fbpx

O kadar çok cinayet işledim ki İnterpol düzeyinde aranıyorumdur. Ünlü oldum kendi çapımda, tüm seri katiller gibi niye bu cinayetleri işliyorum diye düşünülsün istedim. Belki birkaç gün kamuoyunda lanse ettim, o kadardı işte.

Sonra vazgeçtim şöhretten. Şöhretim tüm dünyada kol gezse de kim anlayabilirdi ki bu kadar kanlı vahşeti. Üzerine düşünmeye başladım sonra, çok garip değil miydi? Mutsuz değildim hatta mutsuzluk ne bilmezdim. Nedendi peki bunca vahşet. Zevk mi alıyordum bundan, sanmıyorum.

Hep zor bi’ hayatım oldu, reenkarnasyon varsa eğer diğer hayatımda kedi olmak isterim. Minnoş bir sahibim olsaydı. “N’apıyor bu manyak karı yumak atıyor.” bana diye söylendiğim. “Ee ne oldu, aldım yumağı, şimdi eğlendik mi biz?” diye içimden saçma söylemlerde bulunduğum kedicik olsaydım.

Ama ölmeyi hiç istemiyorum. Bu hayattan daha çok alacağım var benim, mahsuplaşmamız bayağı zor gibi. Ünlü olmayı bırakmış bir katil olsam da yaşamaya benim de hakkım var. Daha sokak lambalarının altında yağmuru izlemek gibi minik hayallerim var sürekli ertelediğim. Bu hayatı hak ettiği gibi yaşamak gibi yeminlerim var tutamadığım.

Gecenin son yudumunu paylaşırken ne olduğunu sorgulayan insanlarla, ben bir sigara daha yaktım. Dumanı doldurdu ciğerimi, ben üfledim, odam ve gözlerim doldu. Ağlayabilen bir insan da olamadım ben. Burada yanlış anlaşılmasın, her katil ağlayamaz diye bir genelleme yapmayalım.

Sonuçta Türkiye’nin sahip olduğu çivici seri katili de insanları kötü ruhlardan koruduğuna inanırken onlar için göz yaşı dökmüştü. Tasnif edebileceğim birisi hiç olmadı, garip bir stili vardı. Ben onu da anlayamadım.

O kadar yakardım da sahi ben anlayabilmiş miydim beni. Kendime bir şato inşa etmiştim. O kadar büyük ki beğendiğim bir odayı tekrardan bulamıyorum. İnce ip bağlayıp gezmeyi denedim ama ip bile karmakarışık oldu yine bulamadım ne odayı ne de yolumu. Minicik olmama rağmen neden bu kadar büyük bir şatoya ihtiyaç duydum ki. Yine bir bilinmezlik.

Sonra çatı katında denize açılan bir odaya girdim. Kapıyı üzerime kendim kilitledim, anahtarı bilmem kaç kat yüksekliğindeki balkondan hiç aramayı umut etmemek üzere fırlattım.

Yıllar geçti, artık hiç hatırlayan bir seri katil olarak hâlâ aynı odadayım. Kapıyı açma fikri aklımdan hiç geçmedi bu dizeleri yazana kadar. Burada hiç olmadığım kadar huzur doluydum. Bilinmezlik ihtiyacımın hepsini kim olduğum gerçeğini aramam gideriyordu.

Evet o kadar zaman geçti, hadi artık balkona çıkalım ve bulalım kendimizi umulmaz karanlığın koynunda.

Mermaid içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Mermaid içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]