fbpx

<<< Bölüm 1 İçin

asd 64bc40cb

Dahi anlamındaki “da”nın tam olarak uyduğu insan, büyük sanat ve bilim insanı Leonardo da Vinci, sadece Rönesans’ın değil, tüm zamanların en büyük dâhilerinden birisi. Evlilik dışı bir çocuk olarak doğuyor. İçindeki dâhiyi anlaması geç olmuyor, yaşıtları oyunlar oynarken o oyun oynamak yerine sanatıyla meşgul oluyor. Babasının desteği ile 17 yaşında bir ressamın yanında çırak oluyor.

20 yaşına geldiği zaman, kendi siparişlerini alıyordu. Yeteneğini ispatlamıştı ama eşcinsel eğilimleri onu neredeyse canından ediyordu. Leonardo’nun üreme eyleminin iticiliği ile ilgili bir söylemi vardı ama onun derdi kadınlardı, cinsellikle ilgili bir sorunu yoktu. O dönem eşcinselliğin cezası ölümdü, aile güçlerini kullanarak davayı düşürdü. Leonardo, bir dolu işini yarım bırakıp Milano’ya kaçtı. 17 yıl boyunca Milano’da çalıştı.

Kişisel hayatından çok eserlerine ve bize bıraktıklarına geçme zamanı. Leonardo’yu genelde hepimiz Mona Lisa tablosundan tanıyoruz. Mona Lisa tablosunun da bu kadar ünlü olmasının sebebinin çalınması ve uzun zaman bulunamaması olduğunu bilmeyen yoktur herhalde diye düşünüyorum. Kaybolunca her yere “aranıyor” diye asılan Mona Lisa artık herkes için popüler oluyor ve şehrin tüm duvarlarını süslüyor. Ama Leonardo sadece Mona Lisa değil, Kuyumculuktan heykeltıraşlığa, resim, mimarlık, optik teoriler ve perspektif dolayısıyla geometri, doğa bilimleri ve müzik gibi geniş bir yelpazede bilim insanı unvanının içini tam anlamıyla dolduran bir dâhi.

Ben bu büyük ustanın birçok eserinden birkaçına değinmek istiyorum. Çünkü hepsini anlatmaya kalksak kelimeler, sayfalar yetmez.

Son Akşam Yemeği: Sanat tarihinin şüphesiz en meşhur ve en önemli resimlerinden birisi. Hem yapıldığı dönemde hem de günümüzde son derece ilgi görmüş, sevilmiş ve nefret edilmiştir. Günümüzde popüler kültürü çok fazla etkilemiştir. Resmi anlatmaya gerek yok çünkü muhtemelen her insan bunu biliyordur. Gelelim ayrıntılara. Resme bakarken gözlerinizin serbestçe dolaştığını ve en sonunda nereye bakarsanız bakın gözlerinizin İsa figürüne döneceğini göreceksiniz.  İsa’nın havarileriyle yediği bu son yemek sahnesinde sanki bir rahatlama hissi geliyor bize. İsa tam merkeze konumlandırılmış, havariler onun sağına ve soluna gruplar hâlinde dağıtılmış. İsa kollarını iki yana açmış, üzgün ve çaresiz gözüküyor. Çünkü bu onun son akşam yemeği.

Bu eserde hem bir düzen var hem de bir olay. Yüz ifadeleri, el kol hareketleri ve daha birçok detayı izlemekten kendinizi alamıyorsunuz. Ancak resme son bir kez bakıp kafanızı çevirmek ya da sayfayı değiştirmek istediğinizde gözünüz İsa figürüne kayıyor. Bu Leonardo Da Vinci’nin oluşturduğu mükemmel perspektif ve kompozisyon ile mümkün oluyor. Bu odanın aydınlatılması neredeyse loş gibi değil mi? Etrafta dikkatimizi dağıtacak hiçbir ayrıntı yok. İsa’nın arkasında bulunan pencere, dikkati önünde sonunda merkeze çeken önemli bir detay.

The Last Supper Leonardo Da Vinci High Resolution 32x16 83f1a15a

Detaylarda boğulmamak için başka eserlerine geçeceğim. Benim en sevdiğim ve hayranlıkla izlediğim bir diğer eseri ise Annunciation yani “duyuru” veya “müjde“. 1472-1475 tarihli ahşap üzerine bir tablodur. İtalya’nın Floransa kentindeki Uffizi galerisinde yer almaktadır.

Leonardo, Müjde’yi yirmili yaşlarının başında daha gençliğinde çıraklık yaptığı Andrea del Verrocchio’nun stüdyosunda kalırken bitirmiş olabilir gibi gözüküyor.

Bakire bir genç kadın olan Meryem’in melek Cebrail ile karşılaşması ve İsa’ya hamile olduğunun kendine bildirilmesi yani müjdelenmesini içeren bu tablosunda Leonardo dindar bir kadın olan Meryem’in evinde dua ederken karşısında tanrının elçisi Cebrail belirir, Cebrail Meryem’i selamlar ve kendisine tanrı katında övülmüş, kadınların en kutsalı olduğunu ve doğuracağı İsa isimli çocuğun Tanrı’nın oğlu olduğunu açıklar.

Resmin genel konusu bu ama bence ilgi çekici olan resimde perspektif. Benim ilgimi çeken en önemli şey aslında arka planın mükemmel duruşu. Dağlar ve ağaçlar o kadar gerçekçi ve özenle yapılmış ki hayran kalınarak izlenecek bir tablo. Arka plandaki o görüntünün Kudüs’ün görünümü olması beklenir ama öyle değil. Leonardo bu arka planda kendi tanıdığı ve bildiği İtalya’nın Toscana bölgesini resmetmiştir. Bir ilgi çekici nokta ise şu, Meryem’in önünde bulunan mermer tabla veya rahle aslında Leonardo’nun eseri yaptığı yıllarda çırağı olarak çalıştığı ressam Verrocchio’nun üzerinde çalıştığı bir lahit mezar görünümündedir.

SOD 0325 AnunciationoftheLord 790x480 2f97c403

Bir başka esere geçmek istiyorum izin verirseniz. Kişisel olarak çok sevdiğim sanatçılardan olan Da Vinci’nin bence bir diğer güzel eseri İsa’nın Vaftizi. Leonardo ile Verrocchio’nun ortak çalışması sonucu ortaya çıkmış bir tablodur. Leonardo tarafından çizilen en soldaki meleğin en çarpıcı özelliği dinamizmdir. Verrocchio’nun çizdiği sağdaki donuk yüzlü melek ise boş gözlerle diğer meleğe bakıyor. Verdiği anlam kendisinden çok daha canlı ve ifade yüklü melekten etkilenmiş olmasıdır.

Bir Mesih olarak kabul gördükten sonra Vaftizci Yahya’ya giderek kendisini vaftiz etmesini ister ve Yahya da kendisinin bir günahkâr olduğunu ve günahsız olan İsa’yı vaftiz etme cüretini gösteremeyeceğini belirtir ama İsa bunu reddeder ve isteği üzerine vaftiz edilme işlemi gerçekleşir. İsa’nın neden vaftiz edildiği bilinmese de bunun Yahya’nın kutsallığını vaftizin tanrı tarafından onaylandığını göstermek amacıyla yapılmış olabilir.

verrocchio vinci 92f474f6

Ve gelelim Vitruvius Adam’a. Leonardo’nun günlüklerinin birinde bulunan, aldığı notların yanında çizdiği bir eskizdir Vitruvius. 1492 yılında yapıldığı düşünülmektedir. Antik Romalı ünlü mimar ve yazar Marcus Vitruvius Pollio’nun “De Architectura” adlı eserinde açıkladığı oranlardan esinlenerek yapıldığından, “Vitruvius Adamı” olarak anılır. Vitruvius eserinde düzenlerin kökenleri, oranları, detayları hakkında birçok konudan bahsetmiştir ve aynı zamanda 3 temel nizamın insan formuyla ilgili olduğunu öne sürmüştür. Vitruvius’a göre insan bedenindeki orantılar göze doğal bir biçimde hoş gelmektedir ve bu gözlemi onu binalarını da benzer oranlar kullanarak tasarlamaya yöneltmiştir. Leonardo’nun bu resminde ise iç içe geçmiş bir daire ve bir karenin ortasında, uzuvları açık üst üste gelen çıplak bir erkeği betimlemektedir. İlginç bir hikâyesi olan bu çizim, basit bir eskiz gibi görünmesine rağmen uzun yıllar boyunca pek çok bilim insanını düşündüren bir geometrik sorunun yanıtını gizlemektedir. Çizime eşlik eden notlara “Oranların Kanunu” ya da “İnsanın Oranı” da denir. Çizimin önemli detayı, insan vücudunu geometrik bir şekilde yorumlamasıdır.

Da Vinci Vitruve Luc Viatour 88b58b62

Böyle böyle daha bitiremeyiz dâhi Leonardo’yu. Elimden geldiğince büyük hayranı olduğum bu bilim ve sanat insanını sizlere aktarmak istedim. Bitirirken de şundan bahsedeceğim ve bu büyük ustanın eşsiz eserlerine rağmen mütevazılığı gözümüzden kaçmasın.

Leonardo da Vinci’nin ölümüne yakın söylediği şu cümle bence çok dikkat çekici: “Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için tanrıyı ve insanlığı gücendirdim.”

Yaşar Gülveren içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Yaşar Gülveren içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.