fbpx

Şanlıurfa, Türkiye’nin hem tarihî hem de gastronomi olarak önemli bir kentidir. Tam bir mozaik şehir. Kültürü, müziği, tarihî mutfağıyla çok başka bir kent. Tam 4 yıl orada yaşadım ve gidip görülmesini tavsiye ettiğim kentlerden birisi. Urfa merkezde gezilecek yerler:

Şimdiye kadar bilinen en eski tapınak olan Göbeklitepe, sizi tarihin bilinmez ve şaşırtıcı sayfalarına atar, hem gezer hem de sorgulayabilirsiniz “Bu muhteşem yapıyı nasıl inşa ettiler.” diye. Urfa merkezde Balıklıgöl, Urfa müzeleri, Urfa Kalesi, Hz. Eyüp Mağarası‘nı gezebilirsiniz. Seyir Tepesi‘ne çıkarken yolunuzun üzerine bulunan çift mağaraya uğrayabilir, burada dinlenip tekrar yola devam edebilirsiniz. Ayn Zeliha Gölü‘nü ziyaret edip bir kahve molası verebilirsiniz ve menengiç kahvesini kesinlikle burada içmelisiniz. Ardından Tarihî Bakırcılar Çarşısı‘na uğrayabilirsiniz ve buralarda ara sokaklara dalıp tarihî dar sokakları ve  tarihî evleri görebilirsiniz. Urfa’ya kadar gelmişken Urfa’nın kültür ve mutfağının tanıtıldığı Mutfak Müzesi‘ni de görmeden gitmek olmaz tabii. ”Bu şehrin her yeri tarih mi kokuyor? Ben biraz modern yer de görmek istiyorum.” diye düşünüp kendinizi bir AVM ‘ye atmak isterseniz Piazza’ya gidebilirsiniz.

Gelelim Urfa’nın ilçelerine… Halfeti ilçesinde Asurluların, Yunanların, Osmanlı’nın tarihî izine rastlayabilirsiniz Birecik Barajı’nın yapılmasıyla sular altında kalmış eski Halfeti’yi ziyaret edebilirsiniz. Halfeti’de Asma Köprü, Halfeti Ulu Camii, Aziz Nerses Kilisesi, Kız Mağarası, Soğmatar Antik Kenti vs. turistik yerlerini gördükten sonra rotanızı başka bir ilçeye çevirebilirsiniz. Harran ilçesi… Bu ilçe diğer ilçelere nazaran daha önemli bir ilçedir. Anadolu’nun ilk camisi ve ilk kilisesi burada bulunmakta ayrıca Ay tanrısı Sin‘e ait bir mabet de bulunmakta. Burada Fatımiler, Zengiler, Selçuklular ve Osmanlı’nın izlerine rastlayabilirsiniz. Burada ilginç mimarisiyle Harran Evleri’ni, Harran Üniversitesi tarihî kalıntıları, Hz. İbrahim yürüyüş yolu, Harran Kalesi, Harran Cami‘sini ziyaret edebilirsiniz.  Burada bulunan tarihî Şuayip Antik Kenti bambaşka mistik bir atmosfer oluşturuyor ve çok başka hissetmiştim burada. Siverek ilçesinde Tekoran Vadisi, Bozova ilçesinde Atatürk Barajı ve Seyir Tepesi‘ni ve Ceylanpınar ilçesinde dünyanın en büyük çiftliğini görebilirsiniz.

Urfa’da ne yemeliyim? Haşimyede mutlaka ciğer yemelisiniz. Urfa’da birçok kebap çeşidi bulunmakla birlikte keme kebabı, Urfa kebabı ve patlıcan kebabı hem bol acılı hem de lezzetli kebaplar, acı ile aram yok diyorsanız. Kebapların acısız olanını tercih edebilirsiniz. Ayrıca şabut balığı, çiğköfte ve sayısız mezenin de tadına bakabilirsiniz. Tatlı olarak şıllık, billuriye, kadayıf…

Urfa’da ne içmeliyim? Menengiç kahvesi, gümgüm, mırra.

Urfa’nın tarihî butik otelleri de görülmeye değer. Gayet uygun fiyatlarla hizmet vermekteler. Birçok tarihi konak hem otel hem de restoran hizmeti vermekte. Bunun yanı sıra akşamları da sıra gecesi eğlencesi düzenlemekte ve sıra gecesi şiddetle tavsiye edilir.images 27a403bf

dmyyrr içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
dmyyrr içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.