
  • 4 Eylül 2020

    En sevdiğim kitaptır, 3 kere okudum. Elinize sağlık.

    Cevapla
  • 6 Eylül 2020

    Okumayı düşündüğüm bir romandı,bu yazıdan sonra daha da ilgimi çekti.Ellerine sağlık..

    Cevapla
  • 6 Eylül 2020

    Beğenmenize çok sevindim iyi okumalar arkadaşlar ?

    Cevapla
  • 27 Eylül 2020

    Bu kitabı okumak beni rahatlatıyor. Teşekkürler Şeker Portakalı ^-^

    Cevapla
  • 16 Ekim 2020

    En sevdiğim kitaptır kendileri ? ellerine sağlık

    Cevapla
  • 23 Ekim 2020

    Güzel geri dönüşleriniz için teşekkürler ?

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

”Ying Yang hangi anlamlara gelmekte?” öğretisi üzerinden yola çıkarak pek çok film ve kitap kurguları ile konuyu çeşitli şekillerde ele aldılar. Genel olarak, kabaca anlatmak gerekirse Ying ve Yang evrenin, doğanın ve yaşamın işleyişine açıklama getiren bir öğretidir. Perspektifinizi değiştirebilmek için şöyle bir örnek verebiliriz. Aşık olduğunuz kişiyle evlenmeniz sizin için iyi bir olayın başlangıcı […]
Falafel İçeriğine baktığımızda çok basit bileşenleri olan ancak özellikle sıcak yenildiğinde tadı damak çatlatan bir lezzet. Asıl malzemesi nohut. Evet evet yanlış duymadınız, bildiğimiz nohut. ”Nohuttan hiç köfte olur mu canım?” Demeyin, oluyor efendim. Falafelin makbulü dışı çıtır çıtır, ısırıldığında kulağa o çıtırtı, bir senfoni misali gelmeli ancak içi yumuşacık, mısır ekmeğinden hallice bir kıvamda […]
<<<Doğu Ekspresi – 1’i okumak için Marienplatz’da, sık sık geldiğim bir kafede şehrin mimarisini hayranlıkla izlerken duyduğum ve uzun zamandır dinlemediğim bir şarkı, beni yeniden alıp o güne götürdü. İki sokak çalgıcısı Gone With The Sin’i çalıyordu. İlhan’ın hayatıma dahil olduğu o bir gün, yıllardır komik bir tesadüfle hayatıma dahil olup duruyordu. Belki de İlhan […]
Zaman hızlı geçiyor İnsanları iki sınıfa ayırıyor Keskin bir bıçak gibi Tutunanlar ve tutunamayanlar Tutunanlar Aşkı tadıp Sevgilinin Gözlerinde kavrulanlar Tutunamayanlar ise Hiç ağaca tırmanmayan Çiçek toplamayan insanlar Ama her ikisini de önüne alıp Sürüklüyor zaman seli Şimdi Kapat Gözlerini Dinle Dinle Dinle Usul usul yağan yağmuru Soğuktan birbirine sarılan Kedi ve köpeği Kokla Kokla […]
Özel Görelilik ve Genel Görelilik kuramlarını anlayabilmek için en başta ortaya çıkış noktalarını anlamamız gerekmektedir. Newton Mekaniği diye adlandırılan Newton hareket yasaları 17. yüzyılda ortaya konduktan sonra 18, 19 ve 20. yüzyıl teknolojilerinin dayanağı olmuştur. Newton Mekaniği bilimde atılan en büyük adımlardan biri olmakla beraber hızı ışık hızına yaklaşan cisimlerin hareketlerini incelemede eksik kalmıştır. Görelilik […]
Jamala, tam adıyla Susana Alimivna Jamaladinova; Kırım Tatar Türklerinden bir müzik sanatçısıdır. Eurovision 2016 finalinde Ukrayna’yı birinci yapmıştır. Söylediği şarkı ”1944” adında ve o yıl yaşanan bir olayı anlatıyor. Rusya’nın Kırım Tatar Türklerine uyguladığı sürgünün tarihi olan 1944’te yaşanan olaylar vicdanı olan herkesin gözlerini yaşartacaktır. Sürgün tam anlamıyla 18 Mayıs tarihinde tüm yerleşim yerlerinde başlamıştır. […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.