fbpx

Sarıkamış harekatı sizlerin de bildiği üzere tarihimizin en acı veren olaylarından birisidir. Bugün bu olay hakkında yazacağız; neden böyle bir harekat yapıldığından, olayların nasıl geliştiğinden ve bazı gerçek olmayan efsanelerden bahsedeceğiz. Bu harekat hakkında çok fazla efsane bulunduğu için bu yazıyı şiddetle okumanızı tavsiye etmek durumunda kalıyorum çünkü bazı efsaneler şehitlerimize neredeyse hakaret niteliğindedir. Örnek vermek gerekirse: ”Şehitlerimizin hepsi tek kurşun atmadan dondu.” efsanesi gerçekten utanılacak bir efsanedir çünkü bizim askerlerimiz bu cephede savaşmışlardır, kurşun sıkmışlardır, düşmanla çarpışmışlardır. Böyle bir efsaneye inandığımız zaman şehitlerimizin emeklerini boşa saymışız gibi oluyor. O yüzden doğrusunu öğrenmek zorundayız. Şimdi başlayalım.

Coğrafya Hakkında Ön Bilgi

doguanadolufiziki bublogta

Sarıkamış harekatını anlamamız için öncelikle harekatın gerçekleştirildiği coğrafya hakkında biraz bilgi sahibi olmamız gerekiyor. 1877-1878 yıllarında gerçekleşen Türk-Rus savaşında ya da diğer adıyla 93 Harbi’nde bu harekatın yapıldığı topraklar Ruslara karşı alınan ağır yenilgi sonucunda Berlin anlaşmasıyla beraber Ruslara bırakılmıştı. Dolayısıyla Sarıkamış Harekatı’nın gerçekleştiği topraklar aslında Osmanlı’nın daha 30 yıl önce kendine ait olan ve kaybettiği topraklarıdır.

Bölgedeki yükselti oldukça fazladır. Bölgede yer alan Allahuekber Dağları’nın yüksekliği 3120 metreyi bulmaktadır. Kışların çok sert geçtiği bir ortam söz konusudur ki Sarıkamış Harekatı da 22 Aralık tarihinde başlamıştır, bu yüzden bu bilgi çok kıymetlidir. Bazı tarihçilere göre bu harekat eğer yazın gerçekleştirilseydi başarıya ulaşma ihtimali daha yüksek olabilirdi ancak bunun tarihçiler tarafından yapılan bir varsayım olduğunun ve varsayımların çok da sağlıklı olmadığını söylememiz gerekiyor.

Dolayısıyla kışın başlayan harekat için hava şartlarının ciddi bir engel olmasının yanı sıra yükseltinin hayli yüksek olmasından dolayı da hızlı hareket edilemediği ve tedarik hatlarının yavaş işlediği sonucuna varmamız mümkündür.

Harekat Neden Yapıldı?

birincidunyasavasi bublogta

Osmanlı, kendisine Almanya tarafından verilen iki geminin Rus limanlarını bombalamasıyla resmen Birinci Dünya Savaşı’na Almanya’nın yanında katılmıştır. Almanya’nın bizi savaşa sokma sebeplerinden birisi Osmanlı üzerinden cephe sayısını artırarak kendi pozisyonunu rahatlatmaktır. Almanya batıda Fransız ve doğudaysa Rus kuvvetlerinin taarruzuyla iki gücün arasında kalmıştır. Bu sebepten Osmanlı savaşa girdiğinde Almanya ilk iş olarak Kafkas coğrafyasından bir cephe açılmasını, bu sayede Rus birliklerinin bir kısmının oraya kaydırılmasını ve kendisinin doğu cephesinde rahatlatılmasını istemiştir. Osmanlı müttefikini rahatlatmak için böyle bir taarruz başlatma kararı almıştır.

Diğer yandan az önce de bahsettiğimiz gibi bu topraklar 93 harbinde kaybedilen topraklardır. Dönemin önde gelen isimlerinden Genelkurmay Başkanı Enver Paşa bu harekatı gerçekleştirerek Osmanlı’nın kaybettiği bu coğrafyaları geri almak istemiş ve kendi itibarını arttırmayı ummuştur. Elbette ki daha savaşın başından kazanılan bir zafer ordu ve halka da moral getirecekti. Maalesef Enver Paşa’nın hayalleri kısa süre içerisinde yerle bir olacaktır ve daha savaşın başından 3. Ordu’yu kaybedecektir.

Kuvvetler

Kuvvetler hakkında kaynaklar net sayılar verememektedir ancak emin olduğumuz tek şey Türk kuvvetlerinin harekatın başında sayıca daha üstün olduğudur çünkü Enver Paşa’nın harekatı başlatmaktaki en önemli sebeplerinden birisi de sayı üstünlüğünün bulunmasıdır. Farklı kaynaklar olmak üzere Türk kuvvetlerinin asker sayısının 110-120 bin civarı, Rus kuvvetlerininse 90-100 bin civarı olduğu düşünülmektedir.

Harekatın Planlanması

enverpasa bublogta 4

Osmanlı’nın savaşa girmesiyle beraber Ruslar kısa süre içerisinde Kafkasya’dan bir saldırı gerçekleştirdi ancak sayıca üstün olan Hasan İzzet Paşa komutasındaki 3. Ordu bu saldırıyı geri püskürtmeyi başardı. Zaten aklında bir harekat planı olan Enver Paşa bölgeyi incelemesi için Yarbay Hafız Hakkı’yı bölgeye gönderme kararı aldı. Hafız Hakkı bölgeyi inceledikten sonra gerekli raporları Enver Paşa’ya gönderdi ve kendisi de albay rütbesine terfi ettirildi. Gelen raporları inceleyen Enver Paşa önceden planladığı Sarıkamış Harekatı’nı gerçekleştirmek için iyi bir zaman olduğunu düşündü ve İstanbul’dan Erzurum’a geldi. Hafız Hakkı ve Hasan İzzet Paşa’yla planı netleştiren Enver Paşa taarruzun 22 Aralık’ta başlaması emrini verdi. Enver Paşa nedeni tam olarak bilinmemekle beraber ordunun başına bizzat kendi geçme kararı almış ve savaşı en ön cephede yönetmiştir. Subaylarına güvenmediği için bunu yaptığı düşünülmektedir. Böylelikle 22 Aralık’ta harekat başlamıştır.

Harekat

sarikaisharekati bublogta

Rus ordusunun büyük bir kısmı Azap, Horasan bölgesinde mevzilenmişti. 11. Kolordu bu bölgede Rusları tutarken 9. ve 10. Kolordular, Sıçankale Dağları’nın etrafından dolanacak ve Ruslara arkadan saldıracaklardı. Harekat başladığında Hafız Hakkı komutasındaki 10. Kolordu hızlı saldırılarla önce Norman, hemen arkasından da Oltu’yu Rus kuvvetlerinden almayı başardı ancak bir sonraki hedef olarak Bardız’a gitmesi gereken kolordu ikiye bölündü. Kolordunun yarısı Bardız’a yönelirken, Hafız Hakkı’nın liderlik ettiği diğer yarısı ise Oltu’dan kaçan Rus askerlerini kovalamayı tercih etti. İşte harekattaki ilk ve en büyük hata Hafız Hakkı’nın bu hareketiyle gerçekleşti çünkü Hafız Hakkı hem planı bozmuştu hem de olabilecek en kötü şekilde bozmuştu. Rus askerlerini kovalamayı bırakmayan Hafız Hakkı, onları kovalarken birden kendini kocaman ve yükseltisi nedeniyle de buz gibi olan Allahuekber Dağları’nın ortasında buldu. İşte donarak verdiğimiz şehitlerin büyük çoğunluğu burada verildi çünkü Allahuekber Dağları bir insanın yaşamasını imkansız kılacak kadar yüksek ve soğuktu. Ayrıca Hafız Hakkı planın ne şekilde bozduğunu fark etmesi üzerine askerlerin dinlenmesine hiç izin vermeden ve yasak olduğu halde gece yürüyüşü yaptırarak en hızlı şekilde eski plana dönmeye çalışmıştır. Burada hızlı hareket etmek uğruna askerlerin birtakım teçhizatlarını da geride bırakmasını istemiştir. Maalesef 10. Kolordu askerlerinin bir kısmı oldukça üzücü bir şekilde Allahuekber Dağları’nı aşamamış ve donarak şehit düşmüşlerdir.

Hafız Hakkı’nın yaptığı hatayı fark eden Enver Paşa 9. Kolordu’yla hızla Bardız’a saldırdı ve burayı düşürmeyi başardı ancak Ruslara arkadan saldırmak yerine, Hafız Hakkı’yı yalnız bırakmak istemediği için yönünü Sarıkamış’a doğru değiştirme kararı aldı. Böylelikle plan bir de Enver Paşa tarafından bozuldu ve harekatta neredeyse hiçbir önemi olmayan Sarıkamış birdenbire harekatın merkezi, ana hedefi haline geldi.

Durumu fark eden 11. Kolordu, Rus birliklerini tutmayı bırakıp taarruza geçti ve birlikleri geri püskürtmeyi başararak Azap ve Horasan bölgesini kontrol altına almayı başardı. Geri çekilen Rus askerlerinin bir kısmının Sarıkamış’a çekildiği haberini alan Enver Paşa hızla Sarıkamış’a saldırmaya çalıştı ancak taarruzda başarılı olamadı çünkü Sarıkamış saldırısına yetişebileceğini söyleyen Hafız Hakkı daha Allahuekber Dağları’nı aşamamıştı bile.

9. Kolordu’yla beraber Sarıkamış’ı kuşatan Enver Paşa, Rus askerleriyle karşılıklı çarpışmayı sürdürdü. Hafız Hakkı’ysa sonunda 10. Kolordu’yla gelmeyi başarmıştı ama artık çok geçti çünkü 9. Kolordu uzun zamandır çarpışıyordu ve gücünü tüketmişti. Ayrıca Ruslar, Türklerin Sarıkamış’a taarruz ettiği haberini çoktan almışlar ve bölgeyi iyice kuvvetlendirmişlerdi. Enver Paşa için hayallerinin sonu çok da uzak değildi.

Tam bir taarruz gerçekleştirmeyi bir türlü başaramayan Enver Paşa umudunu kaybetmeye başlamıştı. Uzun bir çarpışmanın ardından Ruslar Sarıkamış’ta sayıca üstünlüğü ele geçirmişlerdi. Enver Paşa bir müddet düşündükten sonra geri çekilmek zorunda olduğunu anladı ve bölgeden ayrılarak İstanbul’a dönme kararı aldı. Sarıkamış’taki Rus kuvvetleri taarruza geçerek Türk kuvvetlerini kırmayı başardı ve bu da harekatın sonunu getirdi. 22 Aralık 1914’te başlayan harekat 15 Ocak 1915’te son buldu.

Hafız Hakkı Harekat hakkında şu sözleri söyleyecektir: “Yârabbi! Ben bu sefalete sebep olmadım, ben bu harbi tehir için çalıştım. Ben bu muzafferiyeti tam yapmak için uğraştım. Olsun! Bu felâketleri de tamire çalışacağım ve elbette muvaffak olacağım.”

Ruslar bu zaferi değerlendirmiş ve Kafkas cephesindeki saldırılarına devam etmiştir. Osmanlı’nın birtakım doğu şehirleri düşürüldü hatta bir kısmı Mustafa Kemal isimli henüz parlayan bir yıldız tarafından geri alınacaktır.

Efsaneler

Yazının başında da söylediğimiz gibi bu harekatla alakalı pek çok efsane bulunmaktadır. Bunların başında “Kurşun bile sıkılmadan savaş kaybettik.” ve “90 bin asker donarak hayatını kaybetti.” söylemleri gelmektedir. Bunların ikisi de doğru değildir. Türk askeri Sarıkamış Harekatı’nda canını dişine takarak savaşmış, karlarda boğuşmuş, Ruslarla çarpmış ve zaman zaman zaferler de kazanmıştır. Bu kahramanlara tek bir kurşun dahi sıkmadılar demek büyük ayıptır ve emeklerine, fedakarlıklarına da büyük nankörlüktür.

Sarıkamış Harekatı’nda kaynaktan kaynağa değişmekle beraber 80 bin civarında toplam şehit verildiği düşünülmektedir. Bunlardan 10-30 bin arasında askerlerin donarak hayatını kaybettiği düşünülmektedir. Tabii ki burada mesele sayılar değildir ancak 80 bin askerin 80 bini de donarak hayatını kaybetti demek yanlıştır.

Peki, bu efsaneler nasıl yayıldı?

Öncelikle savaşın başından 3. Ordu’yu Kafkasya’da kaybeden Enver Paşa itibarının zedelenmemesi ve halkın moralinin düşmemesi için bu harekata büyük bir sansür uyguladı hatta halk bu harekatı ancak yıllar sonra öğrenebildi. Bu sansürlerden dolayı da elbette veriler de gizlendi bu yüzden doğru verilere ulaşmakta zorlanıldı. Bu da halk arasında dedikoduların yayılmasına sebep oldu.

Diğer bir sebepse Kurtuluş Savaşı’na dayanmaktadır. Sakarya Savaşı öncesi Atatürk hazırlık yaparken Enver Paşa ordusuyla Gürcistan’a gelmiştir. Eğer Atatürk, Sakarya Savaşı’nı kaybederse Enver Paşa hızla Anadolu’ya girecekti ve Milli Mücadele’nin liderliğini eline alacaktı. Bunu fark eden Atatürk hemen Enver Paşa hakkında sahte haberler çıkartarak onun itibarını zedeleme çalışmasına girdi. Bu haberler arasında Enver Paşa’nın Bolşeviklerle iş tuttuğu gibi şeyler vardı ve çıkarılan haberlerden birisi de Enver Paşa komutasındaki ordunun yaklaşık 10 yıl önce Kafkaslarda 90 bin askeri donarak şehit vermesi olmuştur. Bu haber o dönem Enver Paşa’nın itibarını düşürmek için yapılmış sahte bir haberdir ancak o kadar etkili bir propaganda yapılmış ki günümüze kadar gelmiş. En nihayetinde Mustafa Kemal Atatürk, Sakarya Savaşı’nı kazanmıştır ve Enver Paşa da yönünü Orta Asya’ya doğru çevirmek durumunda kalmıştır.

Bu yazıda olabildiğince Sarıkamış Harekatı hakkında gerçeklerden ve harekatın neden ve ne şekilde gerçekleştiğinden bahsetmeye çalıştım, umarım beğenmişsinizdir. Şehit düşen kahraman askerlerimizi bir kez daha burada anıyorum.

Kaynakça:

Osman Mayatepek, Dedem Enver Paşa, Timaş Yayınları,

Mikaberidze A. Conflict and Conquest in the Islamic World: A Historical Encyclopedia.

oshua A. Sanborn. Imperial Apocalypse: The Great War and the Destruction of the Russian Empire. Oxford University Press.

Diğer kaynaklar için ??

 

Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]
Kitle iletişim araçlarının toplumsal bilinci şekillendirdiği aşikâr. Bu bağlamda, bir kitle iletişim aracı olan sinema da toplumsal ve kültürel yapıyla ilgili gerçekleri kullanıyor ve aynı zamanda bu yapıları yeniden şekillendiriyor. Haz ve gerçeklik arasındaki ilişkiye dayanan sinemada, görülen her objenin temsil ettiği bir duygu ya da anlam bulunuyor. Bunun yanında sinema ve toplum arasında, sinema […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.